<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kırklareli Alternatif Gazetesi</title>
    <link>https://www.alternatifgazetesi.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.alternatifgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 10 Aug 2026 09:10:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Pehlivanköy’e Modern Entegre Sağlık Tesisi Müjdesi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/pehlivankoye-modern-entegre-saglik-tesisi-mujdesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/pehlivankoye-modern-entegre-saglik-tesisi-mujdesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pehlivanköy ilçesinde sağlık altyapısını güçlendirecek dev bir projeye imza atılıyor. Kırklareli İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit ilçeye kazandırılacak modern entegre sağlık tesisi ile vatandaşlara çok daha hızlı, kaliteli ve erişilebilir bir sağlık hizmeti sunulmasının hedeflendiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje kapsamında, ilçeye çok kapsamlı modern bir sağlık kompleksi kazandırılıyor. Projenin hayata geçirilmesi noktasında büyük emek sarf eden Kırklareli İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit çok yakın zamanda ihale aşamasına geçmeyi hedeflediklerini belirtti.</p>

<p>Kazımdirik Mahallesi 124 ada 1 parsel üzerinde inşa edilecek olan modern entegre tesis; Toplum Sağlığı Merkezi (T-13), 2 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi (2 AHB) ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nu tek bir çatı altında buluşturacak.</p>

<p><strong>İhale Hazırlıkları Başlıyor</strong><br />
Projede gelinen son durum hakkında bilgi veren Dr. Cerit, uygulama proje çalışmalarının bu hafta içerisinde tamamen bitirileceğini açıkladı. Bu çalışmaların hemen ardından ise vakit kaybetmeden yapım ihalesi hazırlık aşamalarına geçileceği belirtti.</p>

<p><strong>5 dönüm arazi üzerine kurulacak</strong><br />
Modern sağlık kompleksi için hazırlanan projenin teknik detaylarını da paylaşan Sağlık Müdürü Cerit; “Büyük bir alana kurulacak olan tesis, toplam 5 bin 29 metrekarelik bir arsa alanı üzerinde inşa edilecek. Yapının oturum alanı 673 metrekare olarak tasarlanırken, merkezin toplam kapalı alanı ise 945 metrekare olacak. Görsel açıdan da ilçeye estetik katacak olan sağlık kompleksi, zemin kat üzerine bir normal kat şeklinde (Z+1NK) tek bir blok halinde inşa edilecek.” Dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Üç Önemli Sağlık Birimi Tek Çatıda Hizmet Verecek</strong><br />
Hizmete girecek olan entegre birimde vatandaşlar kapsamlı sağlık hizmetlerine tek noktadan kolayca ulaşabilecek</p>

<p><strong>Toplum Sağlığı Merkezi</strong>, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri ile toplum sağlığı faaliyetlerini yürütecek. Merkez bünyesinde ayrıca hayati önem taşıyan kanser taramaları yapılacak, aile ve toplum sağlığına yönelik bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri sunulacak.</p>

<p><strong>2 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi</strong> aracılığıyla birinci basamak sağlık ve aile hekimliği hizmetleri kesintisiz devam edecek. Bu birimde bebek, çocuk, gebe ve lohusa takipleri titizlikle sürdürülecek, aşı ve izlem hizmetleri ile kronik hastalıkların takibi gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu</strong> ise 7 gün 24 saat kesintisiz acil sağlık hizmeti sunacak. Tam donanımlı istasyon sayesinde acil müdahale ve ambulans hizmetleri ivme kazanacak ve Pehlivanköy genelinde acil sağlık hizmetlerine çok daha hızlı erişim imkanı sağlanacak.</p>

<p>"Sağlıklı Bir Gelecek İçin Çalışıyoruz" vizyonuyla hareket ettiklerinin altını çizen Çiğdem Cerit, bu değerli yatırımın tamamlanmasıyla birlikte Pehlivanköy’ün çok daha güçlü bir sağlık altyapısına kavuşacağını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Erhan Baycan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/pehlivankoye-modern-entegre-saglik-tesisi-mujdesi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/pehlivankoye-modern-entegre-saglik-tesisi-mujdesi-1.png" type="image/jpeg" length="49708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VİZE DEVLET HASTANESİNDE "DÜNYA EMZİRME HAFTASI ETKİNLİĞİ" DÜZENLENDİ]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/vize-devlet-hastanesinde-dunya-emzirme-haftasi-etkinligi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/vize-devlet-hastanesinde-dunya-emzirme-haftasi-etkinligi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Dünya Emzirme Haftası ” etkinliği Vize Devlet Hastanesi Toplantı Salonu'nda 5 Ağustos Çarşamba günü saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit, programda gerçekleştirdiği konuşmasında: “Sağlıklı nesiller yetiştirmenin yolu annelerimizi gebelikten başlayarak emzirme sürecinin her aşamasında desteklemekten geçmektedir. Anne sütü içeriğinde bulunan bağışıklık bileşenleri sayesinde bebekleri ishal, zatürre ve birçok enfeksiyon hastalığına karşı korur. Anne sütü öyle mucize bir besin kaynağıdır çağımızda hala Anne sütüne alternatif geliştirilemedi. Sözlerime son verirken 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftasında Anne sütünün ve emzirmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor, tüm katılımcılara saygılarımı sunuyorum." dedi</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 16.11.31" class="detail-photo img-fluid" height="1500" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-161131.jpeg" width="2000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müdür Çiğdem Cerit’in ardından Vize Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Batuhan Çetin, anne sütünün bebeğin yaşamına yapılabilecek en değerli yatırımlardan olduğunu vurguladı.</p>

<p>"Vize Devlet Hastanesi olarak 2018 yılından bu yana 'Bebek Dostu Hastane' unvanını gururla taşıyoruz. Hastanemizde emzirme danışmanlığı hizmeti sunulmakta ve annelerimize gebelik döneminden başlayarak doğum sonrasında da rehberlik edilmektedir. Bizlere bu konuda güncel eğitim desteği sağlayan başta İl Sağlık Müdürümüz Sayın Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğü çalışanlarına ve büyük bir özveri ile çalışan kıymetli mesai arkadaşlarıma teşekkür ederim.” ifadelerinde bulundu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 16.11.30 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1500" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-161130-3.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Programın devamında emzirme konulu resim sergisi gezildi. Ardından Neyzen Gülbahar Coşkun'un müzik dinletisi ile sona erdi.</p>

<p>Ayrıca programa İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit, Vize Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Batuhan Çetin, Vize İlçe Emniyet Müdürü Nezahat Dal, İlçe Tarım Müdürü Zeynep Şeyda Gürsu, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Zeynep Sultan Adın, Orman İşletme Müdürü Sultan Nebati, Adliye Yazı İşleri Müdürü Şule Yazıcı Karataş ve İlçe Nüfus Müdürü Selma Baysan katıldı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 16.11.31 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1500" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-161131-4.jpeg" width="2000" /></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 16.11.31 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="2000" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-161131-2.jpeg" width="1500" /></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 16.11.31 (6)" class="detail-photo img-fluid" height="1500" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-161131-6.jpeg" width="2000" /></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 07 At 16.11.31 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1500" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-161131-3.jpeg" width="2000" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Büşra Mercan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yerel</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/vize-devlet-hastanesinde-dunya-emzirme-haftasi-etkinligi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 16:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/vize-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="62138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli: Ambulans Uçak Kör Olma Riski İçin Kalktı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-ambulans-ucak-kor-olma-riski-icin-kalkti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-ambulans-ucak-kor-olma-riski-icin-kalkti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’nde uğradığı darp sonucu kafatası kırılan ve beyin kanaması geçiren 27 yaşındaki genç, gözündeki kalıcı körlük riskine karşı Sağlık Bakanlığına ait hava ambulansıyla Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesine nakledildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli'nde meydana gelen acı olayda ağır yaralanan 27 yaşındaki bir vatandaşın hayata tutunması ve görme yetisini kaybetmemesi için sağlık ekipleri zamanla yarıştı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, 3 Ağustos 2026 tarihinde darp edilen talihsiz genç, ağır yaralı olarak Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Burada yapılan ilk kontrollerde kafatası kırıkları ve kafa içi kanama tespit edilen hasta, hemen yoğun bakım ünitesinde müşahede altına alındı. Durumunun kritikleşmesi üzerine Beyin ve Sinir Cerrahisi ekibi tarafından acil ameliyata alınan gencin hayati tehlikeyi atlatması için yoğun bir çaba sarf edildi.</p>

<p><strong>Gözünü Kaybetme Riski Belirince Sevk Kararı Alındı</strong></p>

<p>Ameliyatın ardından süreci yakından takip eden Göz Hastalıkları uzmanları, darp edilen gencin bir gözünde kalıcı görme kaybı riski bulunduğunu rapor etti. Bunun üzerine hastanın daha ileri düzey tedavi alabilmesi amacıyla üst basamak bir sağlık merkezine sevk edilmesine karar verildi.</p>

<p><img alt="Ambulans1" class="detail-photo img-fluid" height="1218" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/ambulans1.jpg" width="1080" /></p>

<p><strong>İstanbul ve Trakya'da Yer Bulunamadı, Ankara Devreye Girdi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırklareli Komuta Kontrol Merkezi (KKM) koordinasyonunda başlatılan sevk sürecinde, Trakya Bölgesi ve İstanbul’daki hastanelerde uygun yer bulunamadı. Sağlık Bakanlığının devreye girmesiyle birlikte Türkiye genelindeki üçüncü basamak sağlık kuruluşlarıyla irtibata geçildi. Yoğun koordinasyon trafiğinin ardından sevindirici haber Ankara’dan geldi; Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesi hastayı kabul etti.</p>

<p><strong>Hava Ambulansı Zamanla Yarıştı</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı Ankara Sağlık Hava Koordinasyon Merkezi ile yapılan hızlı planlama doğrultusunda sevk operasyonu başlatıldı. Kırklareli 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından güvenli bir şekilde İstanbul Atatürk Havalimanı’na ulaştırılan ağır yaralı genç, burada hazır bekletilen Sağlık Bakanlığı hava ambulansına nakledilerek tedavi için Ankara’ya uçuruldu.</p>

<p>Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ilk müdahaleden ameliyat sürecine ve hava ambulansı organizasyonuna kadar emeği geçen tüm hekimlere ve sağlık personeline özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek yaralı vatandaşa acil şifalar diledi. Gencin Ankara’daki tedavisi devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-ambulans-ucak-kor-olma-riski-icin-kalkti</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/kirklareli-5.png" type="image/jpeg" length="28902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaynarca'ya Modern Sağlık Yatırımı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kaynarcaya-modern-saglik-yatirimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kaynarcaya-modern-saglik-yatirimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine bağlı Kaynarca beldesinde yapımı devam eden 2 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi (ASM) inşaatında fiziki gerçekleşme oranı %45’e ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bölge halkına daha modern, konforlu ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmayı hedefleyen projede çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi adına büyük önem taşıyan merkezin, en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılması planlanıyor.</p>

<p><strong>İnşaat Çalışmaları Aralıksız Sürüyor</strong></p>

<p>Sağlıklı yarınlar için güçlü adımların atıldığı projede, ekipler çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Modern mimarisi ve teknolojik altyapısıyla dikkat çekecek olan yeni Kaynarca Aile Sağlığı Merkezi, tamamlandığında beldedeki sağlık hizmeti kalitesini önemli ölçüde artıracak.</p>

<p><strong>Modern ve Konforlu Sağlık Hizmeti</strong></p>

<p>Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri projenin hızla ilerlediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Vatandaşlarımızın daha modern, konforlu ve erişilebilir sağlık hizmeti alabileceği yeni Aile Sağlığı Merkezimizi en kısa sürede hizmete açmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. İnşaat şuan %45 oranında tamamlanmış durumda. 290 m2 alanda inşaatı devam eden Aile Sağlığı Merkezi toplamda 250 günlük inşaat sürecinin ardından hizmete sunulacak."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kaynarcaya-modern-saglik-yatirimi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/arazi-buyukluk-sarti-dusuruldu-2.png" type="image/jpeg" length="86412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KIZILAY’DAN KIRKLARELİ GENELİNDE DEV KAN BAĞIŞI SEFERBERLİĞİ]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kizilaydan-kirklareli-genelinde-dev-kan-bagisi-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kizilaydan-kirklareli-genelinde-dev-kan-bagisi-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılayı, Kırklareli il genelinde büyük bir kan bağışı kampanyası başlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mahalle muhtarlarının iş birliğiyle düzenlenen ve <strong>"Mahallenin Gücü Kan Bağışıyla Büyüyor"</strong> sloganıyla hayata geçirilen kampanya kapsamında, Ağustos ve Eylül ayları boyunca Kırklareli merkez ve ilçelerinde mobil kan bağışı noktaları kurulacak.</p>

<p><strong>"1 Kan 3 Can, 1 Kan 3 Fidan"</strong></p>

<p>"Biz birbirimize candan bağlıyız" mesajıyla vatandaşlara çağrıda bulunan Kızılay yetkilileri, bağışlanacak her bir ünite kanın üç insana umut olacağını, aynı zamanda da doğaya üç fidan olarak geri döneceğini belirtti. Kampanyaya destek vererek kan bağışında bulunan tüm vatandaşlara ise Kızılay tarafından termos hediye edilecek.</p>

<p>7 Ağustos’ta başlayacak olan kan bağışı takviminin ilk durakları Kırklareli Merkez İstasyon Caddesi olacak. Kan bağışı işlemleri <strong>14:30 ile 21:30 saatleri arasında</strong> gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Kan Bağışı takvimi şu şekilde; </strong></p>

<p><strong>AĞUSTOS 2026</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>07 Ağustos Cuma / 08 Ağustos Cumartesi / 09 Ağustos Pazar:</strong> Kırklareli Merkez (İstasyon Caddesi)</li>
 <li><strong>14 Ağustos Cuma / 15 Ağustos Cumartesi:</strong> Babaeski &amp; Lüleburgaz (Fatih Camii Önü / Kongre Meydanı)</li>
 <li><strong>16 Ağustos Pazar:</strong> Lüleburgaz (Kongre Meydanı)</li>
 <li><strong>20 Ağustos Perşembe:</strong> Pınarhisar (Meydan)</li>
 <li><strong>28 Ağustos Cuma:</strong> Demirköy &amp; Kaynarca (Meydan)</li>
</ul>

<p><strong>EYLÜL 2026</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>07 Eylül Pazartesi:</strong> Kofçaz (Meydan)</li>
 <li><strong>13 Eylül Pazar:</strong> Üsküp (Pazar Yeri)</li>
 <li><strong>14 Eylül Pazartesi:</strong> Vize (Kaymakamlık Önü)</li>
 <li><strong>15 Eylül Salı:</strong> Pehlivanköy (Meydan)</li>
</ul>

<p>Tüm noktalarda bağış saatleri sabit olarak 14:30 - 21:30 arasında uygulanacak. Yetkililer, stokların güçlenmesi ve acil ihtiyaçların karşılanabilmesi adına tüm Kırklareli halkını mahallelerindeki bağış noktalarına davet etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kizilaydan-kirklareli-genelinde-dev-kan-bagisi-seferberligi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/kizilaydan-kirklareli-genelinde-dev-kan-bagisi-seferberligi-1.png" type="image/jpeg" length="24484"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KIRKLARELİ’NDE GÖZ AMELİYATINDA BİR İLK]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-goz-ameliyatinda-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-goz-ameliyatinda-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık alanında büyük bir başarıya imza atarak ilde bir ilki gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><!--TgQPHd|||[]--></p>

<p>Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğinde, neovasküler glokom yani <strong>ileri derece göz tansiyonu</strong> hastasına ilk kez "Ahmed Glokom Valvi" (göz tansiyonu tüpü) yerleştirildi. İleri düzey glokom cerrahisi kapsamındaki ameliyat başarıyla tamamlandı.<!--TgQPHd|||[]--></p>

<p><!--TgQPHd|||[]--></p>

<p><strong>İl Dışına Sevk Dönemi Kapanıyor</strong></p>

<p><!--TgQPHd|||[]-->Bu ileri teknoloji cerrahi uygulama, göz tansiyonunun kontrol altına alınmasında hayati önem taşıyor. Ameliyatın Kırklareli’nde yapılabilmesi, hastaların artık tedavi için büyük şehirlere sevk edilme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Hastane yönetimi, bu adımın ileri basamak tedavilerin yerelde çözülmesi açısından dönüm noktası olduğunu belirtti.<!--TgQPHd|||[]--></p>

<p><!--TgQPHd|||[]--></p>

<p><strong>Rektörlük ve Başhekimlikten Tebrik mesajı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada, ameliyatı gerçekleştiren Kırklareli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri tebrik edilerek; "Bu başarılı uygulamayı gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım KOCAPINAR ve Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Akif EROL hocalarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz." dendi. <!--TgQPHd|||[]-->Yeni nesil tedavi yönteminin, bölgedeki birçok göz hastasına umut olması bekleniyor.<br />
<!--TgQPHd|||[]--></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-goz-ameliyatinda-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/08/kirklarelinde-goz-ameliyatinda-bir-ilk.png" type="image/jpeg" length="71603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyonunuz Kontrol Altına Alınamıyorsa Bunları Yapın]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/tansiyonunuz-kontrol-altina-alinamiyorsa-bunlari-yapin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/tansiyonunuz-kontrol-altina-alinamiyorsa-bunlari-yapin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, “Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir” diyor.</p>

<p><strong>Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!</strong></p>

<p>Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, “Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Kitleler çoğunlukla fark edilmiyor</strong></p>

<p>Böbreküstü bezindeki kitleler çoğu zaman belirti vermediği için genellikle fark edilmiyor. Bu nedenle hastalar iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmalarına rağmen tedaviden istenen sonuç alınamayabiliyor. Uzun süre kontrol altında tutulamayan yüksek tansiyonun ilerleyen dönemde kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Köstek,<strong> </strong> “Ayrıca, sürekli potasyum kaybı yaşanıyorsa, kas güçsüzlüğünden kalp ritim bozukluklarına kadar uzanan sağlık sorunları gelişebilmektedir. Hastalar bu değerlerin normale dönmesi için çok fazla miktarda potasyum takviyesi almak zorunda kalabilmektedir. Dolayısıyla böbreküstü bezi kitlesinde erken tanı ve tedavi son derece önemlidir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor</strong></p>

<p>Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Kapalı cerrahiyle başarılı sonuçlar alınıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahi tedavide amaç, fazla hormon salgılayan böbreküstü bezi kitlesinin çıkarılmasıyla hormon düzeylerinin en kısa sürede normale dönmesini sağlamak. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek,<strong> </strong>günümüzde bu işlemin çoğunlukla laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerle kapalı olarak yapıldığını aktarırken, “Küçük kesilerle yapılan operasyonun ardından hastalar 1-2 gün içinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde hastaların hormon düzeyleri düzenli olarak takip edilerek, gerekli durumlarda ilaç tedavileri yeniden düzenlenebilmektedir” bilgisini veriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/tansiyonunuz-kontrol-altina-alinamiyorsa-bunlari-yapin</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/t-a-n-s-i-y-o-n-l-a-rjpg.jpeg" type="image/jpeg" length="53482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omurga Sağlığını Korumak İçin 10 Önemli Öneri]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/omurga-sagligini-korumak-icin-10-onemli-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/omurga-sagligini-korumak-icin-10-onemli-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omurga, insan vücudunun ana taşıyıcı kolonu ve merkezi sinir sisteminin koruyucu kalkanı olarak tanımlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemikler (omurlar), diskler, eklemler, bağlar ve kaslardan oluşan bu kusursuz yapı, günlük yaşam aktivitelerimizin temelini oluşturuyor. Uyku ürünlerinin yanlış seçimi, tütün kullanımı ve modern çağın getirdiği hareketsiz yaşam tarzı gibi tüm olumsuz etkenler omurga sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu nedenle günlük alışkanlıklarda yapılabilecek küçük ama bilinçli değişiklikler, bireyin ilerleyen yıllarda ve yaşlarda hareket özgürlüğünü korumaya yardımcı oluyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi İleri Omurga Merkezi’nden Prof. Dr. Turgut Akgül, omurga sağlığını korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>1- Duruş biyomekanizmanızı düzenleyin</strong></p>

<p>Duruş bozuklukları, omurganın doğal fizyolojik eğriliklerinin (servikal lordoz, torakal kifoz, lomber lordoz) bozulmasına yol açmaktadır. Bilgisayar başında, ayakta veya yürürken başın omuzların tam üzerinde, omuzların geride ve omurganın dik pozisyonda olması gerekmektedir. Başın öne doğru her 2.5 cm eğilmesi, boyun omurlarına binen yükü yaklaşık 4.5 kg artırmaktadır. Bu durum, uzun vadede boyun fıtığına ve kas spazmlarına zemin hazırlamaktadır.</p>

<p><strong>2- Hareketsizlikten çok aktif bir yaşamı tercih edin </strong></p>

<p>Omurlar arasındaki şok emici yastıkçıklar olan disklerin doğrudan bir kan akışı yoktur. Bu yapılar, sünger gibi çalışarak sadece hareket sırasında çevredeki sıvılardan besin ve oksijen almaktadır. Uzun süreli oturma eylemi, disk içi basıncı artırmakta ve disklerin beslenmesini engellemektedir. Her 45 dakikada bir pozisyon değiştirmek, kısa yürüyüşler yapmak ve omurgayı esnetmek disk dejenerasyonunu yavaşlatmaya yardımcı olur.</p>

<p><strong>3- Her zaman çömelerek eğilin </strong></p>

<p>Yerden bir cisim kaldırırken yapılan en büyük hata, dizleri kilitleyerek doğrudan belden eğilmektir. Bu hareket, bel omurlarına ve disklerine binen mekanik yükü devasa boyutlara ulaştırmaktadır. Onun yerine, ağırlık merkezini alçaltmak için dizleri ve kalçayı bükerek çömelmek, yükü gövdeye en yakın pozisyonda tutmak ve kalkış gücünü bacak kaslarından almak ağırlık kaldırmanın en doğru halidir. Yükü kaldırırken gövdeyi sağa veya sola döndürmekten (rotasyon) kesinlikle kaçınılmalıdır.</p>

<p><strong>4- Sırt kaslarınızı güçlendirin </strong></p>

<p>Omurganın istikrarını sağlayan yegane unsur, çevresini saran kas dokusudur. Özellikle karın, bel ve pelvik taban kaslarından oluşan merkez (core) bölgesi, omurga için doğal bir korse işlevi görmektedir. Zayıf kaslar, tüm yükün omurga kemiklerine ve disklere binmesine neden olmaktadır. Klinik pilates, yüzme veya özel statik egzersizlerle bu kas grubunu güçlendirmek, mekanik bel ağrılarının en etkili koruyucusudur.</p>

<p><strong>5- Uyurken de omurganıza destek verin </strong></p>

<p>Hayatın yaklaşık üçte biri uykuda geçmektedir. Kaliteli uyku; kasların gevşemesi, omurgayı destekleyen dokuların toparlanması ve vücudun kendini onarma süreçleri için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle omurganın doğal eğriliklerini destekleyen, orta sertlikte ve vücut yapınıza uygun ortopedik bir yatak ile uygun bir yastık tercih edilmelidir. Yüzüstü yatış, boyun omurlarında aşırı dönmeye neden olabileceği için genellikle önerilmez; sırtüstü veya yan yatış pozisyonları omurga sağlığı açısından daha uygundur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6- Vücut ağırlığınızı koruyun </strong></p>

<p>Vücutta taşınan her fazla kilo, yerçekiminin de etkisiyle özellikle bel (lomber) bölgesi omurlarına, disklerine ve faset eklemlerine ekstra basınç olarak yansımaktadır. Bu kronik yüklenme, kireçlenme (osteoartrit) ve disk yırtılmaları riskini katlayarak artırmaktadır. Dengeli ve profesyonel bir diyet programı ile ideal kiloya ulaşmak, mekanik omurga ağrılarının tedavisinde atılacak ilk ve en önemli adımdır.</p>

<p><strong>7- Çalışma ortamınızı ergonomik kurallara göre düzenleyin </strong></p>

<p>Masa başı çalışanlar için çalışma istasyonunun tasarımı kritik öneme sahiptir. Bilgisayar monitörünün üst kenarı tam göz hizasında olmalı, klavye ve mouse kullanımı sırasında dirsekler 90 derece açıyla desteklenmelidir. Seçilecek ofis sandalyesi, belin doğal çukurunu (lomber lordoz) destekleyecek bir yastıkçığa sahip olmalı ve ayaklar yere tam ve düz bir şekilde temas etmelidir.</p>

<p><strong>8- Tütün ürünlerinden uzak durun </strong></p>

<p>Sigara içmek, yalnızca akciğer ve kalp sağlığını değil, omurga sağlığını da derinden etkilemektedir. Tütün ürünlerindeki kimyasallar ve nikotin, kan damarlarını daraltarak (vazokonstriksiyon) omurga disklerine giden kan akışını ve oksijenlenmeyi bozmaktadır. Bu durum, hücresel düzeyde erken yaşlanmaya, disklerin su içeriğini kaybedip kurumasına ve osteoporoza (kemik erimesi) zemin hazırlamaktadır.</p>

<p><strong>9- Omurgayı destekleyen düzenli egzersizler yapın </strong></p>

<p>Yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi düşük etkili kardiyovasküler egzersizler, omurga etrafındaki kaslara kan pompalanmasını artırmakta, esnekliği geliştirmekte ve endorfin salgılanmasını tetikleyerek doğal bir ağrı kesici etki yaratmaktadır. Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz yapmak, hem genel eklem sağlığını hem de omurga mobilitesini korumanın anahtarıdır.</p>

<p><strong>10- Bedeninizin verdiği alarm sinyallerini göz ardı etmeyin </strong></p>

<p>Her bel veya boyun ağrısı masum değildir. Ağrınız istirahatle geçmiyorsa, geceleri uykudan uyandırıyorsa, bacaklara veya kollara yayılan elektriklenme, uyuşma, karıncalanma ya da güç kaybı (örneğin ayak bileğini kaldıramama) eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden özellikle omurga sağlığı ile ilgilenen bir hekime başvurulmalıdır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/omurga-sagligini-korumak-icin-10-onemli-oneri</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/o-m-u-r-g-ajpg.jpeg" type="image/jpeg" length="24137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli; Temmuz Ayı Gebe Okulu Eğitimleri Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-temmuz-ayi-gebe-okulu-egitimleri-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-temmuz-ayi-gebe-okulu-egitimleri-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne ve baba adaylarını doğuma hazırlamak amacıyla Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen gebe okulu temmuz ayı eğitimleri tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitimlerde; doğum öncesi hazırlık, doğum ve sonrası süreç, yenidoğan bakımı ve emzirme konularında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Prof. Dr. Emel Kurtoğlu Özdeş ve alanında uzman ekip, anne ve baba adaylarına rehberlik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca gebeler TDL (Travay-Doğum-Loğusa) odalarını gezerek doğum ünitesini yakından tanıma fırsatı buldu. Eğitim sonrasında haziran dönemi katılımcılarına belgeleri takdim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Seda Nur Örçer</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-temmuz-ayi-gebe-okulu-egitimleri-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/g-e-b-ejpg.jpeg" type="image/jpeg" length="70645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulak Çınlaması Hafife Alınmamalı!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kulak-cinlamasi-hafife-alinmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kulak-cinlamasi-hafife-alinmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak çınlamasının, tek başına bir hastalık olmadığını belirten uzmanlar, altta yatan birçok sağlık sorununun habercisi olabileceğini söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi <a href="https://npistanbul.com/kulak-burun-bogaz" rel="nofollow" target="_blank">Kulak, Burun, Boğaz</a> Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak çınlamasının nedenleri ve tedavi seçenekleri ile yaz aylarında kulak sağlığını koruma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Kulak çınlaması, tek başına bir hastalık değil; birçok farklı sağlık sorununun habercisi olabilir!</strong></p>

<p>Kulak çınlamasının (tinnitus) tek başına bir hastalık olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Uzun süren çınlamalar mutlaka uzman tarafından değerlendirilmeli.” dedi.</p>

<p>Toplumda ‘kulak çınlaması’ olarak bilinen tinnitusun yalnızca ince bir zil sesi anlamına gelmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kişinin duyduğu ancak çevresindekilerin duymadığı her türlü ses tinnitus olarak tanımlanır. İnce bir uğultu, vızıltı, kalp atışı sesi ya da farklı karakterde sesler de tinnitus kapsamındadır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Kulak çınlamasının nedenini belirlemek için yalnızca kulak muayenesi yeterli olmayabilir!</strong></p>

<p>Sesin dış kulaktan başlayıp orta kulak, iç kulak, işitme siniri ve beynin işitme merkezine kadar uzanan karmaşık bir sistemle algılandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Bu zincirin herhangi bir noktasında oluşabilecek bozukluk tinnitusa yol açabilir.” dedi.</p>

<p>Özellikle 6 aydan uzun süren çınlamaların ‘kronik tinnitus’ olarak değerlendirildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, şunları söyledi:</p>

<p>“Bu durumda ayrıntılı inceleme yapılması önem taşır. Kulak çınlamasının nedenini belirlemek için yalnızca kulak muayenesi yeterli olmayabilir. Tanı sürecinde; dış kulak yolu ve kulak zarı muayenesi, işitme testi (odyometri), orta kulak fonksiyon testleri, işitme sinirinin değerlendirilmesi, beyin görüntülemesi (MR), kan tahlilleri ve tansiyon değerlendirmesi, gerektiğinde nöroloji, dahiliye ve psikiyatri değerlendirmesi yapılabilir. Tinnitus değil, altında yatan neden araştırılır. Kulak kiri, kulak zarı deliği, orta kulak hastalıkları, işitme kaybı, yüksek tansiyon, iç kulak hastalıkları ve bazı nörolojik problemler tinnitusa neden olabilir.”</p>

<p><strong>Çınlamanın tedavisi tamamen altta yatan nedene bağlı!</strong></p>

<p>Kulak çınlamasının özellikle sensörinöral işitme kaybının erken belirtilerinden biri olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Yüksek sese maruz kalan kişilerde bu durum daha sık görülür. Askerlikte silah kullananlarda, gürültülü fabrikalarda çalışanlarda ya da uzun yıllar yüksek sese maruz kalan kişilerde özellikle 4 bin Hz civarında işitme kaybı gelişebilir. Bu tabloya sıklıkla tinnitus eşlik eder.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çınlamanın tedavisinin tamamen altta yatan nedene bağlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, kulak zarı sorunları veya orta kulak hastalıkları ilaç ya da cerrahiyle tedavi edilebilir. Buna karşın çocukluk döneminde geçirilen bazı enfeksiyonlara bağlı gelişen kalıcı işitme kayıpları, gürültüye bağlı işitme hasarı veya bazı iç kulak hastalıklarında hasar tamamen geri döndürülemeyebilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Tinnitus tedavisinde amaç sadece sesi azaltmak değil, beynin bu sese alışmasını sağlamak!</strong></p>

<p><a href="https://npistanbul.com/kulak-cinlamasi-nedir-neden-olur" rel="nofollow" target="_blank">Tinnitus</a> tedavisinde hastanın sese karşı geliştirdiği psikolojik tepkinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Beyin zamanla bazı sesleri filtreleyebilme özelliğine sahip.” dedi.</p>

<p>Tren yolu ya da havaalanı yakınında yaşayan insanların bir süre sonra bu sesleri fark etmez hale geldiklerini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Beyin istemediği sesleri zamanla arka plana atabilir. Tinnitus tedavisinde de amaçlardan biri beynin bu sese alışmasını sağlamaktır. Bu süreçte psikiyatrik destek, ses terapileri ve beyaz gürültü uygulamaları faydalı olabilir. Özellikle gece sessizlikte belirginleşen çınlamalarda beyaz gürültü sesi maskeleyerek hastanın rahatlamasına yardımcı olabilir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>TMU/TMS, uygun hastalarda uygulanabilen yeni nesil bir tedavi seçeneği!</strong></p>

<p>Son yıllarda bazı merkezlerde transkraniyal manyetik uyarım (TMU/TMS) tedavisinin de uygulandığı bilgisini veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Bu yöntem uygun hastalarda beyin bölgelerini uyararak iyileşme sürecini desteklemeyi amaçlar. Ancak tedavinin etkisi hemen ortaya çıkmaz. Sinir dokusunun yeniden yapılanması aylar sürebilir.” dedi.</p>

<p>İnternette dolaşan masaj, kulak çekme veya farklı yöntemlerin bilimsel olarak kanıtlanmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Amaç çınlamayı bastırmak değil, nedenini ortaya çıkarmaktır. Uzun süren kulak çınlamalarında mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Kulak kiri zararlı değil; tam tersine kulağın doğal koruyucu tabakası!</strong></p>

<p>Yaz aylarında sık görülen dış kulak yolu enfeksiyonlarına da değinen Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Kulak çubuğu kullanımı sanılanın aksine kulağa zarar verebilir.” dedi.</p>

<p>Kulak kirinin zararlı olmadığını, tam tersine kulağın doğal koruyucu tabakası olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Kulak çubuğu kiri dışarı çıkarmak yerine daha derine iter ve koruyucu yağ tabakasını da ortadan kaldırır. Bu doğal koruyucu tabakanın kaybolmasıyla birlikte deniz ve havuz suyunda bulunan bakteri ve mantarların dış kulak yolunda kolayca enfeksiyon oluşturabilir. Yaz aylarında sık görülen bu tabloya ‘yaz otiti’ adı verilir.</p>

<p>Yaz boyunca kulak sağlığını korumak için; kulak çubuğu kullanmayın, kulağınızı kurcalamayın ve kaşımayın, kulak içine yabancı cisim sokmayın, deniz veya havuz sonrasında kulak hijyenine dikkat edin. Bu basit önlemler sayesinde yaz aylarında dış kulak yolu enfeksiyonları büyük ölçüde önlenebilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kulak-cinlamasi-hafife-alinmamali</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/cinlamajpg.jpeg" type="image/jpeg" length="98191"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Sivrisinek Tehlikesi: Uzmanı, Korunma Yollarını Anlattı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-aylarinda-sivrisinek-tehlikesi-uzmani-korunma-yollarini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-aylarinda-sivrisinek-tehlikesi-uzmani-korunma-yollarini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte sivrisinek yoğunluğu da artarken, Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Uzm. Dr. Halit Emin Alıcılar, sivrisineklerin neden olabileceği hastalıklar ve korunma yöntemleri hakkında internet haber sitemize önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Halit Emin Alıcılar, sivrisineklerin yalnızca rahatsız edici bir sorun olmadığını, kan emdikleri sırada çeşitli hastalık etkenlerini insanlara bulaştırabildiklerini belirtti. Sivrisineklerin, Sıtma, Batı Nil Virüsü, Dang Humması, Zika, Sarı Humma, Chikungunya gibi önemli hastalıklara yol açabileceğinin altı çizildi. Ayrıca Uzm. Dr. Alıcılar Türkiye’de yerli sıtma vakası uzun yıllardır görülmediğini ifade ederken, sıtma görülen ülkelere seyahat edenlerde bu riskin bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Vatandaşların hem kendi sağlıklarını korumaları hem de sivrisinek popülasyonunun artmasını önlemek adına bireysel tedbirlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Alıcılar, yaz aylarında dikkat edilmesi gereken başlıca korunma yöntemlerini şöyle sıraladı:</p>

<p>- Özellikle sivrisineklerin en aktif olduğu günbatımından sonraki saatlerde mümkün olduğunca uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli,</p>

<p>- Kapı ve pencerelerde sineklik kullanılmalı, yataklar cibinlikle örtülmeli,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Hava dolaşımını artıracak vantilatör, klima gibi cihazlar kullanılmalı,</p>

<p>- Sinek kovucu ürünlerin (repellent) Sağlık Bakanlığından ruhsatlı olduğu kontrol edilmeli. Gebe ve emziren kadınlar güvenliği kanıtlanmış ürünleri tercih etmeli,</p>

<p>- Ürünler 2 aydan küçük bebeklere uygulanmamalı, bebek arabaları cibinlikle korunmalı,</p>

<p>- Çocuklara ise elleri, gözleri ve ağız içine gelmeyecek şekilde erişkin kontrolünde dikkatli sürülmeli,</p>

<p>- Sineklere üreme alanı oluşturabilecek su birikintileri giderilmeli, bahçelerdeki kova, açık su şişesi, saksı altları, atık lastik gibi alanlar boşaltılmalı, kullanılmayan kaplar ters çevrilmeli,</p>

<p>- Süs havuzu, hayvanların su içtiği yalaklar gibi sular haftada en az üç kez yenilenmeli,</p>

<p>- Yurt dışına seyahate çıkmadan en az 15 gün önce vatandaşlar gidilecek bölgenin koşulları ve alınması gereken sağlık tedbirleri hakkında bilgi almak amacıyla www.seyahatsagligi.gov.tr adresini ziyaret etmeli, 444 77 34 numarası üzerinden en yakın Seyahat Sağlığı Merkezinden randevu alarak önerilen aşı ve ilaç uygulamalarına erişim sağlanmalı,</p>

<p>- Seyahat sonrası şikayet gelişmesi durumunda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve hekim seyahat hakkında bilgilendirmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Büşra Mercan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-aylarinda-sivrisinek-tehlikesi-uzmani-korunma-yollarini-anlatti</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/kirmizi-modern-spor-haber-tanitimi-youtube-kucuk-resmi-155.jpg" type="image/jpeg" length="90577"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin Sisi Yaz Aylarında Daha Belirgin Hale Gelebiliyor]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/beyin-sisi-yaz-aylarinda-daha-belirgin-hale-gelebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/beyin-sisi-yaz-aylarinda-daha-belirgin-hale-gelebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında pek çok kişi, artan sıcaklıklarla birlikte gün içinde dikkatini toplamakta zorlandığını, unutkanlığının arttığını veya zihinsel berraklığının azaldığını ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu zaman sıcak hava, uykusuzluk ya da yorgunluğa bağlanan bu tablo, aslında “beyin sisi” olarak adlandırılan ve altta yatan farklı sağlık sorunlarının da habercisi olabiliyor. Sıcaklıklar, yetersiz sıvı alımı ve kalitesiz uyku beyin sisi ile ilgili risk faktörlerini artırıyor. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve yeterli sıvı tüketimi ile yaz aylarında zihinsel performansı korumak mümkün olabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selda Özşahin, beyin sisinin geçici bir yorgunluk hissiyle karıştırılmaması gerektiğini belirterek önemli uyarı ve önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Unutkanlık ve zihinsel bulanıklığı göz ardı etmeyin</strong></p>

<p>Beyin sisi, tıbbi bir hastalık adı olmaktan çok; kişinin zihinsel netliğini kaybetmesi, odaklanmakta zorlanması, düşüncelerini toparlayamaması ve günlük zihinsel performansında belirgin bir düşüş yaşaması olarak tanımlanmaktadır. Kişi, daha önce kolaylıkla yaptığı işleri yapmakta zorlanabilir, kelime bulmakta güçlük çekebilir, dikkatini sürdüremeyebilir veya sürekli dalgın hissedebilir. Bu durum tek başına bir hastalık değil, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilen bir belirtidir. Her zihinsel yorgunluk masum olmayabilir.</p>

<p>Beyin sisi, çoğu zaman yaşam tarzındaki değişiklikler ve altta yatan nedenin tedavi edilmesiyle düzelebilen bir durumdur. Ancak belirtilerin uzun sürmesi veya giderek şiddetlenmesi halinde, tabloyu yalnızca stres, sıcak hava ya da yoğun iş temposuyla açıklamak doğru değildir. Erken değerlendirme sayesinde hem altta yatan neden ortaya çıkarılabilir hem de uygun tedavi ile kişinin yaşam kalitesi artırılabilir.</p>

<p><strong>Her unutkanlık beyin sisi anlamına gelmez</strong></p>

<p>Beyin sisi çoğunlukla geçici ve dış etkenlerle ilişkili bir durumdur. Alzheimer hastalığı ve diğer nörolojik hastalıklarda ise unutkanlık ilerleyici özellik gösterir ve zamanla günlük yaşamı daha belirgin şekilde etkilemeye başlar. Ayrıca konuşma bozukluğu, yön bulamama ve davranış değişiklikleri gibi farklı nörolojik belirtiler de tabloya eşlik edebilir.</p>

<p><strong>Bu belirtiler varsa gecikmeden uzman desteği alın</strong></p>

<p>Beyin sisi dinlenmeyle düzelmiyor, haftalar boyunca devam ediyor ve günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Özellikle ani gelişen unutkanlık, konuşma bozukluğu, bilinç değişikliği, kişilik değişiklikleri, kol veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir. Bu bulgular, inme başta olmak üzere ciddi nörolojik hastalıkların habercisi olabilir.</p>

<p><strong>Yaz sıcakları beyin sisini tetikleyebilir</strong></p>

<p>Yüksek sıcaklıklar, yetersiz sıvı tüketimi, kalitesiz uyku ve artan yorgunluk yaz aylarında zihinsel performansı olumsuz etkileyebilir. Ancak bu belirtiler yalnızca sıcak havaya bağlanmamalıdır. Günler ya da haftalar boyunca devam eden odaklanma güçlüğü ve zihinsel bulanıklık, altta yatan farklı sağlık sorunlarının da işareti olabilir.</p>

<p><strong>Vitamin ve mineral eksiklikleri de rol oynayabiliyor</strong></p>

<p>B12 vitamini, D vitamini ve demir eksikliği ile omega-3 yetersizliği, beyin sisi benzeri şikâyetlere yol açabilir. Bu nedenle uzun süren yakınmalarda kişinin kendi kendine vitamin kullanmak yerine hekim değerlendirmesinden geçmesi ve gerekli kan tetkiklerini yaptırması önem taşır.</p>

<p><strong>Menopoz döneminde kadınlarda daha sık görülebiliyor</strong></p>

<p>Menopoz döneminde azalan östrojen düzeyi, beyin fonksiyonlarını da etkileyebilir. Bu süreçte kadınlar odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel yavaşlama hissi yaşayabilir. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve etkili stres yönetimi bu dönemde büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Beyin sağlığını korumak için bu önerilere kulak verin</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyin sağlığını desteklemek ve beyin sisi belirtilerini azaltmak için günlük yaşamda şu alışkanlıkların benimsenmesi önerilmektedir:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Kaliteli ve düzenli uyuyun. Yeterli uyku, beynin dinlenmesi ve bilişsel fonksiyonların korunması için temel gereksinimdir.</li>
 <li>Düzenli egzersiz yapın. Günlük fiziksel aktivite, beyne giden kan akışını artırarak zihinsel performansı destekler.</li>
 <li>Yeterli su tüketin. Özellikle yaz aylarında sıvı kaybını önlemek, dikkat ve odaklanmanın korunmasına yardımcı olur.</li>
 <li>Dengeli beslenin. Omega-3 yağ asitleri ile B12 ve D vitamini açısından zengin bir beslenme düzeni, beyin fonksiyonlarının desteklenmesine katkı sağlar.</li>
 <li>Zihninizi aktif tutun. Kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni hobiler edinmek veya yeni bilgiler öğrenmek bilişsel kapasitenin korunmasına yardımcı olur.</li>
 <li>Sosyal yaşamdan kopmayın. Aile ve arkadaşlarla iletişimde kalmak, sosyal aktivitelere katılmak beyin sağlığını olumlu yönde etkiler.</li>
 <li>Vitamin ve mineral eksikliklerini önemseyin. Uzun süren şikâyetlerde hekim önerisiyle gerekli tetkikleri yaptırmak ve eksiklikleri gidermek önemlidir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/beyin-sisi-yaz-aylarinda-daha-belirgin-hale-gelebiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/1-5172.jpg" type="image/jpeg" length="81753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücuttaki Basit Uyarılar Kalp Hastalığı İşareti Olabilir]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/vucuttaki-basit-uyarilar-kalp-hastaligi-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/vucuttaki-basit-uyarilar-kalp-hastaligi-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Merdivenleri eskisine göre daha yavaş çıkmak, günün sonunda daha çabuk yorulmak ya da kısa süreli kalp çarpıntıları yaşamak çoğu zaman önemsenmeyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı kişiler günlük yaşam temposunu farkında olmadan düşürüyor; daha az yürüyor, asansörü daha sık kullanıyor veya yorucu işlerden kaçınmaya başlıyor. Böylece vücudun verdiği küçük sinyaller günlük hayatın içinde göz ardı edilerek alışılmış hale gelebiliyor. Oysa kalp hastalıklarının her zaman şiddetli göğüs ağrısı ya da belirgin nefes darlığı ile ortaya çıkmadığının bilinmesi gerekiyor. Kimi zaman kişi kendisini tamamen sağlıklı hissederken, kalp ve damarlarındaki sorunlar sessizce ilerleyebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, belirti vermeden ilerleyebilen kalp hastalıkları ve dikkat edilmesi gereken işaretler hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>“Gizli kalp hastalığı” tek bir hastalık değil</strong></p>

<p>Halk arasında kullanılan “gizli kalp hastalığı” ifadesi, tıpta tek bir hastalığın adı değildir. Bu tanım; belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyen veya verdiği küçük işaretler fark edilmediği için geç tanı alan kalp ve damar hastalıklarını ifade etmektedir. Kalbi besleyen damarlardaki daralmalar, bazı kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve kalpten çıkan ana damardaki genişlemeler uzun süre sessiz seyredebilmektedir. Bazı kişilerde kalp hastalıkları, rutin muayene sırasında duyulan bir kalp sesiyle, tansiyon kontrolü sırasında, ameliyat öncesi yapılan değerlendirmelerde veya başka bir nedenle gerçekleştirilen görüntüleme tetkiklerinde tesadüfen saptanabilmektedir. Bu nedenle kişinin belirgin bir yakınmasının olmaması, kalbiyle ilgili herhangi bir sorun bulunmadığı anlamına gelmemektedir.</p>

<p><strong>Kalp bazen küçük değişikliklerle sinyal veriyor</strong></p>

<p>Kalp hastalıkları belirti verdiğinde bile bu işaretler her zaman kolay fark edilmeyebilir. Daha önce rahatlıkla yapılan bir yürüyüşte çabuk yorulmak, merdiven çıkarken kısa süreli nefes darlığı yaşamak, göğüste baskı veya huzursuzluk hissi, zaman zaman ortaya çıkan çarpıntılar, baş dönmesi ya da efor kapasitesinde azalma göz ardı edilebilmektedir. Bu değişiklikler çoğu zaman yaşa, yoğun çalışma temposuna, uykusuzluğa veya strese bağlanabilmektedir. Önemli olan tek bir yorgunluk anı değil, kişinin kendi normal yaşam düzenine göre ortaya çıkan değişimdir. Aynı mesafeyi yürümekte zorlanmak, günlük işleri daha sık mola vererek yapmak ya da daha önce sorun yaratmayan hareketlerden kaçınmaya başlamak, vücudun verdiği önemli uyarılar arasında yer alabilir. Bu belirtiler her zaman kalp hastalığı anlamına gelmese de, tekrarlamaları veya giderek belirginleşmeleri halinde mutlaka değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Her kalp hastalığı farklı belirtilerle ortaya ÇIkabiliyor</strong></p>

<p>Kalbi besleyen damarlardaki daralmalar bazı kişilerde göğüs ağrısı yerine yalnızca efor sırasında çabuk yorulma şeklinde kendini gösterebilir. Kalp kapak hastalıkları nefes darlığı veya günlük aktivitelerde yavaşlama ile ortaya çıkabilirken, ritim bozuklukları aralıklı çarpıntılarla kendini belli edebilir. Kalpten çıkan ana damardaki genişlemeler ise çoğu zaman başka nedenlerle yapılan görüntülemelerde tesadüfen saptanabilmektedir. Bu nedenle kalp hastalıklarını düşündüren tek ve değişmez bir belirti yoktur. Kişinin risk faktörleriyle birlikte günlük yaşamındaki değişikliklerin de dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bu risk faktörleri varsa daha dikkatli olun</strong></p>

<p>Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon, diyabet veya yüksek kolesterol sorunu yaşayanlar, sigara kullananlar ve hareketsiz bir yaşam sürenler kalp ve damar hastalıkları açısından daha yüksek risk taşımaktadır. Fazla kilo, ilerleyen yaş ve uzun süredir kontrol altında olmayan kronik sağlık sorunları da riski artırabilmektedir. Daha önce kalp hastalığı tanısı almış, kalp kapağında sorun olduğu söylenmiş, stent uygulanmış veya kalp ameliyatı geçirmiş kişilerin kendilerini iyi hissetseler bile önerilen kontrollerini aksatmaması büyük önem taşımaktadır. Çünkü bazı kalp hastalıklarında tedavi zamanı yalnızca şikâyetlere göre değil, kalbin yapısında ve çalışma düzeninde meydana gelen değişikliklere göre belirlenmektedir.</p>

<p><strong>Kalp kontrolleri kişiye özel planlanmalı</strong></p>

<p>Kalp değerlendirmesi, herkese aynı şekilde uygulanan standart bir tetkik paketi olarak düşünülmemelidir. Kontroller; kişinin yaşı, şikâyetleri, aile öyküsü ve risk faktörleri dikkate alınarak planlanmalıdır. İlk değerlendirmede muayene, tansiyon ölçümü ve gerekli kan testleri yol gösterici olabilir. Gerektiğinde EKG ile kalbin ritmi, ekokardiyografi ile kalbin yapısı ve kapakları incelenebilir. Bulgular doğrultusunda efor testi, ritim holteri veya ileri görüntüleme yöntemleri de planlanabilmektedir. Herhangi bir şikâyeti olmayan herkese tüm testlerin yapılması doğru bir yaklaşım değildir. Asıl amaç, riskleri doğru belirlemek ve kişiye gerçekten gerekli olan incelemeleri doğru zamanda uygulamaktır. Böylece hem gereksiz tetkiklerden kaçınılabilir hem de önemli bir bulgunun gözden kaçma riski azaltılabilir.</p>

<p><strong>Kendinizi iyi hissetseniz bile kalp kontrollerinizi ertelemeyin</strong></p>

<p>Kalp hastalıklarında erken dönemde fark edilen değişiklikler, gerekli önlemlerin alınmasına ve tedavinin zamanında planlanmasına yardımcı olabilmektedir. Özellikle risk faktörü bulunan kişilerin hekimleri tarafından önerilen kontrol aralıklarına uyması büyük önem taşımaktadır. Yeni başlayan veya giderek artan nefes darlığı, efor sırasında ortaya çıkan göğüs rahatsızlığı, çarpıntı, bayılma ya da ayaklarda şişlik gibi belirtiler varsa değerlendirme ertelenmemelidir. Ani ve şiddetli göğüs ağrısı, aniden gelişen nefes darlığı, bayılma veya soğuk terlemeyle birlikte görülen belirgin rahatsızlık hissi ise acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Kalbin verdiği işaretleri fark etmek için yalnızca ağrıya değil, günlük yaşamda ortaya çıkan küçük ancak kalıcı değişikliklere de dikkat edilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/vucuttaki-basit-uyarilar-kalp-hastaligi-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/2-3117.jpg" type="image/jpeg" length="55963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Planlı Beslenme Kanser Hastalarının Yaşam Kalitesini Artırıyor!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/planli-beslenme-kanser-hastalarinin-yasam-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/planli-beslenme-kanser-hastalarinin-yasam-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nilay Güler, kanser hastalarında doğru beslenme yaklaşımının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Onkoloji hastalarında herkes için geçerli tek bir beslenme modeli bulunmamaktadır. Her hastanın yaşı, kanserin türü ve evresi, uygulanan tedavi yöntemi, laboratuvar değerleri ve mevcut beslenme durumu ayrı ayrı değerlendirilerek kişiye özel bir beslenme programı hazırlanmalıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Dengeli ve yeterli beslenme tedavinin temelini oluşturuyor</strong></p>

<p>Kanser ve tedavi süreci, vücudun enerji ve protein ihtiyacını artırabilir. Buna ek olarak iştahsızlık, bulantı, kusma, tat ve koku değişiklikleri, ağız yaraları, yutma güçlüğü ve bağırsak problemleri nedeniyle yeterli besin alımı zorlaşabilir. Bu durum zamanla istemsiz kilo kaybına, kas erimesine (sarkopeni), bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve tedaviye toleransın azalmasına yol açabilir. Bu nedenle erken dönemde başlanan beslenme desteği, bu olumsuzlukların önlenmesinde kritik rol oynar. Kanser hastaları için özel bir “mucize diyet” bulunmamakla birlikte, tüm besin gruplarını içeren dengeli bir beslenme planı büyük önem taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Yeterli enerji alımı sağlanmalıdır</strong></p>

<p>Protein açısından zengin besinler (yumurta, süt ve süt ürünleri, et, tavuk, balık, kuru baklagiller) düzenli tüketilmelidir. Sebze ve meyve tüketimi ihmal edilmemelidir. Tam tahıllar ve lif açısından zengin besinler tercih edilmelidir. Zeytinyağı, ceviz, badem, fındık, avokado ve yağlı balıklar gibi sağlıklı yağ kaynakları yeterli miktarda alınmalıdır. Günlük sıvı ihtiyacı karşılanmalıdır. Alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır. Tedavi sürecinde görülen yan etkilere yönelik beslenme önerileri bu şekilde planlanmalı;</p>

<p></p>

<p>· <strong>İştahsızlık: </strong>Az ve sık öğünler tercih edilmelidir. Ana öğünler atlanmamalı, ara öğünlerle desteklenmelidir. Enerji ve protein içeriği yüksek gıdalar seçilmelidir. Sıvı tüketimi yemeklerle aynı anda değil, öğün aralarında yapılmalıdır.</p>

<p>· <strong>Bulantı ve kusma: </strong>Yağlı ve ağır kokulu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Galeta ve kraker gibi kuru gıdalar bulantıyı azaltabilir. Küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek tüketilmelidir.</p>

<p>· <strong>Ağız yaraları ve yutma güçlüğü: </strong>Ilık veya soğuk, yumuşak gıdalar tercih edilmelidir. Yoğurt, çorba, püre ve smoothie gibi besinler tüketilebilir. Baharatlı, asitli, çok sıcak ve sert yiyeceklerden kaçınılmalıdır.</p>

<p>· <strong>İshal: </strong>Sıvı alımı artırılmalıdır. Muz, pirinç, patates ve yoğurt gibi kolay sindirilen besinler tercih edilmelidir. Yağlı ve aşırı lifli gıdalar geçici olarak sınırlandırılmalıdır.</p>

<p>· <strong>Kabızlık: </strong>Günlük sıvı tüketimi artırılmalıdır. Sebze, meyve ve tam tahıllar düzenli olarak tüketilmelidir. Uygun hastalarda fiziksel aktivite bağırsak hareketlerini destekleyebilir. Takviye ürünler bilinçsiz kullanılmamalı.</p>

<p>Kanser hastalarında vitamin, mineral ve bitkisel ürünlerin kontrolsüz kullanımı tedaviyle etkileşime girebilir. Bu nedenle herhangi bir takviye ürün mutlaka hekim ve diyetisyen önerisiyle kullanılmalıdır. “Doğal” olması her ürünün güvenli olduğu anlamına gelmez.</p>

<p><strong>“Kanseri tedavi eden besin” iddialarına dikkat</strong></p>

<p>Bilimsel çalışmalar, tek bir besinin kanseri tedavi ettiğini göstermemektedir. Mucize diyetler, detoks uygulamaları veya bilimsel temeli olmayan beslenme yaklaşımları yerine; kişiye özel, dengeli ve kanıta dayalı beslenme programları en doğru yaklaşım olarak kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>Beslenme, tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak planlanmalı </strong></p>

<p>Onkoloji hastalarında beslenme, tedavi sürecinin tamamlayıcı ve kritik bir bileşenidir. Amaç yalnızca kilo kontrolü değil; kas kütlesinin korunması, bağışıklığın desteklenmesi, yan etkilerin azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır. Bu nedenle beslenme planı her hastaya özel olarak hazırlanmalı ve onkoloji ekibi ile birlikte çalışan diyetisyen tarafından düzenli olarak takip edilmelidir. Doğru zamanda verilen doğru beslenme desteği, tedavi sürecinin daha konforlu ve başarılı ilerlemesine önemli katkı sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/planli-beslenme-kanser-hastalarinin-yasam-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/88jpg.jpeg" type="image/jpeg" length="14347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama İğneleri Hakkında 10 Kritik Bilgi!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/zayiflama-igneleri-hakkinda-10-kritik-bilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/zayiflama-igneleri-hakkinda-10-kritik-bilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemin en çok konuşulan sağlık başlıklarından biri zayıflama iğneleri. Kimileri fazla kilolarından kurtulmak için doktora başvururken, kimileri ise sağlık kontrolünden geçmeden yakın çevresinin tavsiyeleri veya sosyal medyada gördüklerinden etkilenerek bu tedaviye yöneliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu “Son zamanlarda polikliniğime başvuran hastalarımdan en sık duyduğum sorulardan biri, 'Hocam, şu meşhur zayıflama iğnelerinden ben de başlasam olur mu?' oluyor. Zayıflama iğneleri obeziteyle mücadelede elimizdeki en güçlü tedavi seçeneklerinden biri haline geldi. Ancak bu iğneler bir mucize değil; doğru hasta seçimi, yakın takip ve yaşam tarzı değişikliğiyle birlikte hekim kontrolünde uygulanması gereken ciddi bir tıbbi tedavidir" diyerek, kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel gerçeklerin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Alpay Medetalibeyloğlu, tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir salgın olan ve diyabetten kalp hastalıklarına dek çok ciddi komplikasyonlara yol açan obezite tedavisinde önemli bir seçenek sunan zayıflama iğneleri hakkında 10 kritik bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Kozmetik bir ‘kısa yol’ değildir!</strong></p>

<p>Bu iğneler, düğünden önce 3-5 kilo vermek isteyenler için üretilmiş kozmetik ürünler değildir. Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından kronik bir hastalık olarak kabul edilir. Bu tedaviler, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) belirli bir seviyenin üzerinde olan, obezite veya obeziteye bağlı (tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi) ek hastalıkları olan bireyler için geliştirilmiştir.</p>

<p><strong>Obezitenin yıkıcı komplikasyonlarını önler</strong></p>

<p>Bu iğnelerin en büyük başarısı sadece tartıdaki rakamı düşürmek değildir. Kilo kaybı sağlayarak; kalp krizi riski, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obezitenin yarattığı hayati komplikasyonları ciddi anlamda geriletir. Asıl zafer, hastanın genel sağlığını geri kazanmasıdır.</p>

<p><strong>Tokluk hissi yaratarak çalışır</strong></p>

<p>Midenin boşalmasını yavaşlatarak ve beyindeki iştah merkezine 'tokum' sinyali göndererek etki ederler. Yani sizi aç bırakarak değil, porsiyon kontrolünü doğal bir şekilde sağlamanıza yardımcı olarak kilo verdirirler.</p>

<p><strong>Kullanım süresi tamamen kişiye özel planlanır </strong></p>

<p>Obezite kronik bir hastalıktır ve kronik hastalıkların tedavisi uzun solukludur. Tansiyon ilacınızı tansiyonunuz düştüğünde bırakmadığınız gibi, bu iğneler de hekiminizin belirlediği süre boyunca (genellikle aylar veya yıllar) kullanılmalıdır. Kullanım süresi hastanın yanıtına, tolere edilebilirliğine ve hedeflenen kiloya göre tamamen kişiye özel planlanır.</p>

<p><strong>İlacı bırakınca kilo geri alınır mı? </strong></p>

<p>Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu “En çok merak edilen konulardan biri budur. Evet, eğer ilaç kullanırken beslenme alışkanlıklarınızı ve yaşam tarzınızı kalıcı olarak değiştirmediyseniz, ilacı bıraktığınızda iştahınız eski haline dönecek ve verdiğiniz kiloları geri alma (rebound) riskiniz çok yüksek olacaktır. Bu iğneler size yeni bir yaşam tarzı inşa etmeniz için bir fırsat penceresi sunar” diyor.</p>

<p><strong>Doğru dozaj ve uygulama şarttır</strong></p>

<p></p>

<p>İlaçların dozu, vücudun alışması ve yan etkilerin azaltılması için düşük dozda başlanıp haftalar içinde kademeli olarak artırılır. Doz ayarlamasının aceleye getirilmesi ciddi yan etkilere yol açabilir.</p>

<p><strong>Sık görülen yan etkilere neden olur</strong></p>

<p>Doç. Dr. Medetalibeyoğlu “En sık karşılaştığımız yan etkiler sindirim sistemiyle ilgilidir. Bulantı, kusma, ishal, kabızlık veya mide krampları görülebilir. Bu yan etkiler genellikle tedaviye ilk başlandığında veya doz artırıldığında ortaya çıkar ve zamanla hafifler” diyor.</p>

<p><strong>“Komşum kullanmış, ben de kullanayım” mantığı kesinlikle tehlikelidir!</strong></p>

<p>Geçmişinde pankreatit atağı geçirenler, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid karsinomu öyküsü bulunanlar için bu ilaçlar riskli olabilir. Bu nedenle “komşum kullanmış, ben de kullanayım” mantığıyla asla başlanmamalıdır.</p>

<p><strong>Sağlıklı beslenme ve egzersizle birlikte uygulanmalıdır!</strong></p>

<p>Hiçbir iğne, kötü bir diyetin veya hareketsiz bir yaşamın üstesinden tek başına gelemez. Kas kaybını önlemek için yeterli protein alımı ve direnç egzersizleri tedavinin ayrılmaz parçasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır!</strong></p>

<p>İğnelere başlama kararı, doz ayarlaması, yan etki yönetimi ve tedavi sürecinin sonlandırılmasının mutlaka uzman hekim takibinde ve düzenli kontrollerle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu şöyle diyor: “Klinik deneyimlerimde, doğru hastada ve doğru tıbbi takiple bu iğnelerin hayat kurtarıcı sonuçlar verdiğini görüyorum. Ancak başarının anahtarı ilacın kendisinde değil, sizin bu sürece ne kadar uyum sağladığınızda ve tedavinizi uzman bir hekimle omuz omuza yürütmenizde saklıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/zayiflama-igneleri-hakkinda-10-kritik-bilgi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/5-513.jpeg" type="image/jpeg" length="75160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli; Sağlık Hizmetlerinin Etkinliği Artacak]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-saglik-hizmetlerinin-etkinligi-artacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-saglik-hizmetlerinin-etkinligi-artacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zeliha Türkyılmaz başkanlığında, hastanenin hizmet kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların değerlendirildiği Koordinasyon Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zeliha Türkyılmaz başkanlığında, hastanenin hizmet kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların değerlendirildiği Koordinasyon Kurulu Toplantısı düzenlendi. Toplantıda; sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi, birimler arası koordinasyonun güçlendirilmesi, mevcut süreçlerde karşılaşılan konuların ele alınması ve çözüm önerilerinin değerlendirilmesi amacıyla kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Seda Nur Örçer</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-saglik-hizmetlerinin-etkinligi-artacak</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/11-456.jpg" type="image/jpeg" length="49231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bacaklardaki Belirgin Mavi Damar Görünümüne Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince mor, kırmızı ve mavimsi damarlar daha görünür hale geliyor. Çoğu kişi bu görüntüyü yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirerek çeşitli kozmetik uygulamalara yöneliyor. Oysa uzmanlar, özellikle sonradan ortaya çıkan ve giderek belirginleşen ince damarların, altta yatan toplardamar yetmezliğinin ilk işaretlerinden biri olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erken dönemde yapılacak doğru değerlendirme sayesinde hastalığın ilerlemesi önlenebilirken, gereksiz uygulamaların da önüne geçilebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Kadan, yaz aylarında daha belirgin hale gelen bacak damarları, toplardamar yetmezliği ve güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>İnce damarlar bazen hastalığın ilk habercisi olabiliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bacaklarda görülen ince damarlar bazı kişilerde yalnızca kozmetik bir sorun gibi görünebilir. Uzun süre ayakta kalındığında hafif yanma, sızlama veya dolgunluk hissi de ortaya çıkabilir. Ancak her ince damarı yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirmek doğru değildir. Bazı hastalarda bu damarlar, toplardamar kapakçıklarında gelişen yetersizliğin, yani venöz yetmezliğin dışarıdan fark edilen ilk bulgusu olabilir. Bu nedenle özellikle sonradan ortaya çıkan veya giderek artan damar görünümünün bir uzman tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Bu 8 belirti toplardamar yetmezliğine işaret edebilir</strong></p>

<p>Toplardamarların içinde, kanın kalbe doğru tek yönlü ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi durumunda kan bacaklarda geriye doğru kaçar ve damarlar zamanla genişler. Bazı hastalarda bu durum yalnızca ince kılcal damarlar veya örümcek ağı görünümündeki damarlarla kendini gösterebilir. Bu nedenle dışarıdan görülen damarlar, buzdağının yalnızca görünen kısmı olabilir. Aşağıdaki belirtiler de toplardamar yetmezliğini düşündürebilir:</p>

<p>· Bacak damarlarında belirginleşme</p>

<p>· Ağrı</p>

<p>· Şişlik</p>

<p>· Kaşıntı</p>

<p>· Gece krampları</p>

<p>· Ciltte renk değişikliği</p>

<p>· Ciltte sertleşme</p>

<p>· İyileşmeyen yaralar</p>

<p><strong>Kesin tanı için doppler ultrasonografi şart</strong></p>

<p>Bacak damarlarının değerlendirilmesinde yalnızca gözle yapılan muayene yeterli olmayabilir. Derindeki ve ana yüzeyel toplardamarlar dışarıdan görülemez ve elle değerlendirilemez. Bu nedenle gerekli görülen hastalarda venöz doppler ultrasonografi ile damarların açıklığı, kapakçıkların çalışma durumu ve kanın geriye kaçıp kaçmadığı ayrıntılı olarak incelenir. Bu değerlendirme sayesinde sorunun yalnızca yüzeyde görülen ince damarlardan mı kaynaklandığı, yoksa tedavi edilmesi gereken toplardamar yetmezliğinin mi bulunduğu net olarak ortaya konulabilir. Uluslararası kılavuzlar da varis ve toplardamar hastalığı şüphesi bulunan kişilerde doppler ultrasonografiyi tanının doğrulanması ve tedavinin planlanmasında temel inceleme yöntemi olarak önermektedir.</p>

<p><strong>Tedavi kişiye özel planlanıyor </strong></p>

<p>Bacaklardaki ince damarların tedavisinde herkese uygulanabilecek tek bir yöntem yoktur. Tedavi; doppler ultrasonografi bulgularına, damarların yapısına ve altta yatan nedene göre planlanmalıdır. Yüzeyel skleroterapi, köpük skleroterapi, cilt üzerinden uygulanan lazer tedavileri veya büyük toplardamarlara yönelik girişimsel yöntemler uygun hastalarda tercih edilebilir. Bazı hastalarda yalnızca ince damarların tedavisi yeterli olurken, bazı hastalarda öncelikle kaçak oluşturan ana toplardamarın tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde sadece görünen damarların tedavi edilmesi kalıcı ve başarılı sonuç sağlamayabilir.</p>

<p><strong>Yaz aylarında estetik kaygıyla hareket etmeyin</strong></p>

<p>Yaz aylarında bacak görünümünden rahatsız olan birçok kişi doğrudan estetik uygulamalara yöneliyor. Ancak doğru yaklaşım, öncelikle bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmek olmalıdır. Çünkü tedavide amaç yalnızca damarları görünmez hale getirmek değil, varsa altta yatan toplardamar hastalığını erken dönemde tespit ederek kişiye en uygun tedaviyi planlamaktır. Böylece hem sağlık korunur hem de estetik açıdan daha kalıcı ve başarılı sonuçlar elde edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/1-5131.jpg" type="image/jpeg" length="22233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Cildimizi Yıpratan 7 Tehlike!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor.  Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil. Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor. Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil. Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu nedenle yaz aylarında cilt sağlığımız için sadece güneşten korunmanın yeterli olmadığına dikkat çekerek, “Genellikle gözden kaçan bu riskler cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, akne ve leke oluşumuna, hatta çeşitli enfeksiyonlara neden olabilir. Dolayısıyla yaz aylarında güneşten korunmanın yanı sıra bu faktörlere karşı da önlem almak son derece önemlidir”. Aslında alacağımız bazı basit önlemlerle aşırı sıcaklarda da cildimizi büyük oranda korumamız mümkün. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, yaz aylarında cildimizi yıpratan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>HAVUZLAR</strong></p>

<p>Yaz aylarında sıkça tercih edilen havuzlar, hijyen koşullarının yetersiz olması durumunda impetigo gibi bakteriyel enfeksiyonlar ve cilt ile gözleri etkileyebilen adenovirüs kaynaklı viral enfeksiyonların da bulaşmasına neden olabiliyor. Özellikle kalabalık olan havuzlarda fazla zaman geçirilmesi ve cildin uzun süre suyla temas etmesi bu tarz enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırıyor. Diğer yandan klorlu suda uzun süre kalmak ciltte su kaybına bağlı olarak kuruluk, gerginlik ve tahrişe de yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Çok kalabalık ve hijyen koşullarının düşük olduğu havuzlarda yüzmeyin.</li>
 <li>Havuzda uzun süre kalmamaya özen gösterin.</li>
 <li>Havuzdan çıktıktan sonra zaman kaybetmeden duş almaya dikkat edin.</li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HAVUZ KENARLARI, ŞEZLONGLAR, DUŞAKABİNLER</strong></p>

<p>Havuz kenarları ile duşakabin gibi ortak kullanım alanlarında terlik olmadan çıplak ayakla dolaşılması, şezlongların havlu serilmeden kullanılması cilt sağlığını tehdit edebiliyor. Bu hatalar, Human Papilloma Virüsü’ne (HPV) bağlı siğillerin ve molluskum kontagiozum başta olmak üzere viral enfeksiyonların bulaşmasına yol açabiliyor. Siğiller en sık ayak altı, gövde ve yüz gibi bölgelerde ortası siyah noktasal kanama odakları içeren kabarıklıklar şeklinde görünürken, molluskum ise ortası göbekli ve çukur, çevresi deriden daha kabarık şişlikler şeklinde kendini gösteriyor. Cilt bariyerinin bozulduğu durumlarda basit bir temas bile bu virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Havuz kenarı ve duşakabin gibi ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşmayın.</li>
 <li>Terlik ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin.</li>
 <li>Şezlongları havlu sermeden kullanmayın.</li>
 <li>Deride çizik ve sıyrık gibi durumlarda virüsler daha kolay bulaşabileceğinden el ve ayak hijyenine özen gösterin.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>KLİMALAR</strong></p>

<p>Yaz aylarında serinlemek için sıkça kullandığımız klimalar ortamın nem oranını düşürerek cildin su kaybetmesine neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu durumun özellikle kuru ve hassas ciltlerde sorun oluşturabileceğini belirterek, “Uzun süre klimalı ortamlarda bulunmak cilt bariyerini zayıflatabilir ve bunun sonucunda ciltte hassasiyet artışı, gerginlik, kızarıklık, küçük çatlaklara bağlı irritasyonlar<strong> </strong>gelişebilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gün içinde cilt bariyerini destekleyen nemlendirici kullanmayı alışkanlık edinin.</li>
 <li>Her gün 2–2,5 litre su içmeye özen gösterin</li>
 <li>Klimalı ortamlarda doğrudan hava akımına maruz kalmayın.</li>
 <li>Mümkünse ortamın nem dengesini korumak için aralıklı havalandırma sağlayın.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>AŞIRI SICAK HAVA</strong></p>

<p>Aşırı sıcak hava damarların genişlemesine, kılcal damarların belirginleşmesine ve rozasea hastalığında ataklara yol açabiliyor. Melazmaya (kahverengi cilt lekelerine) yatkın kişilerde güneşin ve zararlı ultraviyole ışınlarının yanı sıra aşırı sıcaklık da leke oluşumunu tetikleyebiliyor. Sıcak havanın etkisiyle ciltte oluşan su kaybı pul pul dökülme, kaşıntı ve hassasiyet gibi sorunlar oluşturabiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Özellikle rozasea sorununuz varsa cildinizi ani hava değişimlerinden koruyun. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulunmamaya çalışın.</li>
 <li>Melazmaya yatkınsanız güneşten korunmak için şapka, gözlük ve düzenli güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>YOĞUN TER BİRİKİMİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında yoğun terleme malassezia furfur gibi mantar türlerinin çoğalmasına ve bunun sonucunda cilt lekeleri ile gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor. Aşırı sıcaklara ek olarak yoğun güneş kremi kullanımı da terlemeyi artırarak komedon (siyah nokta) oluşumunu tetikleyebiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Cildinizi her akşam terden ve krem artıklarından arındırın.</li>
 <li>Çok yoğun terleme problemi yaşıyorsanız, mantar oluşumunu engellemek için antifungal (mantar önleyici) etki gösteren şampuanları haftada bir veya iki kez vücudunuz için kullanabilirsiniz.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>PARFÜMLER</strong></p>

<p>Yaz aylarında boyun, dekolte ve el bileklerimize sıktığımız parfümler güneş ışınlarıyla birleşince ciltte leke oluşumunu tetikleyebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, “Özellikle narenciye, portakal ve limon gibi turunçgillerden zengin kokular güneş altında o bölgede lekelenmeye, damarlanma oluşumuna, bazen de ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Leke oluşumunu ve alerjik reaksiyonları önlemek için parfümleri cildiniz yerine kıyafetlerinize sıkmayı alışkanlık edinin.</li>
</ul>

<p><strong>CEP TELEFONLARI</strong></p>

<p>Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen cep telefonları, yalnızca iletişimi değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Telefon yüzeyinde biriken bakteri ve kirler, yaz aylarında artan terleme ve sıcaklıkla birleştiğinde ciltte yağ dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal,<strong> </strong>bu durumun ciltteki gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırarak özellikle yanak ve çene bölgesinde sivilce ile siyah nokta oluşumunu artırabileceğini belirtirken, “Telefon ekranlarından yayılan görünür ışığın da ultraviyole ışınlarıyla birlikte ciltte leke oluşumuna katkıda bulunabileceği düşünülmektedir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Telefon ekranını düzenli olarak temizleyin ve mümkünse dezenfekte edin.</li>
 <li>Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanarak telefonun yüzle temasını azaltın.</li>
 <li>Cildinizi temiz tutun, terledikten sonra yüzünüzü yıkayın ve hafif, gözenekleri tıkamayan ürünler kullanmaya özen gösterin.</li>
 <li>Demir oksit filtresi içeren ve mavi ışığa karşı da koruma sağlayan güneş kremlerini tercih etmeniz, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarından yansıyan görünür ışığa karşı da koruma sağlayacaktır.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/1-5130.jpg" type="image/jpeg" length="55977"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukları Sıcak Çarpmasından Koruyan 8 Önemli Öneri!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklari-sicak-carpmasindan-koruyan-8-onemli-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklari-sicak-carpmasindan-koruyan-8-onemli-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminde çocukların en sevdikleri aktiviteler deniz ve havuzda yüzmek, parklarda oynamak oluyor. Ancak uzun süre güneş altında kalmak pek çok sağlık problemine yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bunlardan belki de en tehlikelisi olan sıcak çarpması; aşırı sıcak ortamda veya güneş altında uzun süre kalmaya bağlı olarak vücudun ısı dengesini kaybetmesiyle ortaya çıkan acil bir durum olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması vakalarında da belirgin bir yükseliş görülüyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben,<strong> </strong> ısı düzenleme mekanizmalarının tam gelişmemiş olması ve terleme yoluyla çok hızlı sıvı kaybetmeleri nedeniyle sıcak çarpmasının 5 yaş altındaki çocuklarda daha sık görüldüğünü belirterek, “Özellikle açık havada uzun süre kalan, yeterince sıvı almayan veya günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunan çocuklar risk grubunda yer almaktadır. Bu nedenle yaz aylarında çocukların susamaları beklenmeden bol bol su içmelerini sağlamak ve onları güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği öğle saatlerinde açık hava aktivitelerinden uzak tutmak büyük bir önem taşımaktadır” diyor.</p>

<p><strong>Belirtiler hafif başlayıp, hızla ağırlaşabiliyor!</strong></p>

<p>Sıcak çarpmasının başlangıçta basit halsizlik ve huzursuzlukla kendini gösterebileceğini belirten Dr. Demet Matben, ilerleyen aşamalarda tablonun ciddi boyutlara ulaşabileceğini vurguluyor. Dr. Demet Matben, sıcak çarpmasının belirtilerini, “Vücut sıcaklığının aniden 39-40°C’nin üzerine çıkması, mide bulantısı ve kusma, halsizlik ile aşırı uyku hali, baş ağrısı ve baş dönmesi, sıcak, kırmızı ve kuru cilt” olarak sıralıyor. Sıcak çarpmasına bağlı ateş, çocuk serin bir ortama alınıp yeterli sıvı desteği sağlandığında kademeli olarak düşmeye başlıyor ve genellikle bir gün içerisinde geçiyor.</p>

<p><strong>Günün en kritik saatleri: 11.00 – 16.00 arası</strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında çocukların mümkün olduğunca dışarı çıkarılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Bu saatlerde oyun oynayan ya da spor yapan çocuklarda vücut ısısının kısa sürede tehlikeli seviyelere çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Demet Matben, “Eğer çocuğun dışarıda bulunması zorunluysa mutlaka gölgede kalınmalı, sık sık su içmesi teşvik edilmeli ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınması sağlanmalıdır” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında çocukların yeterli su içmemesi de sıcak çarpması riskini artıran önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Çocukların susama hissi oluşmadan düzenli aralıklarla su içmeye teşvik edilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demet Matben, “Çocuklar oyun oynarken su içmeyi unutabiliyor. Bu nedenle düzenli aralıklarla su içmelerinin sağlanması çok önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Acil müdahale çok önemli!</strong></p>

<p>Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığının kontrol edilemeyecek düzeyde yükselmesi beyin, böbrekler ve kalp gibi hayati organların işlevlerini olumsuz etkileyebiliyor. Tedavide gecikildiğinde ise organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle sıcak çarpmasının acil müdahale gerektiren bir durum olduğu uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, ilk süreçte yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor: “Çocuk hemen serin ve gölgeli bir ortama alınmalıdır. Ardından, bilinci yerindeyse yeterli sıvı desteği sağlanmalı, mümkünse serin bir duş veya ıslak bezlerle vücut sıcaklığının düşmesine yardımcı olunmalıdır. Elektrolit ve sıvı kaybını yerine koymak için bol sıvı tüketimi desteklenmelidir. Gerekli durumlarda hekim önerisiyle ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.” Dr. Demet Matben, çocuğun ağızdan yeterli sıvı alamadığı veya genel durumunun bozulduğu ağır vakalarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söylüyor.</p>

<p><strong>Sıcak çarpmasına karşı 8 kritik kural! </strong></p>

<p>Dr. Demet Matben,<strong> </strong>sıcak çarpmasının aslında büyük ölçüde önlenebilir bir durum olduğuna dikkat çekerek, ailelere basit ama etkili önlemleri şöyle sıralıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin.</li>
 <li>Güneş altında uzun süre kalmamasına dikkat edin.</li>
 <li>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında açık hava aktivitelerinden ve egzersizden uzak tutun.</li>
 <li>Güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce 30+ koruma faktörlü güneş kremi kullanın.</li>
 <li>Baş bölgesini korumak için geniş kenarlıklı şapkalar ve güneş gözlüğü kullanın.</li>
 <li>Tente veya şemsiye yerine ağaç gölgesini tercih edin.</li>
 <li>Her fırsatta su içirin, susamasını veya istemesini beklemeyin.</li>
 <li>Asla araçta bırakmayın. Araç içi sıcaklık bir saat içinde bile hayati tehlike oluşturabiliyor.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklari-sicak-carpmasindan-koruyan-8-onemli-oneri</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/2-3076.jpg" type="image/jpeg" length="16805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcaklarında Kaçınmanız Gereken 8 Önemli Hata!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-kacinmaniz-gereken-8-onemli-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-kacinmaniz-gereken-8-onemli-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üstelik sıcak havalarda farkında olmadan yapılan bazı yanlışlar hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, özellikle uzun süre güneşte kalmak, yetersiz su tüketmek ve gıda güvenliğini ihmal etmek gibi yanlışlardan mutlaka kaçınılması gerektiğini belirterek, “Yaz aylarında bu tür hatalar halsizlikten tansiyon problemlerine, erken doğum riskinden enfeksiyonlara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Anne adaylarının günlük yaşam alışkanlıklarını sıcak hava koşullarına göre düzenlemeleri, daha konforlu ve güvenli bir hamilelik geçirmelerine yardımcı olmaktadır” diyor.</p>

<p>Aşırı sıcaklara bağlı uyarı belirtilerini erken dönemde fark etmenin son derece önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, “Baş dönmesi, bulantı, çarpıntı ve bayılma hissi, sıcak çarpması belirtileri olabilir. Böyle bir durumda dinlenmek ve sıvı almak önemlidir. Belirtiler devam ediyorsa zaman kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, yaz aylarında sağlıklı ve rahat bir hamilelik için kaçınılması gereken hataları anlattı; önemli önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Hata: Yetersiz su tüketmek</strong></p>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle vücut daha fazla sıvı kaybediyor ve hamilelikte bu durum daha belirgin hale geliyor. Yetersiz su tüketimi; baş dönmesi, halsizlik, baş ağrısı ve bazı durumlarda rahim kasılmalarını artırabiliyor. Ayrıca susuz kalmak, idrar yolu enfeksiyonu riskini de yükseltebiliyor.</p>

<p><strong>Doğrusu: </strong>Her gün 2-2,5 litre su içmeniz yaşamsal önem taşıyor. Gün boyunca susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmeyi ve özellikle dışarıda geçirdiğiniz zamanlarda sıvı alımını artırmayı ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Hata: Günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunmak</strong></p>

<p>Özellikle güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı öğle saatlerinde güneşe uzun süre maruz kalmak vücut ısısının aşırı yükselmesine yol açabiliyor. Aşırı sıcakların anne adayının çok daha çabuk yorulmasına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, “Ayrıca, hamilelikte dolaşım sistemi zaten daha yoğun çalıştığı için sıcak çarpması, tansiyon düşüklüğü ve bayılma riski artmaktadır” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Doğrusu:</strong> Mümkün olduğunca 11.00–16.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın. Mecbur kaldığınızda gölgede veya serin ortamlarda bulunun, şapka takmak ve bol su içmek gibi koruyucu önlemleri mutlaka alın.</p>

<p><strong>Hata: Hava almayan kıyafetler tercih etmek</strong></p>

<p>Dar, sentetik ve hava geçirmeyen kıyafetler vücut sıcaklığını artırarak aşırı terlemeye neden olabiliyor. Hamilelikte zaten hassaslaşan cilt, sıcak ve nemli ortamdan daha fazla etkileniyor. Bu durum cilt tahrişleri, mantar enfeksiyonları ve genel rahatsızlık hissiyle sonuçlanabiliyor.</p>

<p><strong>Doğrusu:</strong> Açık renkli, bol kesimli ve pamuk gibi nefes alabilen kumaşlardan üretilmiş kıyafetler giymeyi alışkanlık edinin.</p>

<p></p>

<p><strong>Hata: Güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmek</strong></p>

<p>Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeniyle cilt güneş ışınlarına karşı daha hassas hale geliyor. Bu nedenle yüzde ve vücudun çeşitli bölgelerinde koyu lekeler oluşabiliyor veya mevcut lekeler belirginleşebiliyor. Ayrıca uzun süre güneşe maruz kalmak cilt hasarı riskini de artırıyor.</p>

<p><strong>Doğrusu:</strong> Dışarı çıkmadan önce en az 30 SPF koruma faktörüne sahip güneş kremi kullanmaya, şapka takmaya ve mümkün olduğunca gölgede kalmaya dikkat edin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hata: Fiziksel aktiviteleri sıcak havada yapmak</strong></p>

<p>Hamilelikte vücudun enerji ihtiyacı arttığı için sıcak havalarda aşırı efor daha zor tolere ediliyor. “Ayrıca, aşırı sıcaklarda egzersiz yapmak vücudun fazla ısınmasına ve sıvı kaybının hızlanmasına neden olabilmektedir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,<strong> </strong>bu durumun nefes darlığı, baş dönmesi ve aşırı yorgunluk gibi şikâyetleri artırabileceğini söylüyor.</p>

<p><strong>Doğrusu:</strong> Hamilelik döneminde ve yaz aylarında yapılabilecek en sağlıklı egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Egzersiz için sabah erken ya da akşamın serin saatlerini tercih edin. Temponuzu makul seviyede tutmayı, egzersiz öncesinde ve sonrasında yeterli sıvı almayı ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Hata: Açıkta satılan ve güvenilir olmayan gıdaları tüketmek</strong></p>

<p>Hamilelik, hücresel bağışıklıktaki değişiklikler nedeniyle bazı gıda kaynaklı enfeksiyonlara yatkınlığı artırıyor. Gıda kaynaklı enfeksiyonlar hem anne hem de bebek açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Düşük ve erken doğumun yanı sıra yenidoğan dönemindeki bebeklerde ciddi enfeksiyonlar görülebiliyor. Diğer taraftan, yaz sıcaklarında gıdalar daha hızlı bozulabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler veya uygun koşullarda saklanmayan ürünler gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabiliyor. Şarküteri etleri, yumuşak peynirler, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve soğuk tütsülenmiş deniz ürünleri yüksek riskli gıdalar arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Doğrusu:</strong> Güvenilir işletmelerden alışveriş yapmanız, yüksek riskli gıdalardan kaçınmanız, meyve ile sebzeleri iyi yıkamanız ve yiyeceklerin tazeliğine dikkat etmeniz çok önemli.</p>

<p><strong>Hata: Tatil seyahatlerinde hareketsiz kalmak</strong></p>

<p>Uzun araba veya uçak yolculuklarında hareketsiz kalmak bacaklarda şişlik ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Hamilelikte pıhtılaşma eğilimi arttığı için bu durum daha fazla önem taşıyor.</p>

<p><strong>Doğrusu: </strong>Yolculuk sırasında 1-2 saatte bir hareket etmeyi ve kısa yürüyüşler yapmayı ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Hata: Ani sıcak değişimlerine dikkat etmemek</strong></p>

<p>Sıcaktan kaçmak isterken ortamı aşırı derecede soğutmak hem rahatsızlık hissini artırabiliyor hem de üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Doğrusu</strong>: Klima sıcaklığını makul seviyelerde tutmanız daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca bulunduğunuz ortamı günde en az 3 kez 10’ar dakika havalandırmaya özen gösterin.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-kacinmaniz-gereken-8-onemli-hata</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/07/1-5125.jpg" type="image/jpeg" length="42698"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
