Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kırklareli Milletvekili Fahri Özkan Kırklareli’nin İğneada beldesine yapılmak istenen üçüncü nükleer santral hakkında meclise araştırma önergesi sundu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Kırklareli’ndeki nükleer santral projesi için Çin ile müzakere edildiğinin basında ve kamuoyunda yer aldığını belirten Özkan, “Kırklareli’nde, Trakya’da nükleer santral istemiyoruz” dedi.
Özkan önergesinde; “Kırklareli, Nükleer santralin İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen altında kalan Vize ve Demirköy ilçelerindeki ormanlık alanda yapılacağı, santral sahasının kıyı sınırlarının ise Poliçe Plajı ile Kumçakıl Sahili arasında yer alacağı bilinmektedir. Ancak bu bölge, 2007 senesinden bu yana Türkiye’nin 39. milli parkı olarak kabul edilmiş, 3 bin 155 hektarlık bir alanı kaplayan ve dünyanın 3. Büyük longoz ormanı statüsünde olan İğneada Longoz Ormanları çok sayıda farklı doğal yaşam alanını barındırmakta, zengin bir floraya sahip olan İğneada Longoz Ormanları yüzlerce canlı türüne ve endemik bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır” ifadelerine yer verdi.
Özkan şöyle devam etti; “Orman Alanı” ve “Tarım Arazisi” olarak işaretlenen, ayrıca “İçme ve Kullanma Suyu Mutlak Koruma Alanı” gibi birçok korunması gereken alan kapsamında olan bölge, turizm alanı olmakla birlikte temiz hava ve temiz su kaynakları açısından da çok önemli olan bölgede yapılacak nükleer santralin yaklaşık 13.830 dönümlük bir alanı etkisi altına alacağı, yapılacak hafriyat ve inşaat çalışmaları sonucunda da yüzbinlerce ağacın kesilebileceği öngörülmektedir.
Nükleer enerji santraline ilişkin projede Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve Sağlık Etki Değerlendirmesi süreçlerinin tamamlanmadığı, sivil toplum kuruluşlarının ve bölge halkının katılımının sağlanmadığı, çalışmaların kamuoyundan gizli yürütülmektedir.
Dünyada gelişmiş ülkeler 1970’lerde yükselişi başlayan ancak yaşanan Çernobil faciasından sonra nükleer enerjiden vaz geçmeye başlamış, nükleer enerji santralleri yapım oranı dünyada % 17,5 dan % 9’ a gerilediğini belirten Özkan, dünyadaki nükleer enerji yerine yenilenebilir enerjiye güneş ve rüzgâr enerjisine yatırım yaparken, Türkiye’de kapasite sorunu var, elektriğe olan arzı karşılamak için nükleer santral yapıyoruz söylemleri tartışmaya açıktır.
Şu anda ülkemizde yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali var. Bu santral sermayesiyle, yönetimiyle tamamen Ruslardan oluşmuş, Rus Devlet şirketi Rosatom’un yönetiminde ve kontrolünde olan, dünyada bir ülke topraklarında başka bir ülkeye ait olan ilk ve tek nükleer santraldir. Maliyeti yaklaşık 20 milyar dolar civarında ve satın alma garantili olan bu santralde üretilen enerji ilk 15 yılı için 1 ve 2. Reaktörlerden elde edilecek ve üretilen elektriğin % 70’i için 12,35 cent kw saat garanti verilmiştir. Türkiye’de ortalama enerji fiyatı ise ortalama 7 cent’dir. Aradaki fark neredeyse 2 katıdır.
Nükleer santrallerin en büyük sorunu kaza riskleri olmasıdır. Ömürlerinin 60 ila 80 yıla çıktığı iddiaları olsa da yaklaşık 40 yıl ömürleri olan bu santrallerin sökülmesi daha da büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Bir diğer önemli sorun nükleer atıktır. Nükleer atıklar 100 bin yıldan az olmamak üzere aktif olmaya radyasyon yaymaya devam ettiği bilinmektedir. Bu atıkların çelik kaplar ve havuzlarda bekletilip kurşun çelik kaplarda havuzlarda tutulup 15 yıl içinde gömülmeleri gerektiği, nükleer santral kapatılsa bile en az 100 yıl daha etkilerinin sürmeye devam ettiği bilinmektedir.
Nükleer enerjiyi terk etme politikası uygulayan, Almanya, kapatılan nükleer tesislerini yıkarken dünyanın en güzel, en önemli coğrafyasında yapılması planlanan santral sadece burayı değil Türkiye’nin tahıl ambarı olan tüm Trakya’yı olumsuz etkileyecektir.”




