Mesajında, “Balkan kültürünün, yerel halk geleneklerinin ve insan ile doğa arasındaki binlerce yıllık uyumun yaşayan doğal varlığıdır” diyen Çidem, Istrancaları koruyarak ortak doğal mirasa sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekti.
DOKU Başkanı Göksal Çidem, mesajında şu sözleri kaydetti, “Istranca Dağları Türkiye ve Bulgaristan arasında uzanan, Avrupa'nın en değerli doğal yaşam alanlarından biridir. 1/3 Bulgaristan tarafında, 2/3 ise Türkiye tarafındadır. Binlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan bu eşsiz ekosistem; temiz su kaynakları, kadim ormanları, zengin biyolojik çeşitliliği ve kültürel mirasıyla sınırların ötesinde ortak bir doğal hazinedir. Dünya Çevre Günü'nde bir kez daha hatırlatmak isteriz ki doğanın korunması yalnızca çevrecilerin değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur. İklim krizi, orman kayıpları, plansız madencilik faaliyetleri, Endüstriyel hayvancılık tesisleri, enerji ve ulaşım projelerinin yarattığı baskılar ile doğal alanların parçalanması, Istrancaların geleceğini tehdit etmektedir.
Türkiye ve Bulgaristan'daki kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim insanlarını ve sivil toplum kuruluşlarını Istrancaların korunması için daha güçlü iş birliği yapmaya davet ediyoruz. Özellikle; Eski doğal ormanların korunması, Sulak alanların ve su kaynaklarının güvence altına alınması, Nadir ve tehdit altındaki türlerin yaşam alanlarının korunması, Ekolojik koridorların devamlılığının sağlanması, İki ülke sınırında AB tarafından yapılan jiletli teller derhal kaldırılmalıdır.
Karşı tarafta Yerel Yönetimler ve Resmi Kurumların davet üzerine katıldığımız yıllardır sürdürülen etkinliklerde doğaya ve kültüre verilen değerlerin yaşatılmasına ve geliştirilmesine şahitlik ederken, Türkiye tarafında ise yıkıma şahitlik ederken üzülmemek elde değil.
Soruyoruz; Aynı ormanın diğer tarafında maden ve enerji (RES) projelerine izin verilmezken, bizim tarafta neden ORMANLARIMIZIN HER YERİNDE maden ve enerji projelerine izin veriliyor? Istrancalar yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Doğayı korumak; Yaban hayatını, suyu, toprağı, havayı ve yaşamı korumaktır. Istrancaları koruyalım, biyolojik çeşitliliği yaşatalım, ortak doğal mirasımıza sahip çıkalım.
Bir tarafta Istranca köylerinde yankılanan gayda ve davul sesleri binlerce yıllardır sürdürülen gelenekler ve UNESCO tarafından da tanınan binlerce yıllık Nestinari(kor üzerinde yürüme) ritüeli gayda ve davul sesleri ile yapılmaktadır. Türkiye tarafında ise iş makinelerinin gürültüsü, dinamit patlatmaları, maden ve taş ocakları ile rüzgâr enerji santrallerinin (RES) yarattığı baskılar ( gürültü, flaş etkisi ve kuş göç yolu üzerinde bariyer etkisi ) bulunmaktadır. Bu karşıtlık, Istrancaların karşı karşıya olduğu temel sorunu açıkça ortaya koymaktadır: Doğal ve kültürel mirasın korunması ile kısa vadeli ekonomik çıkarlar arasındaki tercihlere kurban edilmektedir.
Istrancalar yalnızca ormanlardan, derelerden ve yaban hayatından ibaret değildir. Bu coğrafya aynı zamanda ortak Balkan kültürünün, yerel halk geleneklerinin ve insan ile doğa arasındaki binlerce yıllık uyumun yaşayan doğal varlığıdır. Doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, aynı zamanda bu kültürel değerlerin de geri dönülmez biçimde yok etmektedir.”






