Programda, "Türk edebiyatının ilk edebî romanı" kabul edilen İntibah’ın sadece bir aşk hikâyesi değil; Tanzimat dönemindeki toplumsal değişimin, yanlış batılılaşmanın ve insan iradesinin bir panoraması olduğu vurgulandı.
Konferans kapsamında; romanın sansürlenen bölümleri, mekân anlayışı, karakter analizleri ve Namık Kemal’in fikir dünyası üzerine çeşitli sunumlar gerçekleştirildi. Genç araştırmacıların sunumlarıyla zenginleşen program, öğrencilerin ve öğretim üyelerinin yoğun katılımıyla tamamlandı. Namık Kemal’in sanat anlayışı, meşhur "Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar" (Hakikat kıvılcımı, fikirlerin çarpışmasından doğar) sözüyle hatırlatıldı. Etkinliğin amacının, eseri farklı fikirlerle tartışarak bu hakikate ulaşmak olduğu belirtildi.
Sunumda, eserin 150 yıl sonra bile güncelliğini korumasının sebebi, Tanzimat insanının yaşadığı kimlik karmaşasını ve bireyin duyguları karşısındaki zayıflığını (Âli Bey karakteri üzerinden) evrensel bir dille anlatması olarak gösterildi.
Konferans boyunca Namık Kemal’in vatan sevgisini ve hürriyet tutkusunu işleyen şiirlerinden pasajlar okundu. Yazarın edebiyatı sadece estetik bir alan değil, toplumu geliştiren bir güç olarak gördüğü; bu uğurda sürgün ve sansürle mücadele ettiği vurgulandı.

İstanbul ve Çamlıca tasvirlerinin romandaki önemine değinilerek, mekanların karakterlerin ruh halini yansıtan birer ayna görevi gördüğü ifade edildi. Özellikle konak kültürünün, geleneksel aile yapısının ve sosyal ilişkilerin sembolü olduğu belirtildi.
Programın sonunda, İntibah’ın Türk edebiyatı için sadece "geçmişte kalmış bir eser" değil, bugün bile akademik çalışmalara yön veren, insan doğasına ışık tutan sarsılmaz bir kültürel miras olduğu bir kez daha teyit edildi.




