<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kırklareli Alternatif Gazetesi</title>
    <link>https://www.alternatifgazetesi.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.alternatifgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 15:49:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Bir Kalp İçin 8 Kritik Önlem!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen<i> ‘</i>’Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya gelen Acıbadem Üniversitesi’nden uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılar ve önerilerde bulundular. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler.</p>

<p><strong>Kalp hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir belirti vermeden ilerliyor!”</strong></p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Damar tıkanıklığı en sık görülen sorun ve hızla yaygınlaşıyor!</strong></p>

<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan</strong> da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi. Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”</p>

<p><strong>Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa!</strong></p>

<p>Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay şöyle konuştu: “Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”</p>

<p>Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi.</p>

<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta kazandırılmalı! </strong></p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94 cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>Kalp Sağlığı İçin 8 Hayati Öneri!</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Her gün mutlaka bir saat düzenli yürüyüş yapın.</li>
 <li>Sigara içmeyin, pasif içici olmaktan da kaçının.</li>
 <li>Fast-food ürünlerden, aşırı tuzlu, yağlı, paketli gıdalar, hamur işleri ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Akdeniz tipi beslenmeye geçin.</li>
 <li>Diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, trigliserid yüksekliği gibi metabolik hastalıklara karşı düzenli kontrollerinizi olun ve doktorunuz ilaç tedavisini gerekli gördüyse mutlaka uyun.</li>
 <li>İdeal kilonuza mutlaka sağlıklı yollarla ulaşın ve koruyun.</li>
 <li>Bel çevresindeki yağlar en tehlikelisi. Kilo verseniz bile bel çevrenizdeki yağlar enflamasyona yol açtığından, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’yi aşmamasına özen gösterin.</li>
 <li>Ailede birinci derece yakınlarınızda kalp hastalığı öyküsü varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kardiyak muayenelerinizi olun.</li>
 <li>Stresinizi yönetmeyi mutlaka öğrenin ve aşırı stresten uzak durun.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/1-4857.jpg" type="image/jpeg" length="87329"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuzda Bu 6 Belirti Varsa Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuzda-bu-6-belirti-varsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuzda-bu-6-belirti-varsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda çocuklar ve ergenler arasında görülen öfke patlamaları, akran zorbalığı, içe kapanma, riskli davranışlar ve şiddet eğilimleri giderek artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sena Sivri, “Dijital dünyanın kontrolsüz etkisi, sosyal medyada şiddetin normalleşmesi, aile içi iletişimin zayıflaması, yoğun akademik baskı, yalnızlık hissi ve duygularını sağlıklı ifade edememe, bu tabloyu besleyen önemli faktörler arasında yer alıyor” diyor. Pek çok ebeveynin endişesini, “çocuğumu dışarı tek başına göndermeye korkuyorum”, “kötü arkadaş çevresine denk gelir mi?”, “internette kimlerle konuşuyor bilmiyorum”, “bir gün okuldan kötü bir haber gelir mi?” gibi sözlerle sıkça dile getirdiğini vurgulayan Sivri, çocuğunu koruma güdüsüyle bazı anne-babaların aşırı kontrolcü davranırken, bazılarının da neyi nasıl yöneteceğini bilemediği için çaresizlik hissettiğini söylüyor.</p>

<p>Çocukların, çoğu zaman yaşadıkları sıkıntıları anlatmayıp, davranışlarıyla belli ettiklerini ancak bazı ebeveynlerin yoğun yaşam temposu içinde bu sinyalleri “ergenliktir geçer”, “dikkat çekmek istiyor” ya da “her çocukta olur” diye yorumlayarak gözden kaçırabildiğini vurgulayan Sena Sivri, oysa erken fark edilen birçok sorunun, doğru yaklaşımla büyümeden çözülebileceğine dikkat çekiyor. Çocuğun davranışındaki ani değişimlerin çoğu zaman bir mesaj taşıdığını, bu nedenle yargılamadan gözlemlemek, sakin kalmak ve zamanında destek almak gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuklarda mutlaka dikkate alınması gereken 6 belirtiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. Ani öfke patlamaları ve saldırgan davranışlar</strong></p>

<p>Çocuk daha önce göstermediği şekilde bağırıyor, eşyaları fırlatıyor, kardeşine ya da arkadaşlarına zarar veriyorsa bu durum yalnızca “huysuzluk” olarak değerlendirilmemelidir. Bastırılmış stres, okul baskısı, zorbalık görme ya da duygularını yönetememe bu davranışların altında yatabilir. Özellikle sıklaşan öfke nöbetleri profesyonel değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p><strong>2. İçe kapanma ve yalnızlaşma</strong></p>

<p>Eskiden konuşkan ve sosyal olan bir çocuğun odasına kapanması, aileyle vakit geçirmek istememesi, arkadaşlarından uzaklaşması önemli bir sinyal olabilir. Çocuklar mutsuzluklarını çoğu zaman sessizlikle gösterirler. Bu durum depresif belirtiler, özgüven kaybı ya da okul ortamında yaşanan sorunlarla ilişkili olabilir.</p>

<p><strong>3. Uyku ve iştah düzeninde bozulma</strong></p>

<p>Gece korkuları, sık uyanma, kabus görme, iştahsızlık ya da aşırı yeme davranışları çocuğun ruhsal yük taşıdığını gösterebilir. Çocuk zihinsel olarak zorlandığında beden de tepki verir. Süreklilik gösteren değişimlerde ailelerin dikkatli olması gerekir.</p>

<p><strong>4. Ders başarısında ani düşüş ve dikkat dağınıklığı</strong></p>

<p>Başarılı bir öğrencinin kısa sürede dersten kopması, unutkanlık yaşaması, okula gitmek istememesi ya da öğretmen şikayetlerinin artması yalnızca “isteksizlik” olmayabilir. Kaygı, zorbalık, özgüven sorunları ya da duygusal stres akademik performansı doğrudan etkiler.</p>

<p></p>

<p><strong>5. Gizlilik, yalan söyleme ve riskli dijital davranışlar</strong></p>

<p>Telefonunu aşırı saklama, sürekli hesap değiştirme, kimlerle görüştüğünü gizleme, gece geç saatlere kadar çevrim içi kalma gibi davranışlar dikkatle izlenmelidir. Özellikle ergenlerde dijital ortamda kötü niyetli kişilerle temas, zorbalık ya da manipülasyon riski bulunabilir. Yasaklamak yerine güven temelli iletişim kurulmalıdır.</p>

<p><strong>6. Kendine zarar verme söylemleri veya umutsuzluk ifadeleri</strong></p>

<p>“Ben olmasam daha iyi”, “Kimse beni anlamıyor”, “Yaşamak istemiyorum” gibi cümleler asla küçümsenmemelidir. Bazı çocuklar yardım çağrısını bu şekilde dile getirir. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.</p>

<p><strong>Çocuğunuzla sağlıklı iletişimin 5 temel kuralı!</strong></p>

<p>Uzman Psikolog Sena Sivri “Çocuklarla sağlıklı bir iletişim kurmanın temelinde, onlara gerçekten “görüldüklerini ve anlaşıldıklarını” hissettirmek yatar. Gün içinde kısa da olsa birlikte geçirilen kaliteli zaman, çocuğun duygusal güvenini güçlendirirken; onu yargılamadan dinlemek, kendini ifade etme cesaretini artırır. Çocuğun hislerine isim koymak, duygularını tanımasına ve düzenlemesine yardımcı olurken, sınırların sevgi diliyle anlatılması kuralların daha kolay benimsenmesini sağlar. Tüm bunlara rağmen iletişimde zorlanılan durumlarda profesyonel destek almak ise sorunların büyümeden çözülmesine katkı sunar” diyor. Uzman Psikolog Sivri, çocuğunuzla sağlıklı iletişimin 5 temel kuralını şöyle sıralıyor;</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Her gün kısa da olsa kaliteli zaman ayırın. 15 dakikalık kesintisiz ilgi bile çocuk için çok değerlidir.</li>
 <li>Yargılamadan dinleyin. Hemen öğüt vermek yerine önce ne hissettiğini anlamaya çalışın.</li>
 <li>Duygularına isim verin. “Kızgın görünüyorsun”, “Canın sıkkın galiba” demek çocuğu rahatlatır.</li>
 <li>Kural koyarken bağ kurmayı unutmayın. Sınırlar sevgiyle anlatıldığında daha etkili olur.</li>
 <li>Gerekirse profesyonel destek alın. Erken alınan destek, büyüyen sorunları önler.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuzda-bu-6-belirti-varsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 08:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/2-2885.jpg" type="image/jpeg" length="94339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Hayatların İlk Tanığı Ebeler, Anne Adaylarına Rehberlik Ediyor]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/yeni-hayatlarin-ilk-tanigi-ebeler-anne-adaylarina-rehberlik-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/yeni-hayatlarin-ilk-tanigi-ebeler-anne-adaylarina-rehberlik-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli'nde görevli ebeler, Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında evlerinde ziyaret ettikleri anne adaylarına rehberlik yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli koordinatör ebeler, gebeliğinin son 3 ayındaki veya yüksek riskli olarak değerlendirilen gebeleri takip ediyor.</p>

<p>Bu kapsamda, anne adaylarının herhangi bir sağlık problemi olup olmadığı, doğumu hangi sağlık kuruluşunda planladığı, aile hekimliği hizmetlerinden yararlanma durumu, gebelik izlemleri ve gebe eğitimlerine katılımları değerlendiriliyor.</p>

<p><img alt="2-2889" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/2-2889.jpg" width="1200" /></p>

<p>Gerekli planlamaların ardından anne adayları evlerinde ziyaret ediliyor. Sağlık taramaları yapılan anne adaylarına, gebelikte beslenme, nefes egzersizleri, doğum süreci, bebek bakımı, emzirme ve lohusalık dönemi gibi konularda uzmanlar tarafından teorik ve pratik bilgiler veriliyor.</p>

<p><strong>"Gebelerimizin rahatladığını ve sürece adapte olduğunu görebiliyoruz"</strong></p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezinde koordinatör ebe Özge Nur Şen, , 13 yıldır ebelik mesleğini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Mesleğinin özveri, sorumluluk, şefkat ve bilgi gerektirdiğini ifade eden Şen, ebeliği severek yaptığını belirtti.</p>

<p>Anne adaylarının doğum öncesi ve sonrası süreçte bilinçlenmesi ve rahat bir dönem geçirmesi için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Şen, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla anne adaylarını doğuma hazırladıklarını kaydetti.</p>

<p><img alt="3-1551" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/3-1551.jpg" width="1200" />Ev ziyaretlerinin oldukça verimli geçtiğini belirten Şen, şöyle konuştu:</p>

<p>"Gebelerimizin durumlarını görmek, onları daha samimi bir ortamda değerlendirmek ve sorularını cevaplandırmak için yanlarında bulunuyoruz. Ev ziyaretleri, normal doğum sürecinde büyük bir destek aracı oluyor. Evde ziyaret ettiğimiz gebelerimizin rahatladığını ve sürece adapte olduğunu görebiliyoruz. Nefes çalışmaları yaptırıyoruz, pilates topunu tanıtma fırsatımız oluyor, masaj tekniklerini gösteriyoruz. Doğum süreci, hastaneye gitme zamanı ve diğer konularla ilgili sorularını yanıtlıyoruz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Gebelerimizin her zaman yanındayız"</strong></p>

<p>Uzman ebe Reyhan Şimşek Şıra ise yaptıkları ev ziyaretleriyle anne adaylarını doğum sürecine hazırladıklarını söyledi.</p>

<p>Ev ziyaretlerinin yanı sıra gebelerle belirli dönemlerde telefonla görüştüklerini ifade eden Şıra, "Gebelerimizin her zaman yanındayız. Evlerinde nefes egzersizleri, doğumda kullanacakları hareketler, ilaç dışı yöntemler, emzirme ve yenidoğan bakımıyla ilgili akıllarına takılan tüm konularda destek oluyoruz. Ebe olarak üzerimize düşen tüm görevleri yerine getiriyoruz." dedi.</p>

<p><img alt="4-740" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/4-740.jpg" width="1200" />Ebeliğin ayrıcalıklı bir meslek olduğunu dile getiren Şıra, en ihtiyaç duydukları dönemde kadınlara yardım edebilmenin çok kıymetli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>"Ebelerimizin verdiği hizmetten dolayı gayet memnunuz"</strong></p>

<p>Gebe Gökçe Nur Kasap da Sağlıklı Hayat Merkezine giderek hem kontrollerini yaptırdığını hem de bilinçli bir anne olmak için eğitimler aldığını kaydetti.</p>

<p><img alt="5-445" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/5-445.jpg" width="1200" /></p>

<p>Ebelerin belirli zamanlarda kendisini evinde de ziyaret ettiğini anlatan Kasap, "Ebelerimizin verdiği hizmetten dolayı gayet memnunuz. Bizi evimizde ziyaret ederek rahatlatıyorlar. Sağlık Bakanlığımıza hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/yeni-hayatlarin-ilk-tanigi-ebeler-anne-adaylarina-rehberlik-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/05/1-4867.jpg" type="image/jpeg" length="51518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vertigoyu Tetikleyen 10 Hata!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/vertigoyu-tetikleyen-10-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/vertigoyu-tetikleyen-10-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında baş dönmesi olarak bilinen vertigo yüzde 85 iç kulaktan kaynaklanırken, yüzde 15’i beyinle ilgili hastalıkların (migren, inme, tümörler, MS vb) belirtisi olabiliyor. Ancak baş dönmesi durumunda pek çok hasta, çoğu zaman hastanede hangi branşa başvuracağını bilemeyerek zaman kaybedebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 10 kişiden birinde görülen vertigo (baş dönmesi) son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Günümüzde yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle gençlerde de sık rastlanan vertigonun bir hastalık değil, önemli bir belirti olduğunu vurgulayan Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli, “Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresindeki nesnelerin döndüğünü, sallandığını veya hareket ettiğini hissetmesidir. Bu durum tek başına bir hastalık değil, altta yatan başka bir sağlık sorununun habercisidir” diyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Sürmeli, günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen hatta kişiyi eve hapsedebilen vertigoyu tetikleyen hataları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Yüzde 85 iç kulaktan kaynaklanıyor ama!</strong></p>

<p>Halk arasında baş dönmesi olarak bilinen vertigo yüzde 85 iç kulaktan kaynaklanırken, yüzde 15’i beyinle ilgili hastalıkların (migren, inme, tümörler, MS vb) belirtisi olabiliyor. Ancak baş dönmesi durumunda pek çok hasta, çoğu zaman hastanede hangi branşa başvuracağını bilemeyerek zaman kaybedebiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi KBB Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli </strong>bu konuda şöyle konuşuyor: “Baş dönmesi baş hareketleriyle tetikleniyorsa, kulak çınlaması, işitme kaybı veya kulakta dolgunluk hissi eşlik ediyorsa öncelikle KBB (Kulak Burun Boğaz) uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu belirtiler iç kulak kaynaklı bir soruna işaret eder. Ancak baş dönmesi şiddetli baş ağrısıyla geliyor, kolda-bacakta uyuşma/güçsüzlük, çift görme, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü gibi belirtiler eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden Nöroloji uzmanına başvurulmalıdır.”</p>

<p><strong>Tanı koymada gecikme yaşanabiliyor, çünkü… </strong></p>

<p>Ülkemizde her 10 kişiden birinde vertigo görüldüğünü, ancak vertigonun her hastada aynı şekilde ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Sürmeli, bu durumun tanıyı zorlaştıran en önemli faktörlerden birisi olduğunu söylüyor. Doç. Dr. Sürmeli şöyle diyor: “Hastalar şikayetlerini çoğu zaman ‘her şey dönüyor’, ‘yürürken savruluyorum’, ‘yer ayağımın altından kayıyor’ ya da ‘sarhoş gibiyim’ şeklinde ifade ediyor. Bazı hastalarda ise sadece sersemlik hissi, göz kararması veya dengesizlik ön planda olabiliyor. Bu nedenle her baş dönmesi aynı değildir ve detaylı değerlendirme gerektirir.” Vertigonun çoğunlukla tedavi edilebilir ve yönetilebilir bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Sürmeli “Doğru tanı, düzenli takip, önerilen egzersizlerin yapılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile vertigo ataklarını en aza indirmek mümkündür. Ancak vertigoyla birlikte nörolojik bulgular (uyuşma, güçsüzlük, bilinç kaybı, bayılma, konuşma bozukluğu, çift görme, şiddetli ve hiç geçmeyen baş dönmesi) eşlik ediyorsa, ani ve tek taraflı işitme kaybıyla geliyorsa, ileri yaşta ilk kez ortaya çıktıysa, hipertansiyon, diyabet hastalığı varsa, zaman kaybetmeden Nöroloji uzmanına başvurulmalıdır” diyor.</p>

<p><strong>Vertigoyu tetikleyen 10 hata!</strong></p>

<p>“Klinik gözlemler ve araştırmalar; son yıllarda vertigo şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısında belirgin bir artış olduğuna işaret etmektedir” diyen KBB Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli, günlük yaşamda yapılan bazı hatalı davranışların da vertigoyu tetiklediğini vurguluyor. Doç. Dr. Sürmeli vertigoyu tetikleyen 10 hatalı davranışı şöyle sıralıyor;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Yataktan hızla kalkmak</li>
 <li>Başı ani çevirmek veya yukarı-aşağı sallamak</li>
 <li>Aşırı tuz tüketmek</li>
 <li>Yetersiz su içmek</li>
 <li>Uzun süre ekran başında hareketsiz kalmak</li>
 <li>Yeterli ve kaliteli uyumamak</li>
 <li>Düzensiz ve hareketsiz yaşam tarzı</li>
 <li>Stresi kontrol edememek ve anksiyete</li>
 <li>Düzensiz ve sağlıksız beslenme, öğün atlama</li>
 <li>Aşırı kafein ve alkol tüketmek.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/vertigoyu-tetikleyen-10-hata</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4813.jpg" type="image/jpeg" length="57360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bacaklarda Geçmeyen Şişlik ve Ağrıya Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/bacaklarda-gecmeyen-sislik-ve-agriya-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/bacaklarda-gecmeyen-sislik-ve-agriya-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde özellikle kadınlarda sık görülen varis ve lipödem, dolaşım sistemiyle ilişkili, son derece önemli iki hastalık olmasına rağmen toplumsal farkındalığın az olması nedeniyle sadece estetik bir problem gibi algılanarak göz ardı edilebiliyor. Bu durum da tanı ve tedavide gecikmelere yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Dr. Arzu Ercan, “Sinsi ilerleyen ve tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen varis ve lipödem, hastalar tarafından çoğu zaman kilo artışı ya da vücutta hacim artışı ile karıştırılabilmektedir. Bu nedenle bacaklarda geçmeyen şişlik, ağrı, hassasiyet, şekil bozukluğu ve morarma gibi belirtiler mutlaka ciddiye alınmalı ve gecikmeden doktora başvurulmalıdır” diyor. KVC Uzmanı Dr. Ercan, varis ve lipödeme zemin hazırlayan 8 etkeni sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p>Son yıllarda hareketsiz (sedanter) yaşam, bilgisayar başında uzun süre kesintisiz oturma, sağlıksız beslenme, fazla kilo, aşırı tuz tüketimi, yetersiz su içme, düzenli egzersiz yapılmaması ve yanlış kıyafet seçimi gibi etkenler, dolaşım sistemini ciddi şekilde bozabiliyor. Günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeyen bu hatalar zamanla bacaklarda şişlik, ağrı ve dolaşım bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Dr. Arzu Ercan genetik etkenlerin yanı sıra yanlış yaşam alışkanlıklarının da varis ve lipödemin günümüzde hızla yaygınlaşmasına yol açtığını belirterek, erken dönemde müdahale edilmezse tablonun daha da ağırlaşabileceğini söylüyor. Bacaklarda ağrı, şişlik, morarma ve şekil bozukluğu gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması ve zaman kaybetmeden doktora başurulması gerektiğini belirten Dr. Ercan “Nasıl olsa geçer” diyerek belirtileri görmezden gelmek ya da doktora gitmeyi ertelemek hastalığın ilerlemesine yol açar. Erken dönemde doktora başvurmak en kritik adımdır” diyor.</p>

<p><strong>“Kilo aldım” sanılıyor, ama!..</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lipödemin çoğu zaman kilo artışıyla karıştırıldığını vurgulayan Dr. Ercan “Lipödem, vücudun özellikle alt bölgelerinde anormal yağ birikimi ile karakterize kronik bir yağ dokusu hastalığıdır. Hastalar genellikle bunu kilo artışı zanneder ve diyet-egzersize rağmen sonuç alamadıklarında hayal kırıklığı yaşarlar” diyor. Varisin ise; toplardamarların genişlemesi ve işlevini yitirmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Dr. Ercan, kanın geriye kaçmasıyla damarların belirginleştiğini ifade ediyor. Hastalığın zamanla ağrı, yanma ve şişlik gibi şikayetlerle ilerleyebileceğini ve özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde riskin arttığını vurguluyor.</p>

<p><strong>Modern tedaviler yüz güldürüyor</strong></p>

<p>Günümüzde gelişen tıbbi yöntemlerle hem varis hem de lipödem tedavisinde başarılı sonuçlar alındığını belirten KVC Uzmanı Dr. Arzu Ercan şöyle konuşuyor: “Lazer ve radyofrekans gibi minimal invaziv yöntemlerle varis tedavi edilebilmektedir. Lipödemde ise manul lenf drenajı, kompresyon tedavisi ve egzersiz temelli multidisipliner yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. Artık ameliyatsız ya da minimal girişimlerle hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebiliyor. Ancak tedavi sürecinde kişiye özel planlama büyük önem taşıyor.”</p>

<p><strong>Varis ve Lipödem’e zemin hazırlayan 8 etken!</strong></p>

<p>KVC Uzmanı Dr. Arzu Ercan, varis ve lipödeme yol açabilen 8 etkeni şöyle açıklıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Uzun süre hareketsiz kalmak</li>
 <li>Dar kıyafetler ve yanlış ayakkabı seçimi</li>
 <li>Düzenli egzersiz yapmamak</li>
 <li>Fazla kilo</li>
 <li>Dengesiz beslenme</li>
 <li>Aşırı tuz tüketimi</li>
 <li>Bilgisayar başında uzun süre kesintisiz oturmak</li>
 <li>Yetersiz su tüketimi</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/bacaklarda-gecmeyen-sislik-ve-agriya-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 08:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4811.jpg" type="image/jpeg" length="24189"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara Şirketleri 20 Yaş Altı Gençleri Ve Çocukları Hedef Alıyor]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, sigara şirketlerinin özellikle 20 yaş altı gençleri ve çocukları hedef aldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ergüder,  sigaranın en ölümcül ve önlenebilir risk faktörlerinden biri olduğunu ifade etti.</p>

<p>Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon, Türkiye'de ise 100 bine yakın kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle erken yaşta hayatını kaybettiğini vurgulayan Ergüder, sigara dumanında 7 binin üzerinde kimyasal madde bulunduğunu, bunların yaklaşık 80'inin doğrudan kanserojen olduğunu belirtti.</p>

<p>Sigara şirketlerinin stratejik olarak gençleri hedef aldığını dile getiren Ergüder, "Sigara şirketleri en çok 20 yaşından küçük gençleri ve çocukları hedef alır çünkü onları küçük yaşta nikotin bağımlısı yaptıklarında, hayat boyu bağımlı hale getirerek ekonomik olarak da kendilerine bağlarlar." dedi.</p>

<p>Türkiye’nin 2008 yılında yürürlüğe giren "Dumansız Hava Sahası" uygulamasıyla tütün kullanım oranını yüzde 27'lere kadar düşürdüğünü hatırlatan Ergüder, 2013 yılından sonra sigara şirketlerinin taktik değişikliğine gitmesiyle bu oranların yeniden yükselişe geçtiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son 10 yılda tütün kullanımında artış gözlendiğine dikkati çeken Ergüder, "Özellikle 2013'ten sonra sigara şirketleri daha çok genç kadınlara ve kız çocuklarına yöneldi. Bu durum kadınlar arasında tütün kullanım oranının artmasına neden oldu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de tütün kullanım oranı yüzde 34'e, kadınlarda ise yüzde 20'nin üzerine çıktı." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sigaranın toplum sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ergüder, Türkiye'de erkeklerin yaklaşık yüzde 50'sinin sigara kullandığını söyledi.</p>

<p>Tütün kullanımının yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi üzerinde de büyük yük oluşturduğunu belirten Ergüder, tedavi giderleri, ilaç harcamaları ve iş gücü kaybının ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2847.jpg" type="image/jpeg" length="25373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta Yeni Dönem! Resmi Gazetede Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/saglikta-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/saglikta-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mynet’in haberine göre geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi ve uygulama merkezi açma koşulları kolaylaştırıldı. Böylece, sunulan hizmetin daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya ulaşması amaçlandı.</p>

<p>Yönetmelikle, GETAT uygulama ünitesi ya da merkezi bulunan sağlık kuruluşlarında, yalnızca belirli odalarda değil tedavi hizmeti sunulan tüm odalarda ve yataklı servislerde GETAT hizmetleri sunulabilecek. Düzenleme kapsamında, daha özellikli ve riskli hasta gruplarına hizmet sunabilen GETAT uygulama merkezlerinin, devlet hastaneleri ile 100 yatak ve üzeri kapasiteye sahip özel hastanelerde de açılabilmesine imkan sağlandı. Böylece, hasta grupları dahil olmak üzere tüm vatandaşların GETAT hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.</p>

<p>Yönetmelik değişikliğiyle, GETAT hizmeti sunabilecek sağlık kuruluşlarının kapsamı genişletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="1-4804" class="detail-photo img-fluid" height="576" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4804.jpg" width="864" /></p>

<p>Buna göre, aile hekimliklerinin yanı sıra sağlık meslek hizmet birimleri ve evde sağlık hizmet birimlerinde GETAT uygulama ünitelerinin açılabilmesi mümkün hale getirildi. Daha önce diş hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile polikliniklerinde uygulanan GETAT hizmetleri, yeni düzenlemeyle diş hekimliği muayenehanelerinde de sunulabilecek. Diş hekimleri sadece diş hekimliği mesleğinin icrası kapsamında sertifikalı oldukları akupunktur, apiterapi, fitoterapi, hipnoz, sülük, homeopati, kupa, mezoterapi, proloterapi, ozon ve müzik terapi gibi GETAT uygulamalarını yapabilecek. Yönetmelikte, dünyada yaygın şekilde uygulanan, vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesine odaklanan manuel terapi yöntemlerinden osteopati, kayropraksi ve refleksoloji uygulamalarının Türkiye'de de etkin ve güvenli şekilde yaygınlaştırılması amacıyla yeni düzenlemeler de hayata geçirildi.</p>

<p>Buna göre, osteopati ve kayropraksi uygulamaları Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilerek GETAT eğitim merkezlerinden sertifika alan hekimler ve fizyoterapistler tarafından uygulanabilecek. Refleksoloji uygulamaları ise sertifikalı sağlık çalışanları tarafından yapılabilecek, yaşlı bakım teknikeri ve evde bakım teknikeri ise uygulamaya yardımcı olabilecek. Bahsi geçen meslek grupları, GETAT eğitim merkezlerinde verilen eğitime katılarak sertifika alabilecek. Hekim dışı uygulayıcılar ise hekimin değerlendirme ve yönlendirmesi doğrultusunda hasta üzerinde işlem gerçekleştirebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/saglikta-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2838.jpg" type="image/jpeg" length="88101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yurt Dışı İlaç Alımlarında Yeni Düzen!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/yurt-disi-ilac-alimlarinda-yeni-duzen</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/yurt-disi-ilac-alimlarinda-yeni-duzen" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıkta 'ilaç krizi'ne karşı stratejik hamle geldi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurtdışı ilaç alımında yeni düzene geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah'ın haberine göre; 100'e yakın kanser ilacını yurtdışından getirten SGK, 2025 yılında yurtiçi ve yurtdışı toplamda 411.6 milyar TL'lik ilaç harcaması gerçekleştirdi. 2026'da bu rakamın 600 milyar TL'ye ulaşması öngörülüyor. SGK, 2025 yılında ucuz eş değer kaydı ve ilaç fiyat indirimi sonucu toplam 470 bin euro tasarruf sağladı.</p>

<p>SGK, alımlarda saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, gizliliği, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlayacak Kişisel tedavi için yurt dışından alınacak ilaçlar, genel sağlık sigortasından yararlandırılan kişilere tedavilerini aksatmayacak şekilde ulaştırılacak.</p>

<p>Yurt dışında ilaç alımı için Yurt Dışı İlaç Alım Komisyonu kurulacak. Komisyon eksiksiz toplanacak, kararlar oy çokluğuyla alınacak. Komisyon, tahmini ihtiyaç miktarı, bütçe kısıtlamaları, ilaca özel durumlar, ivedilik, geçmiş dönem sarf miktarı gibi kriterleri dikkate alarak ilaç ihtiyaç listesini, süresini ve alım yöntemini belirleyerek ihale yetkilisinin onayına sunacak.</p>

<p>Yurt dışından getirilecek ilaçlar listesinde bulunmayan veya alternatif ilaçları tespit etmek için SGK, piyasa araştırması yapacak. Yurt dışından ilaç temin edecekler için ilaç temin kaynağı listesi oluşturulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yurt dışından temin edilecek ilaç alımlarında kullanılmak üzere dinamik alım sistemi kurulabilecek. Dinamik alım sistemi, tüm istekli olabileceklerin başvurusuna açık şekilde ve ön yeterlik dokümanında belirlenen yeterlik kriterlerine göre yapılacak ön yeterlik değerlendirmesine dayalı olarak kurulacak. Ön yeterlik değerlendirmesi aşamasında fiyat teklifi sunulmayacak. Ön yeterlik başvurusu 3 kez reddedilen adaylar, aynı takvim yılı içinde aynı beşeri tıbbi ürün için yeniden başvuru yapamayacak. Dinamik alım sisteminde münferit alımlar da yapılabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/yurt-disi-ilac-alimlarinda-yeni-duzen</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4801.jpg" type="image/jpeg" length="43746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[50 Yaş Sonrasında Bu Kontroller Hayat Kurtarıyor!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/50-yas-sonrasinda-bu-kontroller-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/50-yas-sonrasinda-bu-kontroller-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[50 yaş, takvimde sadece bir dönüm noktası değil; aynı zamanda sağlık açısından kritik bir eşik olarak kabul ediliyor. Bu dönemle birlikte vücutta hücre yenilenmesi yavaşlıyor, metabolizma hız kaybediyor ve kas kütlesi azalırken yerini yağ dokusu almaya başlıyor. Ayrıca, damar esnekliğinin ve kemik yoğunluğunun azalması vücudu kronik hastalıklara karşı daha savunmasız hale getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alışkanlıklarımız bu süreçte nasıl bir yaşam süreceğimizin en güçlü belirleyicisi oluyor. Sağlıklı beslenmek, düzenli spor yapmak, stresi yönetmek ve yeterli uyumak biyolojik yaşlanmanın etkilerini belirgin ölçüde azaltıyor. Bunların yanı sıra düzenli olarak yapılan test ve tarama programları da hastalıkların erken teşhis edilmesinde, hatta bazı hastalıkların önlenmesinde hayati bir rol oynuyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yavuzer, günümüzde yaşlanmanın artık bir “gerileme” süreci olarak görülmediğini belirterek, “Doğru yaşam alışkanlıkları ve düzenli tıbbi taramalar sayesinde hem yaşam süresi uzamakta hem de yaşam kalitesi belirgin şekilde artmaktadır. Günümüzde aktif, enerjik ve konforlu bir ikinci bahar yaşamak mümkündür” diyor.</p>

<p><strong>“Kendimi iyi hissediyorum” hatasına düşmeyin! </strong></p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yavuzer,<strong> </strong>ilerleyen yaşla birlikte organ ile sistem rezervlerinde yaşanan azalma ve değişimlerin düzenli kontrolleri çok daha önemli hale getirdiğini vurguluyor. “Kendimi iyi hissediyorum, doktora gitmeme gerek yok” düşüncesinin ileri yaşlardaki en büyük yanılgılardan biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hakan Yavuzer, kalp-damar ve kanser gibi ciddi hastalıkların uzun süre hiçbir belirti vermeden sessizce ilerlediğine dikkat çekerek, “Bu nedenle test yaptırmak için şikayetlerin başlamasını beklemek büyük bir risk taşımaktadır. Düzenli yapılan tarama programları hastalıkları henüz belirti vermedikleri dönemde tespit etmektedir. Tedaviye erken başlanması sayesinde komplikasyonlar önlenebilmekte ve hayati riskler önemli ölçüde azaltılmaktadır” diye konuşuyor. <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yavuzer,</strong> 50 yaşından itibaren asla aksatmamanız gereken testleri ve tarama programlarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>

<p><strong>Metabolik Sistem Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Diyabet, insülin direnci ile tiroit hastalıkları, ilerleyen yaşla birlikte metabolizma hızının düşmesi ve ailesel genetik faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkabiliyor. Özellikle açlık glukoz, üç aylık glukoz ortalaması (HbA1c), insülin direnci (HOMA-IR), kan lipid düzeyleri, tiroit fonksiyonları, karaciğer ve böbrek fonksiyonları ile B12 vitamin düzeylerinin tespit edilmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı? </strong>Obezite sorununda ve hastalık tespit edilen durumlarda yılda 2-3 kez test tekrarları öneriliyor.</p>

<p><strong>Kardiyolojik Değerlendirme</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sağlıklı bir yaşam için günlük tuz tüketimini 5 gramın altı olarak belirlese de ülkemizde kişi başı günlük ortalama tuz tüketimi yaklaşık 10,2 gram civarında seyrediyor. Prof. Dr Hakan Yavuzer, “Bu yüksek tüketim özellikle 50 yaş üzerinde damar sertliği, hipertansiyon ve buna bağlı kalp krizi ile inme riskini artırıyor” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı?</strong> Hiçbir şikâyet olmasa bile düzenli kan basıncı ölçümü, EKG (Elektrokardiyografi), Efor Testi, Ekokardiyografi ve yılda bir kez rutin kalp- damar kontrolleri hayat kurtarıyor. Risk faktörleri ve ek hastalıklara göre kontrol sıklığı artırılabiliyor.</p>

<p><strong>Kanser Taraması</strong></p>

<p>İlerleyen yaşla birlikte kanserin görülme riske de artıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yavuzer, bu nedenle kanser tarama programlarının 50 yaş sonrasında daha da önemli hale geldiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Kolon kanseri:</strong> Kolonoskopi kolon kanserinin erken tespit edilmesinde “altın standart yöntem” olarak nitelendiriliyor. Bunun yanı sıra dışkıda gizli kan testine de başvurulabiliyor. Kolon kanserinin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı? </strong>Risk faktörü bulunmuyorsa 50 yaşından itibaren 10 yılda bir kolonoskopi öneriliyor. Polip ve benzeri riskli durumlar varsa yıllık kolonoskopi kontrolleri önem kazanıyor. Ailedeki risk durumuna göre kolonoskopi yöntemine daha erken yaşlarda da başlanabiliyor.</p>

<p><strong>Akciğer kanseri:</strong> Özellikle uzun yıllar sigara öyküsü olan kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi öneriliyor.</p>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı? </strong>Ailede kanser öyküsü bulunmuyorsa yılda bir kez düşük doz bilgisayarlı tomografi taramaları yeterli oluyor. Risk tespit edildiği durumlarda bu tarama daha sık talep edilebiliyor.</p>

<p><strong>Kadınlar için meme ve rahim ağzı kanseri: </strong>Yaş ilerledikçe meme ve rahim ağzı kanseri riski de artıyor. Bu nedenle mamografi ve pap smear ile HPV (Human Papilloma Virüsü) taraması yaşamsal önem taşıyor. Düzenli taramalar ile her iki kanser türü erken dönemde tespit edilebiliyor. Daha da önemlisi, rahim ağzı kanserinde kanser öncesi hücresel değişiklikler yakalanabiliyor ve tedavi sayesinde kanser gelişimi önlenebiliyor.</p>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı?</strong> 40 yaşından itibaren mamografi ve 65 yaşına kadar hekimin önerdiği sıklıkta pap smear ile HPV taraması içeren kadın doğum muayenesinin aksatılmaması gerekiyor.</p>

<p><strong>Erkekler için prostat kanseri: </strong>Prostat kanserinin erken tespitinde prostat spesifik antijen (PSA) testi ve ürolojik muayene büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı?</strong> Ürolojik muayenenin 1-2 yılda bir tekrar edilmesi yaşam kurtarıyor.</p>

<p><strong>Kemik Taraması</strong></p>

<p>Kadınlarda menopozla birlikte hormonal eksilmelere bağlı olarak osteoporoz (kemik erimesi) başlıyor. Bunun sonucunda ileri yaşlarda boy kısalması, yaygın kemik ağrısı ve kemik kırıkları riski oluşuyor.</p>

<p><strong>Hangi sıklıkta yaptırmalı?</strong> Kemik yoğunluğu ve D vitamini seviyelerinin ölçümünün yıllık olarak tekrar edilmesi öneriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/50-yas-sonrasinda-bu-kontroller-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 08:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4788.jpg" type="image/jpeg" length="84688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde Hastaya İlk Kez Tam Kat Kornea Nakli Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-hastaya-ilk-kez-tam-kat-kornea-nakli-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-hastaya-ilk-kez-tam-kat-kornea-nakli-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağ gözünde görme kaybı yaşayan hasta, Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan tam kat kornea nakliyle yeniden görmeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 2 yıl önce sağ gözünde görme kaybı yaşayan 72 yaşındaki Sefer Kabukara, Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniğine başvurdu.</p>

<p><img alt="2-2812" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2812.jpg" width="1200" />Kabukara'nın gözündeki rahatsızlığın tedaviye yanıt vermemesi üzerine kornea nakli yapılmasına karar verildi. Gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Akif Erol ile Yıldırım Kocapınar tarafından Kabukara'ya tam kat kornea nakli gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="3-1506" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/3-1506.jpg" width="1200" />Başarılı operasyonun ardından Kabukara, yaklaşık 2 yıl sonra yeniden görme yetisi kazandı.</p>

<p>İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit, organ ve doku nakline ilişkin son yıllarda Kırklareli'nde başarılı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının "koruyan, üreten ve geliştiren sağlık" modelinin kentte uygulandığını belirten Cerit, bu kapsamda Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde nitelikli ameliyatların sayısının arttığını ifade etti. Özellikle görme kaybı yaşama riski bulunan ya da görme kaybı yaşayan hastalarda kornea naklinin büyük önem taşıdığını dile getiren Cerit, şehir dışından müracaat eden hastanın nakil işlemleri sayesinde yeniden sağlığına kavuştuğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="4-709" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/4-709.jpg" width="1200" /></p>

<p>Cerit, "Bugün hayata yeniden 'merhaba' diyen, görmeye kavuşan bir hastamız sağlığına kavuştu." dedi.</p>

<p>Dr. Öğretim Üyesi Erol da Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez tam kat kornea naklini başarıyla gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-424" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/5-424.jpg" width="1200" />Hastanın yaklaşık 2 yıllık tedavi ve hazırlık sürecinin ardından nakil sonucu yeniden sağlığına kavuştuğunu anlatan Erol, "Bir ekip çalışması olarak bu cerrahiyi başarılı şekilde tamamlamış bulunmaktayız. Hastanın artık hayata yeni bir pencere açması için gerekli işlemlerimizi yaptık ve sağlığına kavuştu."</p>

<p><img alt="6-242" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/6-242.jpg" width="1200" /></p>

<p>Kabukara da yeniden görebildiği için mutlu olduğunu belirterek, "Allah devletimize zeval vermesin. Daha öncesinde çok az görüyordum şimdi sağlığıma kavuştum." diye konuştu.</p>

<p>Kocapınar da, ameliyatın başarılı geçtiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-hastaya-ilk-kez-tam-kat-kornea-nakli-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4773.jpg" type="image/jpeg" length="82504"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar Aylarında Gözleri Tehdit Eden 5 Önemli Sorun!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/bahar-aylarinda-gozleri-tehdit-eden-5-onemli-sorun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/bahar-aylarinda-gozleri-tehdit-eden-5-onemli-sorun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, havadaki polen miktarının artması ve değişken hava koşulları göz sağlığını tehdit eden pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Alerjik reaksiyonlardan enfeksiyonlara, kuru göz şikayetlerinden kornea yüzeyindeki çiziklere kadar uzanan bu tablo özellikle hassas bünyelerde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, havadaki polen miktarının artması ve değişken hava koşulları göz sağlığını tehdit eden pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Alerjik reaksiyonlardan enfeksiyonlara, kuru göz şikayetlerinden kornea yüzeyindeki çiziklere kadar uzanan bu tablo özellikle hassas bünyelerde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Gözlerde basit gibi görünen kaşıntı ve kızarıklıklar ihmal edilmemelidir. Erken önlem almak hem şikayetleri azaltmada hem de gözlerde hasar oluşumu ve enfeksiyon gibi olası komplikasyonları önlemede kritik rol oynamaktadır” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, bahar aylarında en sık görülen 5 göz şikayetini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Baharda göz şikayetlerini hafife almayın! </strong></p>

<p>Bahar aylarıyla birlikte atmosferdeki polen yükünün artması, sıcaklık ve nem dengesindeki değişimler ile rüzgârın taşıdığı partiküllerin göz yüzeyini doğrudan etkileyen çevresel faktörleri belirgin şekilde artırdığını belirten Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Oküler yüzey; konjonktiva, kornea ve gözyaşı filmiyle birlikte bu dış etkenlere sürekli maruz kalan dinamik bir yapıdır. Alerjen temasının artması, gözyaşı film tabakasının bozulması ve çevresel irritanların yoğunlaşmaları; gözde inflamasyon, kuruluk ve enfeksiyon gelişimini kolaylaştırır. Bu nedenle bahar aylarında ortaya çıkan göz sorunları hafife alınmamalı, erken dönemde doğru yaklaşımla değerlendirilmelidir” diyor.</p>

<p><strong>Baharda Artan 5 Önemli Göz Sorunu!</strong></p>

<p><strong>Alerjik konjonktivit (Göz alerjisi)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bahar aylarında en sık karşılaştığımız göz hastalıklarının başında alerjik konjonktivit gelir” diyen Prof. Dr. Özgül Altıntaş, gözün en dış tabakası olan konjonktivanın ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havada yoğunlaşmalarına karşı reaksiyon geliştirdiğini belirtiyor. Bu durum şiddetli kaşıntı, kızarıklık, sulanma, yanma ve göz kapaklarında hafif şişlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Tedavinin temelini alerjiye neden olan etkenle teması mümkün olduğunca azaltmak oluşturuyor. Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dış ortamdan kaçınmak, pencereleri kapalı tutmak ve dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanmak koruyucu önlemler arasında yer alıyor. Şikayetlerin arttığı dönemlerde soğuk kompres uygulamasının da faydalı olabildiğini vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Ancak yakınmalar devam ediyorsa hastaların hekime başvurmaları son derece önemlidir. Tedavide uygun antialerjik göz damlalarıyla şikayetlerin azaltılması hedeflenmektedir” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Özgül Altıntaş, eğer her yıl bahar aylarında şiddetli göz alerjisi yaşıyorsanız, şikayetler başlamadan yaklaşık iki hafta önce göz hekiminize başvurmanın son derece önemli olduğunu belirterek, “Koruyucu alerji damlalarıyla bahar aylarını çok daha rahat geçirmek mümkündür” diyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Bahar nezlesi (Vernal keratokonjonktivit)</strong></p>

<p>Vernal keratokonjonktivit halk arasında bahar nezlesi olarak biliniyor. Özellikle çocukluk ve genç erişkinlik döneminde görülen bahar nezlesi ilkbahar ve yaz aylarında alevlenebiliyor. Gözlerde yoğun kaşıntı, ışığa karşı hassasiyet, gözde yabancı cisim hissinin yanı sıra göz çevresinde beyaz renkli, yapışkan bir akıntı gelişiyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Vernal konjonktivitte tedavi süreci daha uzun ve kontrollü ilerler. Şikayetlerin kontrol altına alınabilmesi ve kornea tutulumu gibi komplikasyonların önlenebilmesi için hastaların düzenli olarak göz hekimi takibinde olmaları ve planlanan tedaviye uyum göstermeleri büyük önem taşır” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Kuru göz sendromu</strong></p>

<p>Bahar aylarında artan rüzgâr, değişken hava koşulları ve havadaki alerjen yükü, gözyaşı film tabakasının daha hızlı buharlaşmasına ve kalitesinin bozulmasına neden olabiliyor. Bu durum göz yüzeyinde yeterli nemliliğin sağlanamamasına yol açarak; batma, yanma, kum kaçmış hissi ve zaman zaman bulanık görme gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Kuru göz sendromunun tedavisinde temel hedefin gözyaşı dengesini yeniden sağlamak olduğunu anlatan Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Bu amaçla uygun suni gözyaşı preparatları kullanıyoruz. Ayrıca rüzgârlı ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmasını, kapalı alanlarda nem dengesinin sağlanmasını ve özellikle dijital ekran kullanımı sırasında bilinçli olarak göz kırpma sıklığının artırılmasını istiyoruz” diyor.</p>

<p><strong>Enfeksiyöz konjonktivit (Viral veya bakteriyel)</strong></p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte dış ortamda ve kalabalık alanlarda geçirilen sürenin artması nedeniyle bulaşıcı göz enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Özgül Altıntaş, şu bilgileri paylaşıyor: “Enfeksiyöz konjonktivit; gözde belirgin kızarıklık, sulanma ve rahatsızlık hissiyle ortaya çıkar. Sarı-yeşil renkte yoğun çapaklanma ve özellikle sabahları göz kapaklarının birbirine yapışması bakteriyel enfeksiyonları düşündürürken; daha sulu akıntı ve kızarıklık viral etkenlerde daha ön plandadır. Bakteriyel konjonktivit tedavisinde, antibiyotikli damla veya merhemlerin uygun süre ve dozda kullanılması önemlidir. Viral konjonktivitlerde ise hastalık çoğunlukla kendi kendini sınırlar; tedavi semptomları hafifletmeye yöneliktir ve soğuk kompres ile suni gözyaşı uygulamaları rahatlama sağlar. Her iki durumda da bulaşma riskinin yüksek olması nedeniyle el hijyenine dikkat edilmesi, havlu ve yastık kılıfı gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması enfeksiyonun yayılımını önlemede kritik rol oynar.”</p>

<p><strong>Kornea yüzeyinde çizikler </strong></p>

<p>Rüzgârla birlikte havada taşınan toz, toprak ve çeşitli partiküllerin göze temas etme riski belirgin şekilde artıyor. Bu yabancı cisimler kornea yüzeyinde çiziklere neden olarak batma, sulanma, kızarıklık ve rahatsızlık hissi oluşturabiliyor. Gözdeki yabancı cisim görünür durumdaysa koruyucu içermeyen suni gözyaşı damlaları ile gözden uzaklaştırılabilse de şikayetler devam ederse mutlaka bir göz hekimine danışılması gerekiyor. Aksi halde gözde enfeksiyon gelişebiliyor, kornea yüzeyinde hasar derinleşebiliyor, hatta korneada kalıcı leke oluşabiliyor.</p>

<p><strong>Bahar Aylarında Göz Sağlığınızı 4 Adımda Koruyun!</strong></p>

<p><strong>Alerjen temasını azaltın</strong></p>

<p>Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarıda bulunmaktan kaçının, dış ortamda koruyucu güneş gözlüğü kullanın ve kapalı alanlarda filtreli havalandırma sistemlerini tercih edin.</p>

<p><strong>Göz ve el hijyenine dikkat edin</strong></p>

<p>Gözlerinizi ovuşturmayın, ellerinizi sık sık yıkayın ve havlu, yastık kılıfı gibi kişisel eşyaları ortak kullanmayın. Kontakt lens kullanıyorsunuz hijyen kurallarına ekstra özen gösterin.</p>

<p><strong>Çevresel koşulları düzenleyin</strong></p>

<p>Bulunduğunuz ortamın nem dengesini koruyun ve dijital ekran kullanımında düzenli aralar vererek göz kırpma refleksinizi destekleyin.</p>

<p><strong>Yüzünüzü bol suyla yıkayın, akşamları duş alın</strong></p>

<p>Dışarıdan eve gelindiğinde özellikle yüzün bol suyla yıkanmasını öneren Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Polenler saçlara ve kirpiklere çok kolay tutundukları için akşamları da duş almak, alerjenlerin yatağa taşınmasını önler” diyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/bahar-aylarinda-gozleri-tehdit-eden-5-onemli-sorun</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2786.jpg" type="image/jpeg" length="49035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz Etine Yol Açan 4 Önemli Etken!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/goz-etine-yol-acan-4-onemli-etken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/goz-etine-yol-acan-4-onemli-etken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan gözde et büyümesi, tıp dilinde ‘pterjium’ olarak adlandırılıyor. Masum sanılan ancak tedavi edilmediğinde sinsice ilerleyerek ciddi sonuçlara yol açabilen göz eti, özellikle gözlerde kanlanma ve kızarma ile ortaya çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Gözde et büyümesi çoğu zaman gözlerin buruna yakın iç kısımlarında yoğun kızarıklık ile fark edilir. Hastalar kendileri aynaya baktıklarında veya çevresindekilerin dikkat çekmesi ile fark ederler. Bu doku zamanla korneanın üzerine yürüyebilir ve görme alanını kapatabilir. Başlangıçta basit bir kızarıklık ve kanlanma gibi görülse de ilerlediğinde görme kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle geçmeyen göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göz eti büyümesinde hastaların şikayetlerini ‘Gözüme sanki kum tanesi kaçmış gibi hissediyorum veya herkes bana gözlerin neden bu kadar kırmızı, az mı uyudun ya da alkol mü aldın diye soruyor’ gibi söylemlerle dile getirdiğini belirten Dr.Tolga Birgül, oysa bu durumun çoğu zaman gözde et büyümesinden kaynaklanabildiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, göz etine yol açan 4 önemli etkeni anlattı, belirtilere ve tedaviye yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Güneş ışığı ve ultraviyole maruziyeti</strong></p>

<p>Göz eti gelişiminde en önemli faktörlerden biri güneş ışığına uzun süre maruz kalmak. Araştırmalar, yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerde pterjiumun (gözde et büyümesi) daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Rüzgar, toz ve kum gibi çevresel tahriş</strong></p>

<p>Toz, kum ve rüzgar gibi çevresel faktörler, özellikle açık havada çalışan kişilerde riski artırıyor. Zira göze sık sık kaçan toz, kum ve yabancı cisimler göz yüzeyindeki dokuyu sürekli uyararak tahrişe neden olurken, bu tahriş zamanla dokunun (konjonktivanın) kalınlaşmasına ve korneaya doğru ilerleyen et büyümesine zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p><strong>Kronik göz kuruluğu</strong></p>

<p>Uzun süre bilgisayar veya telefon ekranına bakmak da göz kuruluğuna yol açabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Özellikle bilgisayar başında gerekli göz molalarını vermeden uzun süre kalan ve yine uzun süreler telefon ekranına bakan kişilerde göz kuruluğu arttığı için bu hastalığa daha sık rastlayabiliyoruz. Göz yüzeyinin yeterince nemli olmaması da pterjium gelişimini kolaylaştırabiliyor” diyor.</p>

<p><strong>Göz yapısının kuruluğa yatkın olması</strong></p>

<p>Bazı kişilerde göz yüzeyi doğal olarak daha hassas ve nem dengesini korumakta zorlanan bir yapıya sahip olabilir. Bu durum göz yüzeyinin dış etkenlere karşı daha kolay tahriş olmasına neden olur. Yeterli nem sağlanamadığında gözün koruyucu tabakası zayıflar ve konjonktiva dokusu zamanla kalınlaşıp korneaya doğru ilerleyebilir. Göz kuruluğu yaşayan kişilerde bu süreç daha kolay tetiklenebilir ve pterjium (gözde et büyümesi) gelişme riski artabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>

<p><strong>Gözünüzde bu belirtilere dikkat!</strong></p>

<p>Dr. Tolga Birgül, göz eti büyümesinin belirtilerini şöyle sıralıyor;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gözde sürekli kızarıklık ve kanlanma</li>
 <li>Gözde yanma, batma ve sulanma</li>
 <li>Gözün iç kısmında kabarıklık oluşması</li>
 <li>Estetik olarak gözün kırmızı görünmesi</li>
 <li>Beklenmemiş şekilde Astigmat gelişmesi veya artması</li>
</ul>

<p><strong>Gözde et büyümesinin tedavisi nasıl yapılıyor!</strong></p>

<p>Gözde et büyümesinin tedavisi hastalığın durumuna göre planlanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Her pterjiumun ameliyat edilmesi gerekmeyebiliyor. Eğer doku uzun süre aynı kalıyorsa, stabil ise takip edilebiliyor. Ancak aktif büyüyen ve korneaya ilerleyen pterjiumlarda cerrahi tedavi gerekiyor” diyor. Bu ayırımın yapılması için göz muayenesi yapılması gerektiğini, tedavide en önemli noktanın cerrahi sonrası tekrar oluşumun önlenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Tolga Birgül şöyle konuşuyor: “Pterjium cerrahisinde sadece et dokusunun çıkarılması yeterli değildir. Asıl önemli olan ameliyat sonrası tekrar etmesini önlemektir. Bunun için özel cerrahi teknikler kullanıyoruz; et dokusunu çıkardıktan sonra konjonktival flep ve otogreft gibi yöntemlerle kapatmadan önce geride kalan yüzeyi elmas uçlu özel bir tur motoruyla mikro düzeyde temizliyoruz. Bu yöntemle geride kalabilecek mikroskobik dokular da temizleniyor ve tekrar etme riski önemli ölçüde azaltılıyor.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/goz-etine-yol-acan-4-onemli-etken</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 08:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4748.jpg" type="image/jpeg" length="89717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli; Karekodlu Oda Kimliklendirme Sistemi İncelendi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-karekodlu-oda-kimliklendirme-sistemi-incelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-karekodlu-oda-kimliklendirme-sistemi-incelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’ndeki sağlık tesislerinde hayata geçirilen karekodlu oda kimliklendirme sistemi uzman isimler tarafından incelendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme çalışmaları kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Kırklareli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde uygulanan karekodlu oda kimliklendirme sistemi Kamu Hastaneleri Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Enes Güler tarafından yerinde incelendi. Başkan Güler’e İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri de eşlik etti.</p>

<p><img alt="1-4721" class="detail-photo img-fluid" height="1920" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4721.jpg" width="1440" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan değerlendirmelerde karekodlu oda kimliklendirme sisteminin hasta güvenliği ve hizmet kalitesine önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Sistemle; hasta, hekim, cihaz ve oda eşleşmesi dijital ortamda anlık olarak takip edilebiliyor. Böylelikle yanlış hasta veya yanlış işlem riski minimize edilerek güvenli sağlık hizmeti sunumu destekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-karekodlu-oda-kimliklendirme-sistemi-incelendi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4722.jpg" type="image/jpeg" length="11212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde “Yenidoğan Canlandırma Programı” Eğitimi Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yenidogan-canlandirma-programi-egitimi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yenidogan-canlandirma-programi-egitimi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından “Yenidoğan Canlandırma Programı” kapsamında sağlık personeline yönelik eğitim düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli Sağlık Müdürlüğü tarafından “Yenidoğan Canlandırma Programı kapsamında sağlık personeline yönelik eğitim gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü Dr. Safiye Ali Toplantı Salonunda yapılan eğitime kamu ve özel hastaneler ile 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarında görevli 21 sağlık personeli katıldı.</p>

<p><img alt="2-2749" class="detail-photo img-fluid" height="685" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2749.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit, programının doğumda bebeğe ilk müdahaleyi yapan tüm sağlık çalışanlarını kapsayan hizmet içi eğitim programı olduğunu söyledi. Eğitimi tamamlayan personele katılım belgelerini takdim eden Müdür Cerit, bu tür eğitimlerin devam edeceğini kamuoyuyla paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yenidogan-canlandirma-programi-egitimi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4703.jpg" type="image/jpeg" length="34416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu Virüs Çocuklarda Hızla Bulaşıyor!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/bu-virus-cocuklarda-hizla-bulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/bu-virus-cocuklarda-hizla-bulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun yakalandığı bu enfeksiyon en sık Coxsackie virüsünden kaynaklanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun yakalandığı bu enfeksiyon en sık Coxsackie virüsünden kaynaklanıyor. Genellikle kreş ve okul öncesi dönemde, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen hastalığın bu yaş grubunda yaygın olmasının temel nedeni ise bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi. El ile ayak bölgesinde döküntüler ve ağız içinde yaralar ile kendini gösteren hastalık çoğu zaman hafif seyretmesine rağmen hızlı bulaşma özelliği nedeniyle dikkatle takip edilmeli. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Akif Atlan, genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden geçen el ayak ve ağız hastalığının nadiren de olsa ciddi tablolara yol açabileceğini belirterek, “Bu nedenle, erken dönemde doktora başvurmak hem çocuğun sağlığını korur hem de hastalığın yayılmasını önler” diyor. Nadiren de olsa sinir sistemi veya kalp tutulumu gibi ciddi komplikasyonlar gelişebileceği için hastalığın hafife alınmaması gerektiği uyarısında bulunan Dr. Muhammed Akif Atlan, “Çocuk yeterli sıvı alamıyorsa, yüksek ateş uzun sürüyorsa, belirgin halsizlik varsa veya çocuk genel olarak iyi görünmüyorsa mutlaka yeniden doktora başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, özellikle sıvı kaybına bağlı komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemlidir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>En sık neden Coxsackie virüsü</strong></p>

<p>El ayak ve ağız hastalığı; genellikle Coxsackie virüsü ve halk arasında 'bağırsak virüsleri' olarak bilinen enterovirüslerin neden olduğu viral bir enfeksiyondur. Hastalığın genellikle hafif ateş, halsizlik ve iştahsızlıkla başladığını vurgulayan Dr. Muhammed Akif Atlan, ilerleyen süreçte görülen belirtileri şöyle sıralıyor: “Ardından ağız içinde ağrılı yaralar gelişir. Bu yaralar çocukların yemek yemesini zorlaştırabilir. Daha sonra el içi, ayak tabanı ve bazen kalça bölgesinde döküntüler ortaya çıkar. Bu döküntüler bazen küçük kabarcıklar şeklinde olabilir.”</p>

<p><strong>Çocuklarda hızla bulaşıyor! </strong></p>

<p>El ayak ve ağız hastalığı hızla bulaşabilen bir viral enfeksiyon özelliği taşıyor. Virüs, hastalığı taşıyan çocuğun tükürüğü, burun akıntısı, dışkısı (özellikle bez değiştirme sırasında) ve vücut salgılarıyla temas edilmesi yoluyla kolayca bulaşabiliyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüsün özellikle çocukların bir arada bulundukları kreş ve okul gibi toplu ortamlarda hızla bulaşabildiğini vurgulayarak, “Bulaşma riskine karşı çocuğun ellerinin sık sık yıkanması, oyuncakların ve ortak kullanılan yüzeylerin temizlenmesi ve hasta çocukların mümkünse evde dinlendirilmesi son derece önemlidir” diyor.</p>

<p><strong>Tedavide amaç konforu artırmak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>El ayak ve ağız hastalığında döküntüler birkaç gün içinde azalırken, ağız yaraları biraz daha uzun sürebiliyor. Hastalığa özgü bir tedavi yöntemi olmadığı için çocuğun şikayetlerini azaltmaya ve konforunu sağlamaya yönelik yöntemlere başvuruluyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüs kaynaklı olması nedeniyle el ayak ve ağız enfeksiyonunda antibiyotik tedavisinin etkili olmadığına işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Ateş düşürücüler ve yeterli sıvı alımı tedavinin temelini oluşturmaktadır. Ağız içindeki yaraların rahatlatılması amacıyla ağız gargaraları veya ağrı kesici spreyler kullanılabilir. Hijyen kurallarına dikkat etmek, çocuğun sıvı alımını korumak ve yeterli istirahat hastalığın yönetiminde en önemli üç noktayı oluşturmaktadır.”</p>

<p><strong>Ebeveynlere 5 kritik uyarı!</strong></p>

<p>Dr. Muhammed Akif Atlan, ebeveynlerin hastalık sürecinde dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle sıralıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Bol sıvı almasını sağlayın.</li>
 <li>Ağız yaralarını artırabilecek asidik ve sert gıdalardan kaçının.</li>
 <li>Yumuşak ve ılık gıdalar tercih edin.</li>
 <li>Viral bir hastalık olması nedeniyle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
 <li>Yanlış tedavilere ve yan etkilere yol açabileceği için doktor önerisi dışında tedavi uygulamayın.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/bu-virus-cocuklarda-hizla-bulasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-948deacc29db64c526349e9597caa0ee-2.jpg" type="image/jpeg" length="55268"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde İntegratif Tıp Perspektifi Semineri Gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-integratif-tip-perspektifi-semineri-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-integratif-tip-perspektifi-semineri-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Prof. Dr. Emel Kurtoğlu Taşkın tarafından “Hastalıklardan Sağlığa: İntegratif Tıp Perspektifi” başlıklı seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Seminerde, modern tıp uygulamaları ile tamamlayıcı yöntemlerin birlikte ve dengeli kullanımının önemi ele alındı. Bireyin yalnızca hastalık odaklı değil; fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüğüyle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, integratif tıp yaklaşımının sağlık hizmetlerindeki yeri detaylı şekilde paylaşıldı.</p>

<p><img alt="2-2734" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2734.jpg" width="2048" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmasının ardından sona erdi. Seminerin gerçekleştirilmesine katkı sunan hocamıza ve katılımcılara teşekkür ederiz. Seminer, sağlık hizmetlerinde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekmesi açısından faydalı bir şekilde tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Serhat Ünver</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-integratif-tip-perspektifi-semineri-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4679.jpg" type="image/jpeg" length="66653"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharda Cilt Sorunlarına Karşı 7 Etkili Önlem!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/baharda-cilt-sorunlarina-karsi-7-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/baharda-cilt-sorunlarina-karsi-7-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma, lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, “Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı uyum sağlaması için çok önemlidir” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığının korunmasında üç temel kuralın öne çıktığını belirterek, “İlk olarak, cildi sabah ve akşam nazik bir temizleyici ürünle düzenli olarak temizlemek gerekir. Her gün SPF 50 olan bir güneş koruyucu kullanmak, cilt lekelerini ve güneş hasarını önlemede büyük önem taşır. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun, daha hafif yapılı bir nemlendiriciyle cildin nem dengesini korumak da son derece önemlidir. Bu üç basit ama etkili adım, cildin mevsim geçişine daha sağlıklı uyum sağlamasına yardımcı olur ve birçok dermatolojik sorunun önlenmesine önemli katkı sağlar” diye konuşuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>

<p><strong>Cildinizi günde iki kez temizleyin</strong></p>

<p>Bahar aylarında artan sıcaklık ve nem oranı, cildin sebum üretimini artırabiliyor. Bu durum gözeneklerin tıkanmalarına ve akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun nazik bir temizleyici ürünle cildin temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Cilt pH’ına yakın temizleyicilerin tercih edilmesi cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemlidir” diyor.</p>

<p><strong>Güneşten korunmayı rutin haline getirin</strong></p>

<p>Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor. Bu nedenle her gün geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ve SPF 50 içeren bir güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşıyor. Dr. Name Cemşitoğlu, “Güneş koruyucular sadece plajda değil, günlük yaşamda da uygulanmalı ve dış ortamda uzun süre kalınacaksa 2-3 saatte bir yenilenmelidir” bilgisini veriyor.</p>

<p><strong>Mevsime uygun nemlendirici kullanın</strong></p>

<p>Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla, bahar aylarında daha hafif yapılı, su bazlı veya jel formundaki nemlendiricilerin tercih edilmesi öneriliyor. Hyaluronik asit, gliserin ve seramid içeren ürünler, cildin nem dengesini korumaya ve bariyerini güçlendirmeye katkı sağlıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Haftada 1-2 kez peeling yapın, ancak…</strong></p>

<p>Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,<strong> </strong>cilt sağlığı için<strong> </strong>haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret ederek, “Peeling cildin üst tabakasındaki hücre yenilenmesini destekleyerek daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Özellikle AHA veya PHA içeren hafif eksfoliyanlar, yani ciltten nazikçe ölü tabakayı arındıran asit içerikli peelingler kontrollü şekilde kullanılabilir” diyor. Ancak aşırı peeling uygulamalarının cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle peeling yönteminin hekimin önerileri doğrultusunda uygulanması gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Günde 2-2.5 litre su için</strong></p>

<p>Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor. Özellikle bahar aylarında artan fiziksel aktivite ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor. Su tüketimi tek başına etkili olmasa da sağlıklı bir cilt bakımını destekliyor. Günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketimi hücrelerin nem dengesini, bir başka deyişle cilt sağlığı için gerekli olan su miktarını karşılamasıyla cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin</strong></p>

<p>Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. “Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir” diyen Dr. Name Cemşitoğlu, şu bilgileri paylaşıyor: “Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten<strong> </strong>su kaybını azaltmaya yardımcı olur.”</p>

<p><strong>Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının</strong></p>

<p>Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor. Dermatolojik olarak test edilmiş, hassas ciltlere uygun ve minimal içerikli ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha güvenli olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/baharda-cilt-sorunlarina-karsi-7-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4677.jpg" type="image/jpeg" length="49767"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuz Kulağını Çok Sık Çekiyorsa Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuşma yetisi olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</strong></p>

<p>Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır.</p>

<p>Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir;</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Kulak enfeksiyonu (Orta kulak veya dış kulak enfeksiyonu olarak da adlandırılır).</li>
 <li>Kulakta biriken sıvı.</li>
 <li>Yüzücü kulağı (Suya maruz kalma).</li>
 <li>Kulak kirinin kanalı tıkaması.</li>
 <li>Kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler (Pamuk çubuklarının kullanımında kalan parçalar).</li>
 <li>Kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması.</li>
 <li>Diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı.</li>
 <li>Sık tekrarlanan boğaz ağrısı.</li>
</ol>

<p><strong>Enfeksiyon aniden başlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir.</p>

<p><strong>Kulak enfeksiyonları etkili</strong></p>

<p><strong>Orta kulak enfeksiyonları:</strong> Virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p>

<p><strong>Dış kulak enfeksiyonları:</strong> En önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir.</p>

<p><strong>Oluşmaması için önlem alınmalı</strong></p>

<p>Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma olasılığını düşürecektir.</li>
 <li>Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir.</li>
 <li>Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır.</li>
 <li>Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır.</li>
 <li>Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/11-320.jpg" type="image/jpeg" length="41413"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Alerjiyi Tetikleyen 8 Önemli Etken!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklarda-alerjiyi-tetikleyen-8-onemli-etken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklarda-alerjiyi-tetikleyen-8-onemli-etken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor. Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen “mevsimsel alerjik rinit”ten kaynaklanabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor. Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen “mevsimsel alerjik rinit”ten kaynaklanabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar alerjisinin sadece polenlerden ibaret olmadığını belirterek, “Küf sporları, ev içi alerjenler, böcek sokmaları ve güneş maruziyeti de alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bahar aylarında artan bitki ve böcek temasının yanı sıra güneşe maruz kalmak, bazı çocuklarda ciltte kaşıntılı döküntüler, kızarıklık ve kabarıklık şeklinde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle, bahar aylarında çocuklarda oluşan şikayetlerin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde bir uzmana başvurulması son derece önemlidir” diyor. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar mevsiminde çocuklarda alerjiyi tetikleyen 8 etkeni anlattı ve ailelere önemli önerilerde bulundu.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 81D796F0623Def38A174882Bcd1C4931-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-81d796f0623def38a174882bcd1c4931-1.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>POLENLER</strong></p>

<p>Ağaç, çim ve yabani ot polenleri bahar alerjilerinin en yaygın nedenini oluşturuyor. Ülkemizde polen alerjisi belirtilerinin genellikle ilkbaharda başladığını vurgulayan Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, “İlkbaharda ağaç ve çim polenleri, yaz sonu ve sonbahar başında ise yabani ot polenleri öne çıkar. Sabah saatlerinde yabani ot polenleri yoğunluğu en yüksek seviyeye ulaşır. Buna karşılık, ağaç ve çim polenleri ise genellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde daha yoğun olur. Sıcak ve rüzgarlı günlerde polen miktarı hızla artar. Yağmur polenleri geçici olarak temizlese de yağmur sonrasında miktar yeniden yükselir” diyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, diğer mevsimlerde şikâyeti olmayan çocuklarda belirtilerin bu dönemlerde ortaya çıkmasının polen alerjisinden kaynaklanabileceğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Hava durumu uygulamalarından polen uyarılarını takip edin.<br />
• Polenin yoğun olduğu sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarmayın; mecbursanız kısa süre kalın.<br />
• Dışarıdan eve döndüğünüzde kıyafetlerini değiştirin ve duş aldırın.<br />
• Dışarı çıkarken gözlük ve maske kullanın.<br />
• Evde camları kapalı tutun; mümkünse polen filtreli klima, hava temizleyici veya HEPA filtreli süpürge kullanın.<br />
• Çim biçildikten sonraki 1–2 saat polen yoğunluğu en yüksek olduğundan evde kalın ve pencereleri kapalı tutun.</p>

<p><br />
<strong>KÜF SPORLARI</strong></p>

<p>Bahar aylarında sıcaklıkların artması, yağışların çoğalması, kıştan kalan ve çürüyen bitki atıkları nedeniyle küf sporları belirgin şekilde artıyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bu mikroskobik sporların bazı dönemlerde polenlerden bile daha yüksek seviyelere ulaşabildiği ve alerji, astım ile solunum yolu şikâyetlerini tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, “Küf sporları özellikle nemli toprakta, ıslak yaprak yığınlarında ve ev içindeki nemli ortamlarda kolayca çoğalabilir” diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong><br />
• Evinizi iyi havalandırın, odalardaki nemi yüze 50’nin altında tutun ve su sızıntılarını giderin.<br />
• Ev içinde HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanın.<br />
• Dışarıda nemli ortamlarda uzun süre kalmamasına dikkat edin; gerekiyorsa maskeden faydalanın.<br />
• Bahçe işlerinde çürümüş yapraklarla temas ederken dikkatli olun.</p>

<p><strong>EVCİL HAYVAN TÜYLERİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havanın ısınmasıyla birlikte birçok evcil hayvan kışlık tüylerini döküyor; bu da ev ortamındaki alerjen miktarını artırıyor.<br />
<strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>

<p>• Evcil hayvanları düzenli tarayın ve tüylerini toplayın.<br />
• Evde tüy birikmesini azaltmak için sık sık süpürün; HEPA filtreli süpürge tercih edin.<br />
• Evcil hayvanları yatak odası gibi sık kullanılan alanlardan uzak tutun.<br />
• Ellerini sık yıkayın ve evcil hayvanlarla temastan sonra yüzüne dokunmamasına özen gösterin.</p>

<p><img alt="2-2710" class="detail-photo img-fluid" height="345" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2710.jpg" width="525" /></p>

<p><strong>TOZ AKARLARI</strong><br />
Toz akarları yıl boyunca evde bulunuyor, ancak bahar temizliği sırasında havaya karışan toz alerji belirtilerini artırabiliyor.<br />
<br />
<strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Bahar temizliği sırasında tozlu alanlardan uzak tutun veya evde bulunmamasına dikkat edin.<br />
• Yatak çarşafları, yastık kılıfları ve nevresimleri haftalık olarak 60°C’de yıkayın ve sıcak kurutucuda kurutun.<br />
• Yatak ve yorganları alerjenlere dayanıklı kılıflarla kaplayın.<br />
• Halı, perde ve koltukları sık süpürün; HEPA filtreli süpürge kullanın.<br />
• Ev içindeki nemi düşük tutmak için nem giderici veya klimalardan destek alın.<br />
• Odasında fazla toz tutan eşya bulundurmayın.<br />
 </p>

<p><strong>TEMİZLİK ÜRÜNLERİ</strong></p>

<p>Bahar temizliği sırasında kullanılan bazı kimyasal temizlik ürünleri de alerjiyi tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, temizlik ürünlerinin çocuklarda gözlerde kaşıntı, burun akıntısı ve solunum yollarında tahrişe neden olabileceği uyarısında bulunuyor.<br />
<br />
<strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<p>• Mümkünse doğal, kimyasal içermeyen temizlik ürünleri kullanın.<br />
• Temizlik yaparken çocuğunuzun o odada bulunmamasına dikkat edin.<br />
• Temizlik sırasında evin iyi havalandırılmasını sağlayın.<br />
 </p>

<p><strong>BÖCEK ISIRIKLARI VE SOKMALARI</strong><br />
Bahar ve yaz aylarında artan arı, sivrisinek ve diğer böcek sokmaları bazı çocuklarda alerjik reaksiyonlar oluşturabiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, böcek ısırığı sonrasında alerjik belirtiler ortaya çıkarsa hemen sağlık kuruluşuna başvurmanızın büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor.<br />
<strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Böcek yoğunluğu olan alanlarda uzun süre kalmamasına özen gösterin.<br />
• Açık havada uzun kollu giysiler ve kapalı ayakkabılar tercih edin.<br />
• Arı veya böcek yuvalarına yakın durmamasına dikkat edin.<br />
• Arı sokmasına bağlı ciddi alerji (anafilaksi) riski varsa, doktor önerisiyle acil kullanım için yanınızda mutlaka adrenalin oto-enjektörü bulundurun.<br />
<img alt="Thumbs B C 2Caf30695B13A2F55230E87Eb172875A" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-2caf30695b13a2f55230e87eb172875a.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>GÜNEŞ IŞINLARI </strong></p>

<p>Genellikle ilkbahar veya yaz başında açık havada zaman geçirdikten sonra güneşe maruz kalan bölgelerde ciltte kızarıklık, kaşıntı ve farklı görünümlerde lezyonlar oluşabiliyor. Bu durum çocuklarda rahatsızlık oluşturabiliyor ve yaşam kalitesini düşürebiliyor.<br />
<strong>Nasıl önlem almalı? </strong><br />
• Güneşli saatlerde dışarıda uzun süre kalmamasına özen gösterin.<br />
• Güneşe maruz kalacak olan cilt bölgelerini koruyucu giysilerle örtün; şapka kullanın.<br />
• Güneş kremiyle cildini zararlı UV ışınlarından koruyun; SPF 30 veya üzeri tercih edin.<br />
<br />
<strong>BİTKİLER </strong></p>

<p>Bazı çocuklarda bitkilere temas sonrasında ciltte kaşıntılı, kabarık ve kızarıklık şeklinde döküntüler, bazen içi su dolu kabarcıklarla seyreden temas egzaması (kontakt dermatit) gelişebiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, “Temas sonrası ciltte döküntü oluşursa, gerekirse hekim kontrolünde uygun kremler veya ilaçlar kullanmanız gerekir” diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Çimenlere temas edecekse; parka, okul bahçesine veya ormanlık alana gitmeden önce uzun kollu giysiler giydirin.<br />
• Bahçede veya doğada oynadıktan sonra ellerini ve cildin açıkta kalan bölgelerini yıkayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklarda-alerjiyi-tetikleyen-8-onemli-etken</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-3963.jpg" type="image/jpeg" length="57867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden Korunmanın 10 Önemli Kuralı!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kanserden-korunmanin-10-onemli-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kanserden-korunmanin-10-onemli-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde ve ülkemizde kanserin görülme sıklığı giderek artıyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve bazı çevresel risk faktörleri yer alıyor. Üstelik kanser kalp damar hastalıklarından sonra dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve ülkemizde kanserin görülme sıklığı giderek artıyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve bazı çevresel risk faktörleri yer alıyor. Üstelik kanser kalp damar hastalıklarından sonra dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Özellikle gelişmiş ülkelerde bazı yaş gruplarında ise birinci sıraya yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 230–240 bin yeni kanser vakası görülüyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, aslında kanserin risk faktörlerinin önemli bir kısmının kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Bilimsel çalışmalar, uygun önlemler alındığında kanserlerin yaklaşık yüzde 30–40’ının önlenebileceğini göstermektedir. Kanserden korunmada en temel kurallar ise sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmaktır. Bunların yanı sıra tarama tetkiklerini düzenli olarak yaptırmak da kanser riskini önemli ölçüde azaltabilmektedir” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, kanserden korunmak için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun</strong></p>

<p>Sigara dumanında dört binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların 50’den fazlasının kansere yol açabildiği biliniyor. Bu etkisi nedeniyle sigara ve tütün ürünleri; başta akciğer kanseri olmak üzere ağız, gırtlak, pankreas, mesane ve böbrek gibi pek çok kanser türüne yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Araştırmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara ve tütün ürünlerinin sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu zararlı alışkanlığın bırakılması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenin</strong></p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıllar ve liften zengin besinlerin tüketildiği “Akdeniz tipi” beslenme kanser riskinin azalmasında önemli bir rol oynuyor. Bu besinler içerdikleri antioksidanlar, vitaminler ve fitokimyasallar sayesinde hücrelere zarar veren serbest radikalleri azaltarak DNA hasarını önlemeye yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra liften zengin besinler, bağırsakta zararlı maddelerin daha hızlı atılmalarını sağlayarak, özellikle kolorektal kanser riskini düşürüyor. Araştırmalar, liften zengin beslenmenin bazı kanser türlerinde riski yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Sağlıklı kilonuzu koruyun </strong></p>

<p>Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, kanser riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Obezite; kronik iltihap, artmış insülin ve IGF-1 hormon düzeyleri ile yağ dokusundan salgılanan östrojen gibi bazı hormonların artışı yoluyla hücre çoğalmasını tetikleyebiliyor. Bu durum bazı kanser türlerinin gelişimine zemin hazırlayabiliyor. Obezitenin özellikle meme, kolon, rahim, pankreas ve karaciğer kanseriyle ilişkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Haftada en az 150 dakika egzersiz yapın </strong></p>

<p>Düzenli egzersiz; bağışıklık sistemini güçlendirmesi, hormon dengesini düzenlemesi, bağırsak hareketlerini artırması ve kronik iltihabı azaltması sayesinde kanser riskini düşürebiliyor. Büyük ölçekli çalışmalar; düzenli egzersizin kanser riskini yaklaşık yüzde 10 – 30 oranında azalttığını gösteriyor. Düzenli fiziksel aktivitenin özellikle kolon ve meme kanseri üzerinde etkili olduğunu belirten<strong> </strong>Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Sağlıklı bir yaşam için haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapılması önemlidir” diyor.</p>

<p><strong>Alkolden uzak durun</strong></p>

<p>Alkol vücutta asetaldehit adı verilen toksik bir maddeye dönüşerek oksidatif stres ve hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Bu durum DNA’ya zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. Alkol tüketimi; karaciğer, ağız, yemek borusu, meme ve kolon kanserleriyle ilişkili oluyor. Alkol tüketimi arttıkça kanser riski de yükseliyor.</p>

<p><strong>İşlenmiş et ürünlerinden kaçının</strong></p>

<p>İşlenmiş et tüketimi özellikle kolorektal kanser riskini artırabiliyor. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş ürünler; içerdikleri nitrit ve nitratların kansere neden olabilen N-nitrozo bileşiklerine dönüşmesi sebebiyle risk oluşturuyor. Ayrıca, bu ürünler yüksek sıcaklıkta pişirildiğinde oluşan zararlı bileşikler de DNA hasarına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Güneşin zararlı ışınlarından korunun</strong></p>

<p>Aşırı güneş ışığına maruz kalmak cilt kanserlerinin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Güneşten korunmak ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımı riski azaltabiliyor. Bu nedenle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11:00 – 15:00 saatleri arasında mümküne dışarı çıkmayın. Mecbursanız güneş koruyucunuzu güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulamayı ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Enfeksiyonlara karşı aşı olun</strong></p>

<p>HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonu rahim ağzı kanseri; hepatit B ve C virüsleri ise karaciğer kanseriyle ilişkili oluyor. Aşı olmak bu kanserlerin önlenmesinde etkili bir yöntem olarak yerini koruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tarama programlarını ihmal etmeyin!</strong></p>

<p>Meme kanseri için mamografi, kolon kanseri için kolonoskopi ve rahim ağzı kanseri için Pap smear ile HPV (Human Papilloma Virüsü) tarama testleri kanserin önlenmesi açısından büyük bir öneme sahip. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, hiçbir yakınmanız olmasa bile bu tarama yöntemlerini düzenli olarak yaptırmanızın yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Kolonoskopi:</strong> Kansere dönüşebilen poliplerin saptanması için 45 yaşından itibaren 5-10 yılda bir kolonoskopi öneriliyor. Ailede kolon kanseri öyküsü varsa tarama 40 yaşında başlatılabiliyor. İltihabi bağırsak hastalığı gibi risk faktörlerinde takvim daha öne çekilebiliyor.</p>

<p><strong>Pap smear ve HPV DNA testi:</strong> 21 yaşından itibaren her 3 yılda bir Pap smear testi yaptırılması gerekiyor. 30 yaşından sonra 5 yılda bir Pap Smear ile birlikte HPV DNA testinin yapılması, rahim ağzı kanserine neden olabilen CIN (Cervical Intraepithelial Neoplasia) lezyonlarının erken saptanmasını sağlıyor.</p>

<p><strong>Mamografi:</strong> 40 yaşından itibaren yılda bir kez yapılan mamografi taramasıyla meme kanserinin öncül lezyonları tespit edilebiliyor.</p>

<p><strong>Zararlı çevresel maddelerden kaçının</strong></p>

<p>Hava kirliliği ve bazı kimyasallar (asbest, kurşun, arsenik, pestisit ve civa) DNA hasarına ve inflamasyona neden olarak özellikle akciğer kanseri riskini artırabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kanserden-korunmanin-10-onemli-kurali</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-315d26719923b31a9742d21c5d2b6c79.jpg" type="image/jpeg" length="49466"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
