4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma günü dolayısıyla, DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem basın açıklamasında bulundu.
“Hayvanların yaşam hakkı, sınırların ve siyasi kararların üzerinde tutulmalıdır” diyen Çidem açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
“4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü, yalnızca sokak hayvanlarını değil, ormanlarda, dağlarda ve sulak alanlarda yaşam mücadelesi veren tüm canlıları hatırlama günüdür.
Istrancalar, Türkiye ile Bulgaristan arasında uzanan, zengin biyolojik çeşitliliği ve yaban hayatıyla önemli bir ekosistemdir. Ancak Bulgaristan sınırında uygulanan jiletli tel ve çit sistemleri, yaban hayvanlarının doğal hareketlerini engelleme, yaralanmalarına ve ölümlerine neden olma riski taşımaktadır.
Sınır boyunca uzanan jiletli teller, yaban hayvanlarının göç ve geçiş güzergâhlarını keserek habitat parçalanmasını derinleştirebilir. Beslenme, üreme ve suya ulaşma alanlarına erişimlerini zorlaştırabilir. Doğal yaşamın devamlılığı için hayati öneme sahip ekolojik koridorların bu tür fiziksel engellerle kesintiye uğraması, yalnızca tek tek hayvanları değil, bütün ekosistemi tehdit eder.
Güvenlik önlemleri, yaban hayatının yaşam hakkını ve ekolojik bütünlüğü gözeten çözümlerle hayata geçirilmelidir. Sınır güvenliği ile doğanın korunması birbirine karşıt olmak zorunda değildir. Yaban hayvanlarının güvenli geçişini sağlayacak ekolojik koridorlar ve canlılara zarar vermeyen alternatif sınır düzenlemeleri değerlendirilmelidir.

DOKU Derneği olarak, Istrancalar'ın iki yakasında da doğanın ve tüm canlıların yaşam hakkının korunması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü doğanın sınırları yoktur; kuşların, ormanların, derelerin ve yaban hayvanlarının yaşamı ortak bir bütündür.
Kuşların göç yolları üzerinde planlanan ve işletilen rüzgâr enerji santralleri (RES) ise yeterli bilimsel değerlendirme yapılmadığında çarpışma, rahatsız edilme, habitat kaybı ve göç güzergâhlarının değişmesi gibi riskler yaratabilir. Rüzgâr enerjisi temiz enerji hedefinin bir parçası olsa da yanlış yer seçimi, kuşların ve diğer canlıların yaşamını tehlikeye atmamalıdır.
RES projeleri, patlatmalı madencilik, taş ocakları, orman yolları ve sınır boyunca uzanan jiletli teller birbirinden bağımsız sorunlar değildir. Bir araya geldiklerinde yaban hayatının yaşam alanlarını parçalayarak canlıları giderek daha dar alanlara sıkıştırabilirler.”
Çidem DOKU Derneği olarak ayrıca şu çağrılarda bulundu.
- Kuş göç yolları üzerindeki RES projeleri, mevsimsel göç hareketleri ve kümülatif etkiler dikkate alınarak bilimsel olarak değerlendirilsin.
- AB tarafından finanse edilerek Bulgaristan tarafında yapılan sınırda ki jiletli tellerin yaban hayvanları üzerindeki etkileri araştırılsın ve güvenli ekolojik geçişler sağlansın.
- Patlatmalı madencilik faaliyetlerinin yaban hayatı, orman ekosistemleri ve su kaynakları üzerindeki etkileri bağımsız uzmanlarca incelensin.
- Yaban hayvanlarının üreme, beslenme ve barınma alanları koruma altına alınsın.
- Istrancalar'da ekolojik koridorların ve orman bütünlüğünün korunması esas alınsın.
Bir kuşun gökyüzündeki özgürlüğü, bir karacanın ormandaki yaşamı, bir kurdun, bir karacanın doğal geçiş yolu insan kararlarıyla yok edilmemelidir.
Istrancalar Biyosfer Rezerv alanı ilan edilmelidir.
Çidem açıklamasını; “Enerjiye, madene ve güvenliğe ilişkin ihtiyaçlar, doğanın ve diğer canlıların yaşam hakkını yok saymanın gerekçesi olamaz. Gerçek kalkınma, gelecek kuşaklara yalnızca enerji tesisleri ve maden ocakları değil, sağlıklı ormanlar, temiz sular ve yaşam dolu bir doğa bırakabilmektir” sözleriyle tamamladı.
Malko Tırnovo Belediye Meclis Üyesi Nikola Meshkov da bu açıklamaya biaen; “Bu çağrıyı tamamen destekliyorum! Istrancalar tek bir dağ, tek bir doğa ve tek bir ekosistemdir. Yaban hayvanları için Bulgaristan ya da Türkiye, sınır diye bir şey yoktur. Bulgaristan tarafında sorun çok ciddi; özellikle hayvanların nehirlere ve doğal su kaynaklarına ulaşan geçiş yollarının kesilmesi büyük bir problemdir. Ne yazık ki herkes sessiz kalıyor. Bulgaristan ve Türkiye, Istrancalar'ın doğasını ve yaban hayatını korumak için birlikte hareket etmelidir. Doğa sınır tanımaz!” değerlendirmesinde bulundu.





