Çidem, akıllı şehir kavramının yalnızca dijitalleşme, yapay zekâ ve teknolojik altyapıdan ibaret olmadığını belirterek, şehir planlamasında doğal varlıkların ve ekosistemlerin de karar süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini ifade etti.
“Akıllı şehri planlarken ekolojik aklı da kullanmak gerekir” diyen Çidem, ormanları yok eden, su havzalarını bozan, tarım topraklarını tüketen veya ekosistemleri parçalayan bir kentin teknolojik açıdan gelişmiş olsa bile ekolojik anlamda akıllı sayılamayacağını vurguladı.
ISTRANCALAR İÇİN TEK DİJİTAL ÇEVRE SİSTEMİ ÖNERİSİ
Kırklareli ve Istrancalar özelinde kapsamlı bir Coğrafi Bilgi Sistemi oluşturulması gerektiğini savunan Çidem, bölgedeki doğal ve kültürel varlıkların tek bir dijital çevre sistemi içerisinde haritalandırılmasını önerdi.
Bu sistem içerisinde; Istranca orman alanları, sulak alanlar, longozlar, dereler, yeraltı suyu besleme alanları, yeraltı ve yüzey suları, Ergene kaynakları, tarım alanları, meralar, maden ruhsatları, taş ocakları, RES projeleri, enerji nakil hatları, patlayıcı madde üretim ve depolama alanları, taşkın alanları, kuş göç yolları, yaban hayatı koridorları, endemik ve korunan türler ile doğal ve kültürel sit alanlarının gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Çidem, böyle bir veri altyapısının yatırım ve kentleşme kararlarında önemli bir referans oluşturacağını belirterek, “Ekolojik veri olmadan akıllı şehir ve akıllı yaşam olmaz” ifadelerini kullandı.
“DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLAR ENVANTERİ OLMADAN AKILLI KARAR VERİLEMEZ”
Doğal ve kültürel varlıkların kapsamlı bir envanterinin çıkarılması gerektiğine dikkat çeken Çidem, karar alma süreçlerinde yalnızca ekonomik göstergelerin yeterli olmayacağını savundu.
Longozların, mağaraların, biyolojik çeşitliliğin, su kaynaklarının, toprağın, ormanların, tarım alanlarının, yaban hayatının, karbon yutaklarının ve ekosistem hizmetlerinin yatırım kararlarında mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade eden Çidem, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir yatırımın akıllı olup olmadığını yalnızca ekonomik getirisi mi belirleyecek, yoksa doğaya verdiği zarar da hesaba katılacak mı? Örneğin bir maden projesi su tüketiyorsa, ormanı parçalıyor, habitatı yok ediyor, arıcılığı, tarım ve orman alanlarını etkiliyor, karbon yutaklarını azaltıyor ve orman köylüsünün geçim kaynaklarını zayıflatıyorsa, bütün bu etkilerin karar sürecinde hesaba katılması gerekir.”
“AKILLI ŞEHİR, DİJİTAL ŞEHİR DEMEK DEĞİL”
Çidem, yalnızca teknolojik altyapıya odaklanan bir akıllı şehir anlayışının, geçmişteki yatırım anlayışının dijital bir versiyonuna dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Çidem, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Şehirleri akıllı yapan dijital teknoloji ve yapay zekâ değil; sahip olduğu doğal ve kültürel varlıkları koruyarak doğru veriyi üreten, doğru kararı veren ve gelecek kuşakların yaşam hakkını gözeten yönetim anlayışıdır. Ormanı, suyu, toprağı ve biyolojik çeşitliliği hesaba katmayan bir sistem dijital olabilir; ancak ekolojik anlamda akıllı değildir.”
“ISTRANCALAR BİYOSFER REZERVİ İLAN EDİLMELİ”
DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem, açıklamasının sonunda Kırklareli'nin doğal varlıklarının daha güçlü koruma statüleriyle güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Çidem; Istranca ormanlarının Biyosfer Rezervi, tarım topraklarının Tarımsal Sit, Ergene kaynakları ile yeraltı ve yüzey sularının ise havza bazında mutlak koruma alanı ilan edilmesi ve bu alanların her türlü yapılaşmaya kapatılması çağrısında bulundu.
Bu koruma kararlarının yalnızca mevzuat üzerinde kalmaması gerektiğini belirten Çidem, söz konusu alanların Coğrafi Bilgi Sistemi'ne işlenerek yatırım, imar ve kent planlama süreçlerinde doğrudan dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Çidem’in açıklaması, Kırklareli ve Istrancalar’ın geleceğinde dijital dönüşüm kadar doğal kaynakların korunmasının da planlama süreçlerinin temel unsurlarından biri olması gerektiğine dikkat çekti.





