<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kırklareli Alternatif Gazetesi</title>
    <link>https://www.alternatifgazetesi.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.alternatifgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 16:10:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar Aylarında Gözleri Tehdit Eden 5 Önemli Sorun!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/bahar-aylarinda-gozleri-tehdit-eden-5-onemli-sorun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/bahar-aylarinda-gozleri-tehdit-eden-5-onemli-sorun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, havadaki polen miktarının artması ve değişken hava koşulları göz sağlığını tehdit eden pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Alerjik reaksiyonlardan enfeksiyonlara, kuru göz şikayetlerinden kornea yüzeyindeki çiziklere kadar uzanan bu tablo özellikle hassas bünyelerde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, havadaki polen miktarının artması ve değişken hava koşulları göz sağlığını tehdit eden pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Alerjik reaksiyonlardan enfeksiyonlara, kuru göz şikayetlerinden kornea yüzeyindeki çiziklere kadar uzanan bu tablo özellikle hassas bünyelerde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Gözlerde basit gibi görünen kaşıntı ve kızarıklıklar ihmal edilmemelidir. Erken önlem almak hem şikayetleri azaltmada hem de gözlerde hasar oluşumu ve enfeksiyon gibi olası komplikasyonları önlemede kritik rol oynamaktadır” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, bahar aylarında en sık görülen 5 göz şikayetini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Baharda göz şikayetlerini hafife almayın! </strong></p>

<p>Bahar aylarıyla birlikte atmosferdeki polen yükünün artması, sıcaklık ve nem dengesindeki değişimler ile rüzgârın taşıdığı partiküllerin göz yüzeyini doğrudan etkileyen çevresel faktörleri belirgin şekilde artırdığını belirten Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Oküler yüzey; konjonktiva, kornea ve gözyaşı filmiyle birlikte bu dış etkenlere sürekli maruz kalan dinamik bir yapıdır. Alerjen temasının artması, gözyaşı film tabakasının bozulması ve çevresel irritanların yoğunlaşmaları; gözde inflamasyon, kuruluk ve enfeksiyon gelişimini kolaylaştırır. Bu nedenle bahar aylarında ortaya çıkan göz sorunları hafife alınmamalı, erken dönemde doğru yaklaşımla değerlendirilmelidir” diyor.</p>

<p><strong>Baharda Artan 5 Önemli Göz Sorunu!</strong></p>

<p><strong>Alerjik konjonktivit (Göz alerjisi)</strong></p>

<p>“Bahar aylarında en sık karşılaştığımız göz hastalıklarının başında alerjik konjonktivit gelir” diyen Prof. Dr. Özgül Altıntaş, gözün en dış tabakası olan konjonktivanın ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havada yoğunlaşmalarına karşı reaksiyon geliştirdiğini belirtiyor. Bu durum şiddetli kaşıntı, kızarıklık, sulanma, yanma ve göz kapaklarında hafif şişlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Tedavinin temelini alerjiye neden olan etkenle teması mümkün olduğunca azaltmak oluşturuyor. Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dış ortamdan kaçınmak, pencereleri kapalı tutmak ve dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanmak koruyucu önlemler arasında yer alıyor. Şikayetlerin arttığı dönemlerde soğuk kompres uygulamasının da faydalı olabildiğini vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Ancak yakınmalar devam ediyorsa hastaların hekime başvurmaları son derece önemlidir. Tedavide uygun antialerjik göz damlalarıyla şikayetlerin azaltılması hedeflenmektedir” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Özgül Altıntaş, eğer her yıl bahar aylarında şiddetli göz alerjisi yaşıyorsanız, şikayetler başlamadan yaklaşık iki hafta önce göz hekiminize başvurmanın son derece önemli olduğunu belirterek, “Koruyucu alerji damlalarıyla bahar aylarını çok daha rahat geçirmek mümkündür” diyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Bahar nezlesi (Vernal keratokonjonktivit)</strong></p>

<p>Vernal keratokonjonktivit halk arasında bahar nezlesi olarak biliniyor. Özellikle çocukluk ve genç erişkinlik döneminde görülen bahar nezlesi ilkbahar ve yaz aylarında alevlenebiliyor. Gözlerde yoğun kaşıntı, ışığa karşı hassasiyet, gözde yabancı cisim hissinin yanı sıra göz çevresinde beyaz renkli, yapışkan bir akıntı gelişiyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Vernal konjonktivitte tedavi süreci daha uzun ve kontrollü ilerler. Şikayetlerin kontrol altına alınabilmesi ve kornea tutulumu gibi komplikasyonların önlenebilmesi için hastaların düzenli olarak göz hekimi takibinde olmaları ve planlanan tedaviye uyum göstermeleri büyük önem taşır” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Kuru göz sendromu</strong></p>

<p>Bahar aylarında artan rüzgâr, değişken hava koşulları ve havadaki alerjen yükü, gözyaşı film tabakasının daha hızlı buharlaşmasına ve kalitesinin bozulmasına neden olabiliyor. Bu durum göz yüzeyinde yeterli nemliliğin sağlanamamasına yol açarak; batma, yanma, kum kaçmış hissi ve zaman zaman bulanık görme gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Kuru göz sendromunun tedavisinde temel hedefin gözyaşı dengesini yeniden sağlamak olduğunu anlatan Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Bu amaçla uygun suni gözyaşı preparatları kullanıyoruz. Ayrıca rüzgârlı ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmasını, kapalı alanlarda nem dengesinin sağlanmasını ve özellikle dijital ekran kullanımı sırasında bilinçli olarak göz kırpma sıklığının artırılmasını istiyoruz” diyor.</p>

<p><strong>Enfeksiyöz konjonktivit (Viral veya bakteriyel)</strong></p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte dış ortamda ve kalabalık alanlarda geçirilen sürenin artması nedeniyle bulaşıcı göz enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Özgül Altıntaş, şu bilgileri paylaşıyor: “Enfeksiyöz konjonktivit; gözde belirgin kızarıklık, sulanma ve rahatsızlık hissiyle ortaya çıkar. Sarı-yeşil renkte yoğun çapaklanma ve özellikle sabahları göz kapaklarının birbirine yapışması bakteriyel enfeksiyonları düşündürürken; daha sulu akıntı ve kızarıklık viral etkenlerde daha ön plandadır. Bakteriyel konjonktivit tedavisinde, antibiyotikli damla veya merhemlerin uygun süre ve dozda kullanılması önemlidir. Viral konjonktivitlerde ise hastalık çoğunlukla kendi kendini sınırlar; tedavi semptomları hafifletmeye yöneliktir ve soğuk kompres ile suni gözyaşı uygulamaları rahatlama sağlar. Her iki durumda da bulaşma riskinin yüksek olması nedeniyle el hijyenine dikkat edilmesi, havlu ve yastık kılıfı gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması enfeksiyonun yayılımını önlemede kritik rol oynar.”</p>

<p><strong>Kornea yüzeyinde çizikler </strong></p>

<p>Rüzgârla birlikte havada taşınan toz, toprak ve çeşitli partiküllerin göze temas etme riski belirgin şekilde artıyor. Bu yabancı cisimler kornea yüzeyinde çiziklere neden olarak batma, sulanma, kızarıklık ve rahatsızlık hissi oluşturabiliyor. Gözdeki yabancı cisim görünür durumdaysa koruyucu içermeyen suni gözyaşı damlaları ile gözden uzaklaştırılabilse de şikayetler devam ederse mutlaka bir göz hekimine danışılması gerekiyor. Aksi halde gözde enfeksiyon gelişebiliyor, kornea yüzeyinde hasar derinleşebiliyor, hatta korneada kalıcı leke oluşabiliyor.</p>

<p><strong>Bahar Aylarında Göz Sağlığınızı 4 Adımda Koruyun!</strong></p>

<p><strong>Alerjen temasını azaltın</strong></p>

<p>Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarıda bulunmaktan kaçının, dış ortamda koruyucu güneş gözlüğü kullanın ve kapalı alanlarda filtreli havalandırma sistemlerini tercih edin.</p>

<p><strong>Göz ve el hijyenine dikkat edin</strong></p>

<p>Gözlerinizi ovuşturmayın, ellerinizi sık sık yıkayın ve havlu, yastık kılıfı gibi kişisel eşyaları ortak kullanmayın. Kontakt lens kullanıyorsunuz hijyen kurallarına ekstra özen gösterin.</p>

<p><strong>Çevresel koşulları düzenleyin</strong></p>

<p>Bulunduğunuz ortamın nem dengesini koruyun ve dijital ekran kullanımında düzenli aralar vererek göz kırpma refleksinizi destekleyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yüzünüzü bol suyla yıkayın, akşamları duş alın</strong></p>

<p>Dışarıdan eve gelindiğinde özellikle yüzün bol suyla yıkanmasını öneren Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Polenler saçlara ve kirpiklere çok kolay tutundukları için akşamları da duş almak, alerjenlerin yatağa taşınmasını önler” diyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/bahar-aylarinda-gozleri-tehdit-eden-5-onemli-sorun</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2786.jpg" type="image/jpeg" length="87209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz Etine Yol Açan 4 Önemli Etken!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/goz-etine-yol-acan-4-onemli-etken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/goz-etine-yol-acan-4-onemli-etken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan gözde et büyümesi, tıp dilinde ‘pterjium’ olarak adlandırılıyor. Masum sanılan ancak tedavi edilmediğinde sinsice ilerleyerek ciddi sonuçlara yol açabilen göz eti, özellikle gözlerde kanlanma ve kızarma ile ortaya çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Gözde et büyümesi çoğu zaman gözlerin buruna yakın iç kısımlarında yoğun kızarıklık ile fark edilir. Hastalar kendileri aynaya baktıklarında veya çevresindekilerin dikkat çekmesi ile fark ederler. Bu doku zamanla korneanın üzerine yürüyebilir ve görme alanını kapatabilir. Başlangıçta basit bir kızarıklık ve kanlanma gibi görülse de ilerlediğinde görme kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle geçmeyen göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır” diyor.</p>

<p>Göz eti büyümesinde hastaların şikayetlerini ‘Gözüme sanki kum tanesi kaçmış gibi hissediyorum veya herkes bana gözlerin neden bu kadar kırmızı, az mı uyudun ya da alkol mü aldın diye soruyor’ gibi söylemlerle dile getirdiğini belirten Dr.Tolga Birgül, oysa bu durumun çoğu zaman gözde et büyümesinden kaynaklanabildiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, göz etine yol açan 4 önemli etkeni anlattı, belirtilere ve tedaviye yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Güneş ışığı ve ultraviyole maruziyeti</strong></p>

<p>Göz eti gelişiminde en önemli faktörlerden biri güneş ışığına uzun süre maruz kalmak. Araştırmalar, yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerde pterjiumun (gözde et büyümesi) daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Rüzgar, toz ve kum gibi çevresel tahriş</strong></p>

<p>Toz, kum ve rüzgar gibi çevresel faktörler, özellikle açık havada çalışan kişilerde riski artırıyor. Zira göze sık sık kaçan toz, kum ve yabancı cisimler göz yüzeyindeki dokuyu sürekli uyararak tahrişe neden olurken, bu tahriş zamanla dokunun (konjonktivanın) kalınlaşmasına ve korneaya doğru ilerleyen et büyümesine zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p><strong>Kronik göz kuruluğu</strong></p>

<p>Uzun süre bilgisayar veya telefon ekranına bakmak da göz kuruluğuna yol açabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Özellikle bilgisayar başında gerekli göz molalarını vermeden uzun süre kalan ve yine uzun süreler telefon ekranına bakan kişilerde göz kuruluğu arttığı için bu hastalığa daha sık rastlayabiliyoruz. Göz yüzeyinin yeterince nemli olmaması da pterjium gelişimini kolaylaştırabiliyor” diyor.</p>

<p><strong>Göz yapısının kuruluğa yatkın olması</strong></p>

<p>Bazı kişilerde göz yüzeyi doğal olarak daha hassas ve nem dengesini korumakta zorlanan bir yapıya sahip olabilir. Bu durum göz yüzeyinin dış etkenlere karşı daha kolay tahriş olmasına neden olur. Yeterli nem sağlanamadığında gözün koruyucu tabakası zayıflar ve konjonktiva dokusu zamanla kalınlaşıp korneaya doğru ilerleyebilir. Göz kuruluğu yaşayan kişilerde bu süreç daha kolay tetiklenebilir ve pterjium (gözde et büyümesi) gelişme riski artabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>

<p><strong>Gözünüzde bu belirtilere dikkat!</strong></p>

<p>Dr. Tolga Birgül, göz eti büyümesinin belirtilerini şöyle sıralıyor;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gözde sürekli kızarıklık ve kanlanma</li>
 <li>Gözde yanma, batma ve sulanma</li>
 <li>Gözün iç kısmında kabarıklık oluşması</li>
 <li>Estetik olarak gözün kırmızı görünmesi</li>
 <li>Beklenmemiş şekilde Astigmat gelişmesi veya artması</li>
</ul>

<p><strong>Gözde et büyümesinin tedavisi nasıl yapılıyor!</strong></p>

<p>Gözde et büyümesinin tedavisi hastalığın durumuna göre planlanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Her pterjiumun ameliyat edilmesi gerekmeyebiliyor. Eğer doku uzun süre aynı kalıyorsa, stabil ise takip edilebiliyor. Ancak aktif büyüyen ve korneaya ilerleyen pterjiumlarda cerrahi tedavi gerekiyor” diyor. Bu ayırımın yapılması için göz muayenesi yapılması gerektiğini, tedavide en önemli noktanın cerrahi sonrası tekrar oluşumun önlenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Tolga Birgül şöyle konuşuyor: “Pterjium cerrahisinde sadece et dokusunun çıkarılması yeterli değildir. Asıl önemli olan ameliyat sonrası tekrar etmesini önlemektir. Bunun için özel cerrahi teknikler kullanıyoruz; et dokusunu çıkardıktan sonra konjonktival flep ve otogreft gibi yöntemlerle kapatmadan önce geride kalan yüzeyi elmas uçlu özel bir tur motoruyla mikro düzeyde temizliyoruz. Bu yöntemle geride kalabilecek mikroskobik dokular da temizleniyor ve tekrar etme riski önemli ölçüde azaltılıyor.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/goz-etine-yol-acan-4-onemli-etken</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 08:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4748.jpg" type="image/jpeg" length="41288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli; Karekodlu Oda Kimliklendirme Sistemi İncelendi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-karekodlu-oda-kimliklendirme-sistemi-incelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-karekodlu-oda-kimliklendirme-sistemi-incelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli’ndeki sağlık tesislerinde hayata geçirilen karekodlu oda kimliklendirme sistemi uzman isimler tarafından incelendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme çalışmaları kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Kırklareli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde uygulanan karekodlu oda kimliklendirme sistemi Kamu Hastaneleri Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Enes Güler tarafından yerinde incelendi. Başkan Güler’e İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri de eşlik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="1-4721" class="detail-photo img-fluid" height="1920" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4721.jpg" width="1440" /></p>

<p>Yapılan değerlendirmelerde karekodlu oda kimliklendirme sisteminin hasta güvenliği ve hizmet kalitesine önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Sistemle; hasta, hekim, cihaz ve oda eşleşmesi dijital ortamda anlık olarak takip edilebiliyor. Böylelikle yanlış hasta veya yanlış işlem riski minimize edilerek güvenli sağlık hizmeti sunumu destekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklareli-karekodlu-oda-kimliklendirme-sistemi-incelendi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4722.jpg" type="image/jpeg" length="44252"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde “Yenidoğan Canlandırma Programı” Eğitimi Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yenidogan-canlandirma-programi-egitimi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yenidogan-canlandirma-programi-egitimi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından “Yenidoğan Canlandırma Programı” kapsamında sağlık personeline yönelik eğitim düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli Sağlık Müdürlüğü tarafından “Yenidoğan Canlandırma Programı kapsamında sağlık personeline yönelik eğitim gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü Dr. Safiye Ali Toplantı Salonunda yapılan eğitime kamu ve özel hastaneler ile 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarında görevli 21 sağlık personeli katıldı.</p>

<p><img alt="2-2749" class="detail-photo img-fluid" height="685" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2749.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit, programının doğumda bebeğe ilk müdahaleyi yapan tüm sağlık çalışanlarını kapsayan hizmet içi eğitim programı olduğunu söyledi. Eğitimi tamamlayan personele katılım belgelerini takdim eden Müdür Cerit, bu tür eğitimlerin devam edeceğini kamuoyuyla paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yenidogan-canlandirma-programi-egitimi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4703.jpg" type="image/jpeg" length="70249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu Virüs Çocuklarda Hızla Bulaşıyor!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/bu-virus-cocuklarda-hizla-bulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/bu-virus-cocuklarda-hizla-bulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun yakalandığı bu enfeksiyon en sık Coxsackie virüsünden kaynaklanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun yakalandığı bu enfeksiyon en sık Coxsackie virüsünden kaynaklanıyor. Genellikle kreş ve okul öncesi dönemde, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen hastalığın bu yaş grubunda yaygın olmasının temel nedeni ise bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi. El ile ayak bölgesinde döküntüler ve ağız içinde yaralar ile kendini gösteren hastalık çoğu zaman hafif seyretmesine rağmen hızlı bulaşma özelliği nedeniyle dikkatle takip edilmeli. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Akif Atlan, genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden geçen el ayak ve ağız hastalığının nadiren de olsa ciddi tablolara yol açabileceğini belirterek, “Bu nedenle, erken dönemde doktora başvurmak hem çocuğun sağlığını korur hem de hastalığın yayılmasını önler” diyor. Nadiren de olsa sinir sistemi veya kalp tutulumu gibi ciddi komplikasyonlar gelişebileceği için hastalığın hafife alınmaması gerektiği uyarısında bulunan Dr. Muhammed Akif Atlan, “Çocuk yeterli sıvı alamıyorsa, yüksek ateş uzun sürüyorsa, belirgin halsizlik varsa veya çocuk genel olarak iyi görünmüyorsa mutlaka yeniden doktora başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, özellikle sıvı kaybına bağlı komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemlidir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>En sık neden Coxsackie virüsü</strong></p>

<p>El ayak ve ağız hastalığı; genellikle Coxsackie virüsü ve halk arasında 'bağırsak virüsleri' olarak bilinen enterovirüslerin neden olduğu viral bir enfeksiyondur. Hastalığın genellikle hafif ateş, halsizlik ve iştahsızlıkla başladığını vurgulayan Dr. Muhammed Akif Atlan, ilerleyen süreçte görülen belirtileri şöyle sıralıyor: “Ardından ağız içinde ağrılı yaralar gelişir. Bu yaralar çocukların yemek yemesini zorlaştırabilir. Daha sonra el içi, ayak tabanı ve bazen kalça bölgesinde döküntüler ortaya çıkar. Bu döküntüler bazen küçük kabarcıklar şeklinde olabilir.”</p>

<p><strong>Çocuklarda hızla bulaşıyor! </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>El ayak ve ağız hastalığı hızla bulaşabilen bir viral enfeksiyon özelliği taşıyor. Virüs, hastalığı taşıyan çocuğun tükürüğü, burun akıntısı, dışkısı (özellikle bez değiştirme sırasında) ve vücut salgılarıyla temas edilmesi yoluyla kolayca bulaşabiliyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüsün özellikle çocukların bir arada bulundukları kreş ve okul gibi toplu ortamlarda hızla bulaşabildiğini vurgulayarak, “Bulaşma riskine karşı çocuğun ellerinin sık sık yıkanması, oyuncakların ve ortak kullanılan yüzeylerin temizlenmesi ve hasta çocukların mümkünse evde dinlendirilmesi son derece önemlidir” diyor.</p>

<p><strong>Tedavide amaç konforu artırmak</strong></p>

<p>El ayak ve ağız hastalığında döküntüler birkaç gün içinde azalırken, ağız yaraları biraz daha uzun sürebiliyor. Hastalığa özgü bir tedavi yöntemi olmadığı için çocuğun şikayetlerini azaltmaya ve konforunu sağlamaya yönelik yöntemlere başvuruluyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüs kaynaklı olması nedeniyle el ayak ve ağız enfeksiyonunda antibiyotik tedavisinin etkili olmadığına işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Ateş düşürücüler ve yeterli sıvı alımı tedavinin temelini oluşturmaktadır. Ağız içindeki yaraların rahatlatılması amacıyla ağız gargaraları veya ağrı kesici spreyler kullanılabilir. Hijyen kurallarına dikkat etmek, çocuğun sıvı alımını korumak ve yeterli istirahat hastalığın yönetiminde en önemli üç noktayı oluşturmaktadır.”</p>

<p><strong>Ebeveynlere 5 kritik uyarı!</strong></p>

<p>Dr. Muhammed Akif Atlan, ebeveynlerin hastalık sürecinde dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle sıralıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Bol sıvı almasını sağlayın.</li>
 <li>Ağız yaralarını artırabilecek asidik ve sert gıdalardan kaçının.</li>
 <li>Yumuşak ve ılık gıdalar tercih edin.</li>
 <li>Viral bir hastalık olması nedeniyle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
 <li>Yanlış tedavilere ve yan etkilere yol açabileceği için doktor önerisi dışında tedavi uygulamayın.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/bu-virus-cocuklarda-hizla-bulasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-948deacc29db64c526349e9597caa0ee-2.jpg" type="image/jpeg" length="99966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli’nde İntegratif Tıp Perspektifi Semineri Gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-integratif-tip-perspektifi-semineri-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-integratif-tip-perspektifi-semineri-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Prof. Dr. Emel Kurtoğlu Taşkın tarafından “Hastalıklardan Sağlığa: İntegratif Tıp Perspektifi” başlıklı seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Seminerde, modern tıp uygulamaları ile tamamlayıcı yöntemlerin birlikte ve dengeli kullanımının önemi ele alındı. Bireyin yalnızca hastalık odaklı değil; fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüğüyle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, integratif tıp yaklaşımının sağlık hizmetlerindeki yeri detaylı şekilde paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="2-2734" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2734.jpg" width="2048" /></p>

<p>Program, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmasının ardından sona erdi. Seminerin gerçekleştirilmesine katkı sunan hocamıza ve katılımcılara teşekkür ederiz. Seminer, sağlık hizmetlerinde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekmesi açısından faydalı bir şekilde tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Serhat Ünver</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-integratif-tip-perspektifi-semineri-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4679.jpg" type="image/jpeg" length="63129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharda Cilt Sorunlarına Karşı 7 Etkili Önlem!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/baharda-cilt-sorunlarina-karsi-7-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/baharda-cilt-sorunlarina-karsi-7-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma, lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, “Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı uyum sağlaması için çok önemlidir” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığının korunmasında üç temel kuralın öne çıktığını belirterek, “İlk olarak, cildi sabah ve akşam nazik bir temizleyici ürünle düzenli olarak temizlemek gerekir. Her gün SPF 50 olan bir güneş koruyucu kullanmak, cilt lekelerini ve güneş hasarını önlemede büyük önem taşır. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun, daha hafif yapılı bir nemlendiriciyle cildin nem dengesini korumak da son derece önemlidir. Bu üç basit ama etkili adım, cildin mevsim geçişine daha sağlıklı uyum sağlamasına yardımcı olur ve birçok dermatolojik sorunun önlenmesine önemli katkı sağlar” diye konuşuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>

<p><strong>Cildinizi günde iki kez temizleyin</strong></p>

<p>Bahar aylarında artan sıcaklık ve nem oranı, cildin sebum üretimini artırabiliyor. Bu durum gözeneklerin tıkanmalarına ve akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun nazik bir temizleyici ürünle cildin temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Cilt pH’ına yakın temizleyicilerin tercih edilmesi cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemlidir” diyor.</p>

<p><strong>Güneşten korunmayı rutin haline getirin</strong></p>

<p>Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor. Bu nedenle her gün geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ve SPF 50 içeren bir güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşıyor. Dr. Name Cemşitoğlu, “Güneş koruyucular sadece plajda değil, günlük yaşamda da uygulanmalı ve dış ortamda uzun süre kalınacaksa 2-3 saatte bir yenilenmelidir” bilgisini veriyor.</p>

<p><strong>Mevsime uygun nemlendirici kullanın</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla, bahar aylarında daha hafif yapılı, su bazlı veya jel formundaki nemlendiricilerin tercih edilmesi öneriliyor. Hyaluronik asit, gliserin ve seramid içeren ürünler, cildin nem dengesini korumaya ve bariyerini güçlendirmeye katkı sağlıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Haftada 1-2 kez peeling yapın, ancak…</strong></p>

<p>Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,<strong> </strong>cilt sağlığı için<strong> </strong>haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret ederek, “Peeling cildin üst tabakasındaki hücre yenilenmesini destekleyerek daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Özellikle AHA veya PHA içeren hafif eksfoliyanlar, yani ciltten nazikçe ölü tabakayı arındıran asit içerikli peelingler kontrollü şekilde kullanılabilir” diyor. Ancak aşırı peeling uygulamalarının cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle peeling yönteminin hekimin önerileri doğrultusunda uygulanması gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Günde 2-2.5 litre su için</strong></p>

<p>Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor. Özellikle bahar aylarında artan fiziksel aktivite ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor. Su tüketimi tek başına etkili olmasa da sağlıklı bir cilt bakımını destekliyor. Günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketimi hücrelerin nem dengesini, bir başka deyişle cilt sağlığı için gerekli olan su miktarını karşılamasıyla cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin</strong></p>

<p>Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. “Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir” diyen Dr. Name Cemşitoğlu, şu bilgileri paylaşıyor: “Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten<strong> </strong>su kaybını azaltmaya yardımcı olur.”</p>

<p><strong>Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının</strong></p>

<p>Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor. Dermatolojik olarak test edilmiş, hassas ciltlere uygun ve minimal içerikli ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha güvenli olabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/baharda-cilt-sorunlarina-karsi-7-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-4677.jpg" type="image/jpeg" length="85635"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuz Kulağını Çok Sık Çekiyorsa Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuşma yetisi olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</strong></p>

<p>Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır.</p>

<p>Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir;</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Kulak enfeksiyonu (Orta kulak veya dış kulak enfeksiyonu olarak da adlandırılır).</li>
 <li>Kulakta biriken sıvı.</li>
 <li>Yüzücü kulağı (Suya maruz kalma).</li>
 <li>Kulak kirinin kanalı tıkaması.</li>
 <li>Kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler (Pamuk çubuklarının kullanımında kalan parçalar).</li>
 <li>Kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması.</li>
 <li>Diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı.</li>
 <li>Sık tekrarlanan boğaz ağrısı.</li>
</ol>

<p><strong>Enfeksiyon aniden başlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir.</p>

<p><strong>Kulak enfeksiyonları etkili</strong></p>

<p><strong>Orta kulak enfeksiyonları:</strong> Virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p>

<p><strong>Dış kulak enfeksiyonları:</strong> En önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir.</p>

<p><strong>Oluşmaması için önlem alınmalı</strong></p>

<p>Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma olasılığını düşürecektir.</li>
 <li>Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir.</li>
 <li>Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır.</li>
 <li>Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır.</li>
 <li>Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/11-320.jpg" type="image/jpeg" length="11142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Alerjiyi Tetikleyen 8 Önemli Etken!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklarda-alerjiyi-tetikleyen-8-onemli-etken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklarda-alerjiyi-tetikleyen-8-onemli-etken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor. Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen “mevsimsel alerjik rinit”ten kaynaklanabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor. Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen “mevsimsel alerjik rinit”ten kaynaklanabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar alerjisinin sadece polenlerden ibaret olmadığını belirterek, “Küf sporları, ev içi alerjenler, böcek sokmaları ve güneş maruziyeti de alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bahar aylarında artan bitki ve böcek temasının yanı sıra güneşe maruz kalmak, bazı çocuklarda ciltte kaşıntılı döküntüler, kızarıklık ve kabarıklık şeklinde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle, bahar aylarında çocuklarda oluşan şikayetlerin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde bir uzmana başvurulması son derece önemlidir” diyor. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar mevsiminde çocuklarda alerjiyi tetikleyen 8 etkeni anlattı ve ailelere önemli önerilerde bulundu.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 81D796F0623Def38A174882Bcd1C4931-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-81d796f0623def38a174882bcd1c4931-1.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>POLENLER</strong></p>

<p>Ağaç, çim ve yabani ot polenleri bahar alerjilerinin en yaygın nedenini oluşturuyor. Ülkemizde polen alerjisi belirtilerinin genellikle ilkbaharda başladığını vurgulayan Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, “İlkbaharda ağaç ve çim polenleri, yaz sonu ve sonbahar başında ise yabani ot polenleri öne çıkar. Sabah saatlerinde yabani ot polenleri yoğunluğu en yüksek seviyeye ulaşır. Buna karşılık, ağaç ve çim polenleri ise genellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde daha yoğun olur. Sıcak ve rüzgarlı günlerde polen miktarı hızla artar. Yağmur polenleri geçici olarak temizlese de yağmur sonrasında miktar yeniden yükselir” diyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, diğer mevsimlerde şikâyeti olmayan çocuklarda belirtilerin bu dönemlerde ortaya çıkmasının polen alerjisinden kaynaklanabileceğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Hava durumu uygulamalarından polen uyarılarını takip edin.<br />
• Polenin yoğun olduğu sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarmayın; mecbursanız kısa süre kalın.<br />
• Dışarıdan eve döndüğünüzde kıyafetlerini değiştirin ve duş aldırın.<br />
• Dışarı çıkarken gözlük ve maske kullanın.<br />
• Evde camları kapalı tutun; mümkünse polen filtreli klima, hava temizleyici veya HEPA filtreli süpürge kullanın.<br />
• Çim biçildikten sonraki 1–2 saat polen yoğunluğu en yüksek olduğundan evde kalın ve pencereleri kapalı tutun.</p>

<p><br />
<strong>KÜF SPORLARI</strong></p>

<p>Bahar aylarında sıcaklıkların artması, yağışların çoğalması, kıştan kalan ve çürüyen bitki atıkları nedeniyle küf sporları belirgin şekilde artıyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bu mikroskobik sporların bazı dönemlerde polenlerden bile daha yüksek seviyelere ulaşabildiği ve alerji, astım ile solunum yolu şikâyetlerini tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, “Küf sporları özellikle nemli toprakta, ıslak yaprak yığınlarında ve ev içindeki nemli ortamlarda kolayca çoğalabilir” diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong><br />
• Evinizi iyi havalandırın, odalardaki nemi yüze 50’nin altında tutun ve su sızıntılarını giderin.<br />
• Ev içinde HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanın.<br />
• Dışarıda nemli ortamlarda uzun süre kalmamasına dikkat edin; gerekiyorsa maskeden faydalanın.<br />
• Bahçe işlerinde çürümüş yapraklarla temas ederken dikkatli olun.</p>

<p><strong>EVCİL HAYVAN TÜYLERİ</strong></p>

<p>Havanın ısınmasıyla birlikte birçok evcil hayvan kışlık tüylerini döküyor; bu da ev ortamındaki alerjen miktarını artırıyor.<br />
<strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Evcil hayvanları düzenli tarayın ve tüylerini toplayın.<br />
• Evde tüy birikmesini azaltmak için sık sık süpürün; HEPA filtreli süpürge tercih edin.<br />
• Evcil hayvanları yatak odası gibi sık kullanılan alanlardan uzak tutun.<br />
• Ellerini sık yıkayın ve evcil hayvanlarla temastan sonra yüzüne dokunmamasına özen gösterin.</p>

<p><img alt="2-2710" class="detail-photo img-fluid" height="345" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2710.jpg" width="525" /></p>

<p><strong>TOZ AKARLARI</strong><br />
Toz akarları yıl boyunca evde bulunuyor, ancak bahar temizliği sırasında havaya karışan toz alerji belirtilerini artırabiliyor.<br />
<br />
<strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Bahar temizliği sırasında tozlu alanlardan uzak tutun veya evde bulunmamasına dikkat edin.<br />
• Yatak çarşafları, yastık kılıfları ve nevresimleri haftalık olarak 60°C’de yıkayın ve sıcak kurutucuda kurutun.<br />
• Yatak ve yorganları alerjenlere dayanıklı kılıflarla kaplayın.<br />
• Halı, perde ve koltukları sık süpürün; HEPA filtreli süpürge kullanın.<br />
• Ev içindeki nemi düşük tutmak için nem giderici veya klimalardan destek alın.<br />
• Odasında fazla toz tutan eşya bulundurmayın.<br />
 </p>

<p><strong>TEMİZLİK ÜRÜNLERİ</strong></p>

<p>Bahar temizliği sırasında kullanılan bazı kimyasal temizlik ürünleri de alerjiyi tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, temizlik ürünlerinin çocuklarda gözlerde kaşıntı, burun akıntısı ve solunum yollarında tahrişe neden olabileceği uyarısında bulunuyor.<br />
<br />
<strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<p>• Mümkünse doğal, kimyasal içermeyen temizlik ürünleri kullanın.<br />
• Temizlik yaparken çocuğunuzun o odada bulunmamasına dikkat edin.<br />
• Temizlik sırasında evin iyi havalandırılmasını sağlayın.<br />
 </p>

<p><strong>BÖCEK ISIRIKLARI VE SOKMALARI</strong><br />
Bahar ve yaz aylarında artan arı, sivrisinek ve diğer böcek sokmaları bazı çocuklarda alerjik reaksiyonlar oluşturabiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, böcek ısırığı sonrasında alerjik belirtiler ortaya çıkarsa hemen sağlık kuruluşuna başvurmanızın büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor.<br />
<strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Böcek yoğunluğu olan alanlarda uzun süre kalmamasına özen gösterin.<br />
• Açık havada uzun kollu giysiler ve kapalı ayakkabılar tercih edin.<br />
• Arı veya böcek yuvalarına yakın durmamasına dikkat edin.<br />
• Arı sokmasına bağlı ciddi alerji (anafilaksi) riski varsa, doktor önerisiyle acil kullanım için yanınızda mutlaka adrenalin oto-enjektörü bulundurun.<br />
<img alt="Thumbs B C 2Caf30695B13A2F55230E87Eb172875A" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-2caf30695b13a2f55230e87eb172875a.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>GÜNEŞ IŞINLARI </strong></p>

<p>Genellikle ilkbahar veya yaz başında açık havada zaman geçirdikten sonra güneşe maruz kalan bölgelerde ciltte kızarıklık, kaşıntı ve farklı görünümlerde lezyonlar oluşabiliyor. Bu durum çocuklarda rahatsızlık oluşturabiliyor ve yaşam kalitesini düşürebiliyor.<br />
<strong>Nasıl önlem almalı? </strong><br />
• Güneşli saatlerde dışarıda uzun süre kalmamasına özen gösterin.<br />
• Güneşe maruz kalacak olan cilt bölgelerini koruyucu giysilerle örtün; şapka kullanın.<br />
• Güneş kremiyle cildini zararlı UV ışınlarından koruyun; SPF 30 veya üzeri tercih edin.<br />
<br />
<strong>BİTKİLER </strong></p>

<p>Bazı çocuklarda bitkilere temas sonrasında ciltte kaşıntılı, kabarık ve kızarıklık şeklinde döküntüler, bazen içi su dolu kabarcıklarla seyreden temas egzaması (kontakt dermatit) gelişebiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, “Temas sonrası ciltte döküntü oluşursa, gerekirse hekim kontrolünde uygun kremler veya ilaçlar kullanmanız gerekir” diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br />
• Çimenlere temas edecekse; parka, okul bahçesine veya ormanlık alana gitmeden önce uzun kollu giysiler giydirin.<br />
• Bahçede veya doğada oynadıktan sonra ellerini ve cildin açıkta kalan bölgelerini yıkayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/cocuklarda-alerjiyi-tetikleyen-8-onemli-etken</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-3963.jpg" type="image/jpeg" length="33741"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden Korunmanın 10 Önemli Kuralı!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kanserden-korunmanin-10-onemli-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kanserden-korunmanin-10-onemli-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde ve ülkemizde kanserin görülme sıklığı giderek artıyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve bazı çevresel risk faktörleri yer alıyor. Üstelik kanser kalp damar hastalıklarından sonra dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve ülkemizde kanserin görülme sıklığı giderek artıyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve bazı çevresel risk faktörleri yer alıyor. Üstelik kanser kalp damar hastalıklarından sonra dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Özellikle gelişmiş ülkelerde bazı yaş gruplarında ise birinci sıraya yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 230–240 bin yeni kanser vakası görülüyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, aslında kanserin risk faktörlerinin önemli bir kısmının kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Bilimsel çalışmalar, uygun önlemler alındığında kanserlerin yaklaşık yüzde 30–40’ının önlenebileceğini göstermektedir. Kanserden korunmada en temel kurallar ise sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmaktır. Bunların yanı sıra tarama tetkiklerini düzenli olarak yaptırmak da kanser riskini önemli ölçüde azaltabilmektedir” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, kanserden korunmak için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun</strong></p>

<p>Sigara dumanında dört binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların 50’den fazlasının kansere yol açabildiği biliniyor. Bu etkisi nedeniyle sigara ve tütün ürünleri; başta akciğer kanseri olmak üzere ağız, gırtlak, pankreas, mesane ve böbrek gibi pek çok kanser türüne yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Araştırmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara ve tütün ürünlerinin sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu zararlı alışkanlığın bırakılması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenin</strong></p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıllar ve liften zengin besinlerin tüketildiği “Akdeniz tipi” beslenme kanser riskinin azalmasında önemli bir rol oynuyor. Bu besinler içerdikleri antioksidanlar, vitaminler ve fitokimyasallar sayesinde hücrelere zarar veren serbest radikalleri azaltarak DNA hasarını önlemeye yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra liften zengin besinler, bağırsakta zararlı maddelerin daha hızlı atılmalarını sağlayarak, özellikle kolorektal kanser riskini düşürüyor. Araştırmalar, liften zengin beslenmenin bazı kanser türlerinde riski yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Sağlıklı kilonuzu koruyun </strong></p>

<p>Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, kanser riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Obezite; kronik iltihap, artmış insülin ve IGF-1 hormon düzeyleri ile yağ dokusundan salgılanan östrojen gibi bazı hormonların artışı yoluyla hücre çoğalmasını tetikleyebiliyor. Bu durum bazı kanser türlerinin gelişimine zemin hazırlayabiliyor. Obezitenin özellikle meme, kolon, rahim, pankreas ve karaciğer kanseriyle ilişkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Haftada en az 150 dakika egzersiz yapın </strong></p>

<p>Düzenli egzersiz; bağışıklık sistemini güçlendirmesi, hormon dengesini düzenlemesi, bağırsak hareketlerini artırması ve kronik iltihabı azaltması sayesinde kanser riskini düşürebiliyor. Büyük ölçekli çalışmalar; düzenli egzersizin kanser riskini yaklaşık yüzde 10 – 30 oranında azalttığını gösteriyor. Düzenli fiziksel aktivitenin özellikle kolon ve meme kanseri üzerinde etkili olduğunu belirten<strong> </strong>Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Sağlıklı bir yaşam için haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapılması önemlidir” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Alkolden uzak durun</strong></p>

<p>Alkol vücutta asetaldehit adı verilen toksik bir maddeye dönüşerek oksidatif stres ve hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Bu durum DNA’ya zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. Alkol tüketimi; karaciğer, ağız, yemek borusu, meme ve kolon kanserleriyle ilişkili oluyor. Alkol tüketimi arttıkça kanser riski de yükseliyor.</p>

<p><strong>İşlenmiş et ürünlerinden kaçının</strong></p>

<p>İşlenmiş et tüketimi özellikle kolorektal kanser riskini artırabiliyor. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş ürünler; içerdikleri nitrit ve nitratların kansere neden olabilen N-nitrozo bileşiklerine dönüşmesi sebebiyle risk oluşturuyor. Ayrıca, bu ürünler yüksek sıcaklıkta pişirildiğinde oluşan zararlı bileşikler de DNA hasarına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Güneşin zararlı ışınlarından korunun</strong></p>

<p>Aşırı güneş ışığına maruz kalmak cilt kanserlerinin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Güneşten korunmak ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımı riski azaltabiliyor. Bu nedenle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11:00 – 15:00 saatleri arasında mümküne dışarı çıkmayın. Mecbursanız güneş koruyucunuzu güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulamayı ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Enfeksiyonlara karşı aşı olun</strong></p>

<p>HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonu rahim ağzı kanseri; hepatit B ve C virüsleri ise karaciğer kanseriyle ilişkili oluyor. Aşı olmak bu kanserlerin önlenmesinde etkili bir yöntem olarak yerini koruyor.</p>

<p><strong>Tarama programlarını ihmal etmeyin!</strong></p>

<p>Meme kanseri için mamografi, kolon kanseri için kolonoskopi ve rahim ağzı kanseri için Pap smear ile HPV (Human Papilloma Virüsü) tarama testleri kanserin önlenmesi açısından büyük bir öneme sahip. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, hiçbir yakınmanız olmasa bile bu tarama yöntemlerini düzenli olarak yaptırmanızın yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Kolonoskopi:</strong> Kansere dönüşebilen poliplerin saptanması için 45 yaşından itibaren 5-10 yılda bir kolonoskopi öneriliyor. Ailede kolon kanseri öyküsü varsa tarama 40 yaşında başlatılabiliyor. İltihabi bağırsak hastalığı gibi risk faktörlerinde takvim daha öne çekilebiliyor.</p>

<p><strong>Pap smear ve HPV DNA testi:</strong> 21 yaşından itibaren her 3 yılda bir Pap smear testi yaptırılması gerekiyor. 30 yaşından sonra 5 yılda bir Pap Smear ile birlikte HPV DNA testinin yapılması, rahim ağzı kanserine neden olabilen CIN (Cervical Intraepithelial Neoplasia) lezyonlarının erken saptanmasını sağlıyor.</p>

<p><strong>Mamografi:</strong> 40 yaşından itibaren yılda bir kez yapılan mamografi taramasıyla meme kanserinin öncül lezyonları tespit edilebiliyor.</p>

<p><strong>Zararlı çevresel maddelerden kaçının</strong></p>

<p>Hava kirliliği ve bazı kimyasallar (asbest, kurşun, arsenik, pestisit ve civa) DNA hasarına ve inflamasyona neden olarak özellikle akciğer kanseri riskini artırabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kanserden-korunmanin-10-onemli-kurali</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-315d26719923b31a9742d21c5d2b6c79.jpg" type="image/jpeg" length="43605"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğere Ciddi Hasar Veren 5 Hata!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/karacigere-ciddi-hasar-veren-5-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/karacigere-ciddi-hasar-veren-5-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi. Üstelik karaciğer, hasarın yüzde 80’ine kadar belirti vermeden ilerleyebildiği için birçok kişi hastalığını fark ettiğinde geç kalmış oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ümit Ünal, ‘karaciğer detoksu’ gibi masum görünen uygulamalarınsa sorunun fark edilmeden daha da ilerleyerek karaciğer yetmezliği hatta nakil ihtiyacına kadar götürebildiği uyarısında bulunuyor. Buna karşın erken dönemde yapılacak basit yaşam tarzı değişiklikleriyle karaciğer yağlanmasını önlemenin ve karaciğer sağlığını korumanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ünal, karaciğere ciddi hasar veren 5 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmak</strong></p>

<p>Kısa sürede verilen kilolar sağlıklı değil, aksine sağlığı tehlikeye atıyor. Çok düşük kalorili diyetler ve hızlı kilo kaybı, karaciğerde yağ depolanmasını artırabiliyor. Yapılan çalışmalar; haftada 1–1.5 kg’dan fazla kilo kaybının, karaciğer üzerindeki stresi artırarak zarar verebildiğini ve hastalığın ilerlemesini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sadece diyet yapıp egzersizi ihmal etmek</strong></p>

<p>Sadece diyet yapıp egzersiz yapmamak kas kaybına yol açıyor, metabolizmayı olumsuz etkiliyor ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer yağlanmasını artırıyor. Düzenli yürüyüş gibi egzersizler, kas dokusunu koruyarak insülin direncini düşürmede ve böylece karaciğer yağlanmasını azaltmada en etkili yöntemlerden birini oluşturuyor.</p>

<p><strong>Meyve tüketiminde aşırıya kaçmak</strong></p>

<p>İçeriğindeki fruktoz nedeniyle meyve tüketiminde aşırıya kaçmak karaciğer yağlanmasını artıyor ve sağlığa fayda yerine zarar getiriyor. Özellikle meyve suyu gibi liften arındırılmış tüketimi, fruktozun daha hızlı emilmesine yol açıyor ve karaciğer yağlanmasını belirgin şekilde hızlandırıyor.</p>

<p><strong>Karaciğeri temizliyor düşüncesiyle ‘bitkisel’ ürünler tüketmek</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ünal “Toplumumuzda ‘tamamen bitkisel, hiçbir zararı yok’ denilerek içeriği ve dozu bilinmeyen ürünleri, ‘doğal’ algısıyla tüketmek, karaciğere zarar veren en büyük yanlışlardan birini oluşturuyor! İçeriği standardize edilmemiş bitkisel ürünler, karaciğer hasarı hatta nakil gerektiren toksisitelere yol açabiliyor” diyor. Literatürde, bitkisel ürün kullanımına bağlı akut karaciğer yetmezliği ve nakil gerektiren vakalar bildirildiğini belirten Prof. Dr. Ünal “Karaciğerin ekstra detoksa ihtiyacı yoktur; yapısı gereği bazı basit önlemlere dikkat edildiğinde zaten kendini yenileyebilir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Alkolün “zararsız bir sınırı” olduğuna inanmak</strong></p>

<p>Karaciğer hastalığı riskinin kişiden kişiye değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ünal sözlerine şöyle devam ediyor: “Alkol karaciğerde inflamasyonu artırarak yağlanmanın siroza dönüşme riskini artırıyor. Özellikle karaciğer yağlanması olan kişilerde az miktarda alkol tüketimi bile hastalığın ilerlemesini hızlandırabiliyor. Bu nedenle alkol tüketiminden uzak durmak gerekir.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/karacigere-ciddi-hasar-veren-5-hata</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 08:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2423.jpg" type="image/jpeg" length="44180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müdür Cerit, Kanserde Erken Teşhisin Önemine Dikkat Çekti]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/mudur-cerit-kanserde-erken-teshisin-onemine-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/mudur-cerit-kanserde-erken-teshisin-onemine-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit, kanserle mücadelede erken teşhisin önemli olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cerit, Kırklareli Sağlıklı Hayat Merkezinde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, kanserin dünyada kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık görülen ikinci ölüm nedeni olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="2-2419" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/2-2419.jpg" width="1200" /></p>

<p>Kanser hastalığının sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ciddi maddi ve manevi yük getiren toplumsal bir problem olduğunu vurgulayan Cerit, "Dünyada ve ülkemizde yaklaşık her 6 ölümden birinin, kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünyada her yıl yaklaşık 19.9 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.7 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Benzer seyir devam ettiği takdirde, 2040 yılında 30 milyon yeni vaka ortaya çıkması beklenmektedir." diye konuştu. Cerit, bu nedenle tüm vatandaşları belirli aralıklarda kanser taramalarını yaptırmaya davet etti.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Aylin Can ise yapılan sağlık taramalarıyla ilgili bilgi verdi. Kırklareli Kanserle Savaş Derneği Başkanı Remzi Berkel de kendilerine her zaman destek olan sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/mudur-cerit-kanserde-erken-teshisin-onemine-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/04/1-2406.jpg" type="image/jpeg" length="31535"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli'nde "Beyin Ölümü Ve Kadavrik Donör Bakımı" Konferansı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-beyin-olumu-ve-kadavrik-donor-bakimi-konferansi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-beyin-olumu-ve-kadavrik-donor-bakimi-konferansi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli'nde "Beyin Ölümü ve Kadavrik Donör Bakımı" konferansı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli'nde "Beyin Ölümü ve Kadavrik Donör Bakımı" konferansı gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü Fuat Umay Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programda konuşan İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit, organ naklinin çok önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Kırklareli'nde organ nakli bilincini oluşturduklarına inandığını ifade eden Cerit, sağlık çalışanlarının da bu konuda çok özverili olduklarını kaydetti.</p>

<p>Ardından, İstanbul Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Gülçin Hilal Alay, Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Radyoloji Uzmanı Dr. Koray Öz, yoğun bakım uzmanları Aycan Göktürk ve Ejder Kamil Öztürk tarafından organ bağışı konusunda katılımcılara bilgi verildi.</p>

<p><img alt="A A 20260328 40946716 40946715 K I R K L A R E L I N D E B E Y I N O L U M U V E K A D A V R I K D O N O R B A K I M I K O N F E R A N S I D U Z E N L E N D I" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/a-a-20260328-40946716-40946715-k-i-r-k-l-a-r-e-l-i-n-d-e-b-e-y-i-n-o-l-u-m-u-v-e-k-a-d-a-v-r-i-k-d-o-n-o-r-b-a-k-i-m-i-k-o-n-f-e-r-a-n-s-i-d-u-z-e-n-l-e-n-d-i.jpg" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-beyin-olumu-ve-kadavrik-donor-bakimi-konferansi</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/a-a-20260328-40946716-40946714-k-i-r-k-l-a-r-e-l-i-n-d-e-b-e-y-i-n-o-l-u-m-u-v-e-k-a-d-a-v-r-i-k-d-o-n-o-r-b-a-k-i-m-i-k-o-n-f-e-r-a-n-s-i-d-u-z-e-n-l-e-n-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="27924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİKKAT! Bu Hastalık Sinsi İlerleyebiliyor!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/dikkat-bu-hastalik-sinsi-ilerleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/dikkat-bu-hastalik-sinsi-ilerleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Viral hepatitlerin, karaciğeri etkilediğini belirten uzmanlar, farklı yollarla bulaşabilen önemli enfeksiyon hastalıkları arasında yer aldığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Viral hepatitler</strong> <strong>başlıca iki yolla</strong> <strong>bulaşıyor!</strong></p>

<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>

<p>Viral hepatite neden olan virüslerin Hepatit A, B, C, D ve E olarak isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin ağıza götürülmesi de bulaşmada önemli rol oynar. Diğer bulaş yolu ise kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D; korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet veya diş fırçası kullanımı, tıbbi işlemler sırasında temas ya da anneden bebeğe geçiş ile bulaşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Hepatit B, C ve D virüsleri kronikleşebilir!</strong></p>

<p>Hepatit virüslerinin klinik belirtiler açısından benzerlik gösterdiğini ancak kuluçka süreleri ve hastalığın seyri açısından farklılaştığını belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süresi Hepatit A için 15-45 gün, Hepatit B ve C için 30-180 gün arasında değişir.” dedi.</p>

<p>Hastaların önemli bir kısmında sarılığın hiç görülmeyebileceğine dikkat çeken Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>

<p>“Bu nedenle birçok kişi hastalığı fark etmeden geçirebilir. Çocuklarda ise belirtiler daha hafif seyreder ve çoğu zaman tanı konulmadan iyileşir. Belirti görülen hastalarda halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karın sağ üst bölgesinde ağrı, ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma ve kısa süreli ateş görülebilir. Hastalık genellikle 4-6 hafta sürer. Hepatit A ve E tamamen iyileşme ile sonuçlanırken, Hepatit B, C ve D kronikleşebilir. Kronikleşme oranı Hepatit B’de yüzde 5-10, Hepatit C’de ise yüzde 80’e kadar çıkabilir.”</p>

<p><img alt="Thumbs B C 6B8Faa2Cbbcc635A307E040A92Dd695D" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-6b8faa2cbbcc635a307e040a92dd695d.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>Bazı gruplarda bulaş riski daha yüksek!</strong></p>

<p>Hepatit A ve E’nin hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda daha kolay yayıldığını belirten Dr. Mamçu, “El yıkama alışkanlığının yetersiz olduğu, gıda ve tuvalet hijyeninin sağlanmadığı ortamlarda bulaş riski artar. Özellikle okullar gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar görülebilir.” dedi.</p>

<p>Hepatit B ve C açısından riskli gruplar hakkında da bilgi veren Dr. Mamçu, sağlık çalışanları, virüs taşıyıcılarının yakınları, kan transfüzyonu yapılan hastalar, damar içi madde kullanan bireyler ve hemodiyaliz hastalarında bulaş riskinin daha yüksek olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Tedavi hastaya özel planlanıyor!</strong></p>

<p>Hepatitten şüphelenildiğinde yapılacak kan testleri ile tanı konulduğunu belirten Dr. Mamçu, “Erken tanı hem hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak hem de bulaşmayı önlemek açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.</p>

<p>Hepatit B ve C tedavisinde virüsün çoğalmasını baskılayan ilaçların kullanıldığını ifade eden Dr. Mamçu, “Tedavi genellikle uzun sürelidir ve hastaya özel planlanır. En önemli nokta, doğru zamanda uygun tedaviye başlanması ve hastaların düzenli olarak izlenmesidir.” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aşılar yüksek koruyuculuk sağlıyor!</strong></p>

<p>Hepatit A ve B aşılarının yüksek koruyuculuk sağladığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanması gerekir.” dedi.</p>

<p>Türkiye’de uygulanan aşı takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını belirten Dr. Mamçu, her iki aşının da ücretsiz olduğunu ve Hepatit B aşısının ömür boyu koruma sağladığını ifade etti. Hepatit C, D ve E için ise henüz aşı bulunmadığını hatırlattı.</p>

<p><strong>Hepatit hastaları bunlara dikkat etmeli?</strong></p>

<p>Hepatit B ve C ile yaşayan bireylerin bulaştırıcılık riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Dr. Mamçu, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“Kan bağışında bulunulmamalı, korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Hastalar düzenli doktor kontrolünde olmalı, 6-12 ayda bir karaciğer testlerini yaptırmalıdır. Alkol tüketilmemeli ve ilaç kullanımı mutlaka doktora danışılarak yapılmalıdır.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/dikkat-bu-hastalik-sinsi-ilerleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 08:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-a3161954346da5910e9daf3018914128.jpg" type="image/jpeg" length="52399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Çalışanlarına Organ Nakli Bilinci Eğitimi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/saglik-calisanlarina-organ-nakli-bilinci-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/saglik-calisanlarina-organ-nakli-bilinci-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlimizde görev yapan sağlık çalışanları arasında organ nakli bilincinin artırılması amacıyla Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü Fuat Umay Konferans Salonunda “Beyin Ölümü ve Kadavrik Donör Bakımı” konulu sempozyum gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlimizde görev yapan sağlık çalışanları arasında organ nakli bilincinin artırılması amacıyla Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü Fuat Umay Konferans Salonunda “Beyin Ölümü ve Kadavrik Donör Bakımı” konulu sempozyum düzenlendi. Sempozyuma, İstanbul Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi ekibi de katılım sağladı.</p>

<p><img alt="658121777 1383281360497845 6605609892145031201 N" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/658121777-1383281360497845-6605609892145031201-n.jpg" width="1440" /></p>

<p>Program, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit’in açılış konuşmasıyla başladı. Sempozyum kapsamında, İstanbul Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Gülçin Hilal Alay tarafından organ nakli sürecinin işleyişine ilişkin sunum gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ardından, Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Radyoloji Uzmanı Uzm.Dr. Koray Öz, Yoğun Bakım Uzmanı Uzm.Dr. Aycan Göktürk ve Yoğun Bakım Uzmanı Uzm.Dr. Ejder Kamil Öztürk tarafından alanlarına yönelik sunumlar yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Serhat Ünver</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/saglik-calisanlarina-organ-nakli-bilinci-egitimi</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/658429517-1383281367164511-6201121129569618549-n.jpg" type="image/jpeg" length="25366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğeri Tehdit Eden 6 Önemli Etken!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/karacigeri-tehdit-eden-6-onemli-etken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/karacigeri-tehdit-eden-6-onemli-etken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor. Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli görevler üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir. Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda olmaktır” diyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hepatit B </strong></p>

<p>Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.</p>

<p><strong>Obezite</strong></p>

<p>Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının “karaciğer yağlanması” olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan<strong> </strong>obezite, karaciğerde özellikle “metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer” olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız,<strong> </strong>son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, “Araştırmalar, obezite sorunu yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir” bilgisini veriyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10’unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor.</p>

<p><strong>İlaçlar ve bitkisel ürünler</strong></p>

<p>Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu gelişebiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> İlaçları ve bitkisel ürünleri ‘masum’ görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor.</p>

<p><strong>Aşırı alkol tüketimi </strong></p>

<p>Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Alkolü güvenli sınırların altında ve seyrek tüketmek (haftada 2-3 kadehi geçmemek) karaciğer sağlığımız için çok önemli.</p>

<p><strong>Genetik hastalıklar</strong></p>

<p>Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor. Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Otoimmün hastalıklar</strong></p>

<p>Karaciğer otoimmün hastalıkları (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Erken dönemde tanı konulduğunda<strong> </strong>otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yapıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/karacigeri-tehdit-eden-6-onemli-etken</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 08:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/1-4640.jpg" type="image/jpeg" length="59080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli'nde "Dumansız Kampüs" Konferansı Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-dumansiz-kampus-konferansi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-dumansiz-kampus-konferansi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, sigaranın stresi artırarak insan sağlığını tehdit ettiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ergüder, Kırklareli Üniversitesi Prof. Dr. Mustafa Aykaç Konferans Salonu'nda düzenlenen "Dumansız Kampüs" konferansında, sigara kullanımının birçok hastalığa neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigaraya bağlı ölümlerin önlenebilir olduğuna dikkati çeken Ergüder, bu konuda en önemli mücadelenin tütün endüstrisine karşı verildiğini ifade etti. Tütün endüstrisinin insanları bağımlı hale getirmek için çeşitli çalışmalar yürüttüğünü vurgulayan Ergüder, sigara kullanımının vücuda çok sayıda zararlı kimyasalın girmesine neden olduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="2-2707" class="detail-photo img-fluid" height="840" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/2-2707.jpg" width="1200" />Sigaranın yaşam kalitesini düşürdüğünü belirten Ergüder, kullanıcıların önemli bir bölümünün akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini vurguladı.</p>

<p>Ergüder, sigaranın ülke ekonomisine de ciddi zararlar verdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sigara stresi azaltmaz, aksine beyne giden oksijen miktarını azalttığı için stresi artırır. Nikotin, insan vücudu için gerekli bir madde değildir. Nikotin, güçlü bağımlılık yapan bir madde olarak beyindeki reseptörlere bağlanır ve kullanım arttıkça bu reseptörlerin sayısı da artar." Dünyada tütün kullanımının azalmasına karşın Türkiye'de arttığını belirten Ergüder, özellikle üniversite öğrencileri ve genç kadınlar arasında sigara kullanım oranlarının yükseldiğini ifade etti.</p>

<p>Ergüder, sigara kullanımındaki artışın kadınlarda daha belirgin olduğunu aktararak, 15-24 yaş grubundaki kadınlarda bu oranın daha da yüksek seviyelere ulaştığını bildirdi.</p>

<p>Tütün endüstrisinin özellikle üniversite öğrencilerini hedef aldığını vurgulayan Ergüder, "Aslında dünyada baktığımızda tütün kullanımı giderek azalıyor ama Türkiye'de özellikle bunu söylemek istiyorum çünkü burada özellikle üniversite öğrencilerinde sıkıntı, genç kadınlarda ve öğrencilerde tütün kullanımı artıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><img alt="3-1440" class="detail-photo img-fluid" height="813" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/3-1440.jpg" width="1200" /></p>

<p>Toker Ergüder, Türkiye'de sigara kullananların büyük bölümünün 20 yaşından önce buna başladığını söyledi.</p>

<p>Üniversite öğrencileri arasında yapılan çalışmalara değinen Ergüder, öğrencilerin eğitim süreci ilerledikçe sigara kullanım oranlarının artabildiğini kaydetti.</p>

<p>Sigaranın birçok organda kansere yol açtığını anlatan Ergüder, akciğer kanserlerinin büyük bölümünün sigaraya bağlı geliştiğini, tanı konulduktan sonra yaşam süresinin sınırlı olduğunu dile getirdi. Programda, Kırklareli Valisi Uğur Turan, Kırklareli Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Meryem Çamur Demir, Kırklareli Üniversitesi Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörü Dr. Neslişah Gün, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Aylin Can ve Yeşilay Kırklareli Şube Başkanı Aslı Karakahya da konuşma yaptı.</p>

<p>Konuşmaların ardından Ergüder, katılımcıların sorularını yanıtladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-dumansiz-kampus-konferansi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/1-4649.jpg" type="image/jpeg" length="56729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli'nde "Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" Programı]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-saglikli-cocuk-saglikli-gelecek-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-saglikli-cocuk-saglikli-gelecek-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde "Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" programı düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Osman Paşa İlkokulunda düzenlenen programda, öğrencilere ağız ve diş sağlığı, kişisel hijyen, sağlıklı beslenme ve bulaşıcı hastalıklardan korunma konularında eğitim verildi.</p>

<p><img alt="2-2695" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/2-2695.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ardından okul bahçesinde çocuklara yönelik yarışmalar düzenlendi. Program UMKE, evde bakım hizmeti, ağız ve diş sağlığı ile sağlıklı beslenme konularının anlatıldığı stantların gezilmesiyle sona erdi.</p>

<p>Programa, Babaeski Kaymakamı Tamer Orhan, Babaeski Belediye Başkanı Fırat Yayla, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Altınöz ve İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit de katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-saglikli-cocuk-saglikli-gelecek-programi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 08:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/1-4627.jpg" type="image/jpeg" length="56566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Bir Bayram İçin 10 Önemli Kural!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/saglikli-bir-bayram-icin-10-onemli-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/saglikli-bir-bayram-icin-10-onemli-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan boyunca uzun süreli açlık ve değişen öğün saatleri nedeniyle vücudumuz farklı bir metabolik düzene uyum sağlıyor. Bayramla birlikte bu düzenin aniden değişmesi ise bazı beslenme hatalarını ve buna bağlı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan boyunca uzun süreli açlık ve değişen öğün saatleri nedeniyle vücudumuz farklı bir metabolik düzene uyum sağlıyor. Bayramla birlikte bu düzenin aniden değişmesi ise bazı beslenme hatalarını ve buna bağlı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Güne ağır bir kahvaltıyla başlamak, şerbetli tatlı ve hamur işi gibi yüksek kalorili besinlerin tüketimini artırmak, hızlı yemek yemek ve porsiyon kontrolüne dikkat etmemek bayramda sık yapılan beslenme hataları arasında yer alıyor. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, bu tür beslenme hatalarının hazımsızlık, şişkinlik ve reflü gibi şikayetlere yol açabileceğine dikkat çekerek, “Aynı zamanda kan şekeri düzeylerinde hızlı dalgalanmalara, gün içinde halsizlik, yorgunluk ve ani enerji düşüşlerine sebep olabilir” diyor. Özellikle diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı olan bireylerde bu hataların daha ciddi etkiler oluşturabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, “Rafine karbonhidrat ve şeker alımının yüksek olması diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolsüz şekilde yükselmesine neden olabilir. Tuz ve yağ içeriği yüksek besinlerin fazla tüketimi ise tansiyon yükselmesine ve kardiyovasküler risklerin artmasına yol açabilir. Özellikle diyabet hastalarında kontrolsüz tüketimler sonucunda hiperglisemi atakları, hatta bayılma ve komaya kadar gidebilen ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle bayram döneminde porsiyon kontrolüne dikkat etmek ve sebze tüketimini artırarak dengeli bir beslenme planı sürdürmek sağlık açısından önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, Ramazan Bayramı’nı sağlıklı geçirmek için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>

<p><strong>Bayram sabahına dengeli bir kahvaltıyla başlayın</strong></p>

<p>Ramazan boyunca değişen beslenme düzeninin ardından bayram sabahına dengeli bir kahvaltıyla başlamak, gün içindeki besin tüketiminin daha kontrollü ilerlemesine yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, sağlıklı bir kahvaltıyı şöyle anlatıyor: “Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları; yulaf, çavdar veya tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar ve taze mevsim sebzeleri tercih edilmelidir. Reçel, bal ile şekerleme gibi yüksek şeker içeren besinler ise kan şekeri düzeyinde hızlı yükselmelere ve ardından ani düşüşlere neden olarak daha çabuk acıkmaya yol açabileceği için sınırlandırılmalıdır.”</p>

<p><strong>Porsiyon kontrolüne dikkat edin</strong></p>

<p>Bayram ziyaretlerinde farklı yiyecek ve tatlıların arka arkaya sunulması fark edilmeden yüksek miktarda kalori alınmasına yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, bu nedenle porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “Ana öğünlerde tabağın yarısının sebzelerden, dörtte birinin et, tavuk veya balık gibi protein kaynaklarından ve kalan kısmının bulgur, karabuğday veya tam buğday ekmeği gibi tam tahıllardan oluşması dengeli bir yaklaşım sağlar. Ziyaretlerde sunulan tatlı ve hamur işleri ise küçük porsiyonlarla veya bir başkasıyla paylaşılarak tüketilmelidir" diyor.</p>

<p><strong>Şerbetli tatlıları sınırlayın</strong></p>

<p>Bayram sürecinde sık tüketilen şerbetli tatlılar yüksek yağ ve şeker içeriği nedeniyle kan şekerinin ani yükselmesine sebep oluyor. Ayrıca, yüksek kalorileri nedeniyle porsiyonlara dikkat edilmezse, kilo artışına da yol açabiliyor. Dolayısıyla tatlı tüketimini ölçülü tutmanız ve mümkünse günde tek porsiyonla sınırlandırmanız önem taşıyor. Tatlı tüketecekseniz şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve içeren tatlıları tercih etmelisiniz. Şerbetli tatlılarda en fazla 40–60 gram, sütlü tatlılarda ise yaklaşık 150 gramlık bir porsiyon tüketmeniz yeterli olacaktır.</p>

<p><strong>Sebze ve lif tüketimini artırın</strong></p>

<p>Bayramda hamur işleri ve tatlı tüketiminin artması nedeniyle sebze yemeklerine yönelim azalabiliyor. Oysa sebzeler, lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasını destekliyor ve tokluk hissini artırıyor. Ayrıca, öğünlerde salata veya sebze yemeklerine yer vermek besin çeşitliliğini artırırken dengeli beslenmeye de katkı sağlıyor. Bu nedenle günde en az 300–400 gram sebze tüketmeyi ihmal etmeyin.</p>

<p><strong>Sofranızda bağırsak dostu besinler mutlaka olsun</strong></p>

<p>Bayram sofralarında yüksek kalorili ve ağır besinlerin tüketiminin artması sindirim sistemi üzerinde yük oluşturabiliyor. Dolayısıyla bağırsak sağlığını destekleyen probiyotik ve prebiyotik besinlere günlük beslenmenizde yer vermeniz önem taşıyor. Yoğurt, kefir ve fermente süt ürünleri gibi probiyotik kaynakları bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Soğan, sarımsak, pırasa, enginar, yulaf ve tam tahıllar gibi prebiyotik besinler ise bu yararlı bakterilerin beslenmesini destekleyerek sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>Sofradaki tuz tehlikesine dikkat! </strong></p>

<p>Bayram sofralarında salamura peynirler, zeytin ve işlenmiş et ürünleri tuz alımını artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkin bireylerde günlük tuz tüketiminin 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemesini öneriyor. Çünkü, yüksek tuz tüketimi özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarında tansiyonun yükselmesine yol açabiliyor. Bu nedenle yemeklerde ilave tuz kullanımını sınırlandırmaya özen gösterin. Yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine karabiber, pul biber, kekik ve kimyon gibi baharatlar ile limon gibi doğal aromaları kullanabilirsiniz.</p>

<p><strong>Yavaş ve bilinçli yemek yiyin</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hızlı yemek yemek vücudun doyma sinyallerini algılamasını zorlaştırarak daha fazla besin tüketilmesine neden olabiliyor. Doygunluğun sağlanabilmesi için öğünlerin ortalama 15–20 dakika sürmesi gerektiğini anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Lokmaları iyi çiğneyerek ve daha yavaş bir tempoda yemek yemek hem sindirim sürecini destekler hem de porsiyon kontrolünü kolaylaştırır. Ayrıca yemek sırasında acele etmemek ve öğüne odaklanmak daha bilinçli bir yeme davranışı geliştirilmesine yardımcı olabilir.”</p>

<p><strong>Bol bol su tüketin</strong></p>

<p>Yeterli su içmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor ve metabolik süreçlerin sağlıklı şekilde devam etmesine yardımcı oluyor. Ek olarak, tokluk hissinin desteklenmesine ve gereksiz atıştırmaların azalmasına katkı sağlayabiliyor. Gün içinde yetersiz sıvı alımı baş ağrısı, halsizlik ve kabızlık gibi sorunlar oluşturabiliyor. Günlük su ihtiyacınızı vücut ağırlığınızın her kilogramı için yaklaşık 30–35 ml olacak şekilde hesaplayabilirsiniz.</p>

<p><strong>Çay ve kahvenin ardından mutlaka su için</strong></p>

<p>Bayram ziyaretlerinde çay, kahve ve şekerli içeceklerin tüketimi artabiliyor. Ancak şekerli ve gazlı içecekler günlük şeker alımını yükseltiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, “Susuzluğu gidermek için su, ayran, kefir veya sade maden suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Çay ve kahve ise suyun yerini tutmaz; aksine diüretik etkileri nedeniyle vücuttan sıvı kaybını artırabilir. Dolayısıyla bu içeceklerin ardından yeterli su içmeye özen gösterilmelidir” bilgisini veriyor.</p>

<p><strong>Yemek sonrasında 30-45 dakika yürüyüş yapın</strong></p>

<p>Bayram döneminde artan enerji alımını dengelemek için fiziksel aktivitenin sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Gün içinde yapılan hafif ve orta şiddette yürüyüşler sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına destek olurken, kan şekeri seviyelerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olabiliyor. Özellikle yemeklerden sonra 30–45 dakikalık yürüyüşler hem metabolik dengeyi destekliyor hem de bayram sofraları sonrasında oluşabilecek şişkinlik ve hazımsızlık gibi sindirim şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Basın Bülteni</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/saglikli-bir-bayram-icin-10-onemli-kural</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/111-31.jpg" type="image/jpeg" length="10038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı Mercek Hakkında En Çok Yöneltilen 10 Soru!]]></title>
      <link>https://www.alternatifgazetesi.com/akilli-mercek-hakkinda-en-cok-yoneltilen-10-soru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.alternatifgazetesi.com/akilli-mercek-hakkinda-en-cok-yoneltilen-10-soru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Bunların başında ise halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen “premium göz içi lensleri” geliyor.  Tek odaklı lensler sadece bir mesafeye netlik sağlarken, akıllı mercekler; yakın, orta ve uzak mesafelerin tamamında net görüş imkanı sunabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, bu sayede gözlük ihtiyacının büyük ölçüde azaldığını belirterek, “Premium göz içi lensi teknolojisi son yıllarda optik tasarım ve materyal teknolojisi gibi önemli gelişmeler kaydetmiş ve bu sayede hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmıştır” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, ancak bu teknolojinin başarısının, doğru hasta seçimi, detaylı preoperatif değerlendirme ve gerçekçi beklenti yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Her hastanın oküler yapısı, görsel ihtiyaçları ve adaptasyon kapasitesi farklıdır. Bu nedenle, ameliyat öncesi oftalmoloğunuzla detaylı görüşmeniz, tüm olası sonuçları değerlendirmeniz ve size en uygun tedavi planını birlikte belirlemeniz önem taşımaktadır” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı mercek hakkında en sık yöneltilen 10 soruyu anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Akıllı merceklere hangi durumlarda başvuruluyor?</strong></p>

<p>Gözümüzün doğal lensinin yerine yerleştirilen ve birden fazla odak noktasına sahip olan göz içi lensi “akıllı mercek” olarak adlandırılıyor. Akıllı mercekler, ağırlıklı olarak 40 yaş üzerindeki hastalarda gözlük bağımlılığını azaltmak amacıyla tercih ediliyor. Katarakt, refraksiyon (kırma) kusuru ve presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme kusuru) şikayeti olan kişiler bu uygulamadan en fazla fayda gören grubu oluşturuyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı lenslerin özellikle hem uzak hem yakın görüş problemini birlikte çözmek isteyen kişiler için ideal bir tedavi seçeneği olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong>Her hasta için uygun mudur? </strong></p>

<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı merceklerin her hasta için uygun olmadığını belirterek, “Öncelikle gözün anatomik olarak bu lenslere uygun olması gerekir; ön kamara derinliğinin yeterli olması, göz bebeği çapının ideal aralıkta bulunması ve kornea endotel hücre sayısının normal sınırlarda olması şarttır. Ayrıca, retina hastalıkları gibi progresif oküler bir hastalığa sahip olan kişiler de bu lenslerden tam verim alamayabilir, çünkü göz sağlıklı olmalı ki lens performansını gösterebilsin” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, özellikle profesyonel sürücüler, hassas el işi gerektiren mesleklerde çalışanlar veya yüksek kontrast gerektiren işlerde aktif olarak görev yapan kişiler için özel değerlendirme yapıldığını vurgulayarak, “Detaylı oftalmolojik muayene, biyometrik ölçümler ve hasta beklentilerinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi başarılı sonuç için son derece önemlidir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Akıllı mercek ameliyatı nasıl gerçekleştiriliyor? </strong></p>

<p>Operasyon topikal anestezi altında gerçekleştiriliyor. Göze 2-3 mm'lik minimal bir giriş yapılıyor ve ultrasonik titreşimler yardımıyla doğal lens küçük parçalara ayrılıp, dışarı alınıyor. Ardından yerine katlanabilir akıllı mercek yerleştiriliyor. Operasyonun ortalama 15-20 dakika sürdüğünü söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Hastalarımız ertesi gün hafif aktivitelerine başlayabilirler. Ancak ilk bir hafta ağır fiziksel aktivitelerden ve kontakt sporlardan kaçınmalarını öneriyoruz” diyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ameliyat sonrasında net görüş ne zaman sağlanabiliyor?</strong></p>

<p>Ameliyat sonrasındaki ilk günlerde hafif bulanıklık normaldir. Net görüş genellikle 1-2 hafta içinde başlıyor, ancak tam nöroadaptasyon, yani beynin farklı odak noktalarından gelen görüntülere uyum sağlama süreci 2-3 ay sürebiliyor. Bu süreçte beyin farklı odak noktalarından gelen görüntüleri işlemeyi öğrenir.</p>

<p><strong>Ameliyatın ardından gece ışık saçılması görülür mü?</strong></p>

<p>Özellikle erken postoperatif, yani ameliyat sonrasındaki ilk haftalarda<strong> </strong> haleler görülmesi, gece araç farlarında ışık saçılması ve kontrast hassasiyetinde azalma yaşanabiliyor. Bu sorunlar zamanla azalıyor ve çoğu hasta birkaç hafta ile birkaç ay arasında geçen nöroadaptasyon sürecinde (Multifokal optik sistemlerden kaynaklanan çoklu retinal görüntülerin santral siniri sistemi tarafından işlenerek fonksiyonel görmeye adapte edilmesi süreci) bu duruma alışıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba,<strong> </strong>“Mesleği gereği yoğun gece sürüşü yapan hastalarımızı ameliyat öncesi bu konuda mutlaka bilgilendiriyoruz” diyor.</p>

<p><strong>Ameliyatın riskleri var mıdır?</strong></p>

<p>Her göz içi cerrahisinde olduğu gibi bu prosedürün de riskleri bulunuyor. Endoftalmi (göz içi enfeksiyon) kanama ve retina dekolmanı gibi ciddi komplikasyonlar nadiren görülüyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Lensin yerinden hafifçe kayması, lens kapsülünün zamanla bulanıklaşması veya ameliyat sonrası geçici göz tansiyonu yükselmesi daha sık karşılaşılan durumlardır. Deneyimli bir cerrah ve uygun hasta seçimi bu riskleri minimize eder” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Akıllı mercekler gözlükten tamamen kurtulmayı sağlar mı? </strong></p>

<p>Akıllı mercek sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 80-90'ı günlük aktivitelerini gözlüksüz sürdürebiliyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle çok küçük punto okumalarında veya uzun süreli bilgisayar kullanımında düşük numaralı gözlük ihtiyacı olabiliyor.</p>

<p><strong>Ameliyat sonrası elde edilen net görüş kalıcı mıdır?</strong></p>

<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, implante edilen merceğin ömür boyu kalıcı olduğunu ve materyalinin bozulmadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak bazı hastalarda ameliyattan aylar veya yıllar sonra arka kapsül opasifikasyonu, yani halk arasında ‘ikincil katarakt’ olarak bilinen durum gelişebilir. Bu tablo Nd:YAG lazer yöntemiyle basit ve etkili şekilde tedavi edilebilir.”</p>

<p><strong>Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?</strong></p>

<p>Ameliyat sonrasında ilk hafta hafif aktiviteler ve ev içi işleri sorun oluşturmuyor. Ancak, aşağıda yer alan kurallara dikkat etmeniz önem taşıyor.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gözlerinize travmadan kaçının</li>
 <li>Havuz ve deniz gibi enfeksiyon riski taşıyan ortamlardan uzak durun</li>
 <li>Reçete edilen topikal ilaçları düzenli kullanın</li>
 <li>Makyaj ve kozmetik ürünleri 2 hafta, kontakt sporları en az bir ay erteleyin</li>
 <li>UV koruyucu gözlük kullanın</li>
</ul>

<p><strong>Ne zaman lazer, ne zaman akıllı mercek?</strong></p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaş altı ve düşük-orta dereceli kırma kusurları için lazer cerrahilerin (LASIK, PRK) ilk tercih edilen yöntemler olduğunu vurguluyor. 40 yaş üzeri presbiyopik (yaşa bağlı yakın görme kusuru) tablosunda, yüksek hipermetropide veya katarakt varlığında ise premium göz içi lensleri (akıllı mercek) öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her hastanın korneal topografisi, ön segment anatomisi ve yaşam tarzı karar sürecinde belirleyici oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.alternatifgazetesi.com/akilli-mercek-hakkinda-en-cok-yoneltilen-10-soru</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://alternatifgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/alternatifgazetesi-com/uploads/2026/03/3-1418.jpg" type="image/jpeg" length="36693"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
