Kırklareli Kent Konseyi Başkanı Yasemin Ertaş yaptığı açıklama da ; “Kırklareli İli, Kofçaz İlçesi, Kula Köyü Mevkiinde S:86850 ruhsat no.lu sahanın 18,2 hektarlık bölümünde Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan ‘S:86850 Ruhsat No.lu Altın-Gümüş Madeni (Ocaktan Alınacak Malzeme Miktarı: 310.481 ton/ yıl (123.750 ton/yıl Cevher + 186.731 ton/yıl Ekonomik Olmayan Kayaç/ Pasa)’ projesine İl Müdürlüğümüzce ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı‘ verilmiştir.”Kararla birlikte Istrancalar‘da binlerce ağaç kesilecek ve binlerce tonluk cevher ve atık çıkacak proje nedeniyle bölgedeki ekosistem tahrip edilecek. Ancak şirketin izin aldığı alanın büyüklüğü, ÇED raporuna gerek duyulmaması için (25 hektar ve üzeri için ÇED raporu gerekli tutuluyor) 18,2 hektarla sınırlı tutulmuş durumda. İliç’te geçtiğimiz Şubat ayında yaşanan felakete rağmen Kırklareli’nde de altın madeni açılması ve hatta bu maden için ÇED’in bile gerekli görülmemesi ise Bakanlığın ne çevresel etkilere ne de bölgede yaşayanların sağlıklarına etki edebilecek olası durumlara dikkat etmediğini gösteriyor. " ifadelerine yer verdi.

Arizbaba Köyü’nde Çamur Telaşı Arizbaba Köyü’nde Çamur Telaşı

Aynı şirketin 2014 sonunda aynı noktada gümüş ve altın çıkarmak için yaptığı başvuru sonucunda ise Ocak 2015’te ÇED’in gerekli olduğu yönünde bir karar çıktığını kaydeden Ertaş, "2022’de yapılan başvuruda ise birtakım değişiklikler yapılarak açılacak maden ocağının “Petrol, Doğalgaz, 3 ve 4. Grup Madenler” sektörü içerisinde sınıflandırıldığı dikkat çekmişti.Oysa 2014’te yapılan başvuruda bu sektör kapsamına “1, 2 ve 5. Grup Madenler” giriyordu. 2022’de yapılan başvuruda ise projenin bedelinin 2 milyon 900 bin TL olduğu belirtilmişti. Bugün geldiğimiz noktada  bu ve benzeri projeler ;bitki, toprak, su kaynakları, hayvan türleri ve insan yaşamını etkileyecektir.Ekolojideki bu tahribat, zamanla kitlesel ölümlere yol açacaktır. Ormanların, nehirlerin, denizlerin, yeraltı sularının, sulak alanların ,tarihsel mirasın,yaban hayatın , insanların yerleşim alanlarının yok edilmesine yol açan her müdahale gezegendeki döngünün var olma hakkına gasp ediyor." dedi.

Ertaş açıklamalarının devamında; "Şu an söyleyebileceğimiz ;artık söz ve sorumluluk yurttaşlarda  yani hepimizde.  Doğayı ve tüm yaşam alanlarını yok edenleri fiili olarak sahip oldukları yasal dokunulmazlık kılıfını ortadan kaldırabilecek , ekolojik yıkıma neden olabilecek niyetleri ve fiileri gerçekleşmeden önce önleyebilecek ,bu yıkımı yaratan veya göz yuman şirketlere, hükümetlere, bakanlık yetkililerine ve idarecilere yönelik yargı yolunun açılması ." ifadelerinde bulundu. ( Haber Merkezi)

Rrrr

Editör: Haber Merkezi