10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla Kırklareli Memur-Sen Engelliler Komisyonu Başkanı Erkan Kanaatlı mesaj yayınladı. Bu haftanın sıradan bir tarih olmadığını belirten Başkan Kanaaatlı, “Bizler, bu haftayı sadece farkındalık oluşturulan bir dönem olarak değil, engelli bireylerin toplumsal hayatın her alanında ‘özne’ olduğu bir geleceğin inşası için kritik bir eşik olarak görüyoruz. Temel şiarımız nettir: ‘Bizsiz asla.’ dedi.
Engellilerin sadece "danışılan" değil, "karar veren" konumunda olmaları gerektiğini vurgulayan Erkan Kanaatlı mesajında şu ifadelere yer verdi: “Hayatımızı doğrudan etkileyen kararların, görüşümüz alınmadan kapalı kapılar ardında verilmesi artık kabul edilemez. "Bizsiz asla" demek, demokratik bir haktır. Şehir planlamasından istihdama kadar her alanda sadece "fikri sorulan" değil, bizzat "karar veren" masada oturan tarafta olmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; içinde olmadığımız her platform, sesimizin duyulmadığı her masa eksiktir. Yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar her kademede engelliler, sadece "danışılan" değil, "karar veren" konumunda olmalıdır. Erişilebilirlik, engelli bireylerin temel haklarını kullanabilmeleri için gereken en kritik eşik, yani bir "anahtar hak" niteliğindedir. Sadece fiziksel çevreyle sınırlı kalmayan bu kavram; bilgiye ulaşımı, dijital dünyayı ve iletişim olanaklarını da kapsayan bütünsel bir yaşam hakkıdır. Erişilebilirlik bir ayrıcalık veya yardım değil; sosyal adaletin ve eşit yaşam hakkının temelidir. Bir binaya rampa yapılmaması teknik bir detaydan ziyade, hareket özgürlüğünün ve adaletin önündeki somut bir barikattır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinden fiziksel çevreye kadar tam erişilebilirlik sağlanmadığı sürece; çalışma hakkı ve toplumsal katılım gibi kavramlar sadece kağıt üzerinde kalan birer vaatten öteye gidemez.
Eğitim, engelleri aşmanın en güçlü anahtarıdır; ancak bu anahtarın işlevsel olması için fırsat eşitliği ve tam erişilebilirlik şarttır. Erişilebilirlik , okullarda ve üniversitelerde sadece rampalardan ibaret görülmemeli; Braille alfabeli materyaller, işaret dili tercümanlığı ve erişilebilir dijital içerikler eğitimin ayrılmaz parçası haline getirilmelidir. Eğitimde destek mekanizmaları güçlendirilmeden ve okul ortamları her engel grubuna uygun hale getirilmeden gerçek bir toplumsal eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Erişilebilirlik, görme, işitme veya ortopedik engel grupları fark etmeksizin tüm bireylerin kamusal hizmetlere eşit şekilde ulaşabilmesini gerektirir. Türkiye’de engelli bireylerin karşılaştığı zorluklar, kişisel birer "eksiklik" değil; çözüm bekleyen derin yapısal sorunlardır. Bu engelleri aşmak; yalnızca fiziksel düzenlemelerle değil, kamusal bir zihniyet dönüşümüyle ve engelli bireyi hayatın her alanında bir "özne" olarak kabul eden hak temelli bir yaklaşımla mümkündür.Memur-Sen Engelliler Komisyonu olarak, insanca yaşamın ve toplumsal adaletin gereği olan bu dönüşümü şu temel ayaklar üzerine inşa ediyoruz:
1. İstihdamda Onur ve Liyakat
Engelli bireylerin çalışma hayatına katılımı, bir yardımseverlik faaliyeti ya da doldurulması gereken soğuk bir kota istatistiğinden ibaret görülmemelidir. Eğitimini tamamlayan her bireyin, kendi yetkinliklerine ve eğitimine uygun, ayrımcılığa uğramadığı kadrolarda yer alması temel hakkıdır. Engelli kamu görevlilerinin sadece "yardımcı işlerde" tutulmasına karşı çıkıyor; görevde yükselme, kariyer basamaklarını tırmanma ve liyakatlerine göre dikey hareketlilik sağlama haklarını savunuyoruz. Çalışma alanlarının ergonomik hale getirilmesi ve mobbing ile kararlı bir şekilde mücadele edilmesi, iş yerindeki huzurun ve insanca yaşamın vazgeçilmezidir.
2. Kamusal Politikalar ve Denetim
Kâğıt üzerinde kalan yasalar, engelli bireyin hayatını kolaylaştırmaya yetmez. Hakların gerçek anlamda hayata geçmesi için denetim ve yaptırım şarttır. Kamu ve özel sektördeki engelli kotası uygulamaları sıkı bir denetimden geçirilmeli, engellilerin hak ettikleri kadrolara yerleşmesi sağlanmalıdır. Engelli bireyi yardıma muhtaç bir konumda tutan değil, onu üretken bir yurttaş olmaya teşvik eden ve ekonomik bağımsızlığını destekleyen sosyal politikalar hayata geçirilmelidir.
3. Zihniyet Dönüşümü: "Birlikte Başarma" Bilinci
Toplumun en büyük engeli, bakış açısındaki o görünmez duvarlardır. Toplumdaki "acıyarak bakma" refleksi artık yerini, engelli bireyin haklarını tanıyan ve farklılıkları bir zenginlik olarak gören bir "birlikte başarma" bilincine bırakmalıdır. Bizler, engelli kardeşlerimizin eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal hayata kadar karşılaştığı tüm duvarları yıkmaya kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki, engelli bireylerin kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olduğu bir Türkiye, sadece bir hayal değil, adaletin gerektirdiği bir zorunluluktur. Bizim için bizsiz asla. Adalet, herkes için eşit olan değil; farklılıkları gözeterek hakkaniyeti sağlayan bir anlayışı gerektirir. Engelli bireylerin yaşadığı zorlukları görmezden gelen bir sistem adil değildir. Bu nedenle sosyal politikaların, yalnızca genel çözümler üretmekle kalmayıp, özel ihtiyaçlara duyarlı şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Memur-Sen Engelliler Komisyonu olarak, engelli bireylerin haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Amacımız; erişilebilir, kapsayıcı ve adil bir toplumun inşasına katkı sunmaktır. Bu mücadele yalnızca engelli bireylerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki gerçek bir değişim, birlikte mümkün olur. Engelli bireylerin sesi duyulmadan, ihtiyaçları anlaşılmadan ve çözüm süreçlerine aktif katılımları sağlanmadan kalıcı ilerleme sağlanamaz. Haklarımızdan vazgeçmeden, adaletin izinde, erişilebilir ve eşit bir gelecek için birlikte yürümeye devam edeceğiz.”




