Hayat hiçbir zaman instagram algoritmasının süslediği bir keşfet pastası değil...
Herhangi bir konuda haksızlık, yanlışlık gördüğünüzde sessiz kalabilir misiniz? Sosyal medyadan bahsetmiyorum. Gerçek hayatta. Size yanlış gelen bir şeye ‘yanlış’ diyebiliyor musunuz? Bunu hiç denediniz mi bilmiyorum ancak denerseniz ilk karşılaşacağınız şey dirençtir. Birine ‘yaptığın hoş değil’ dediğinde bunu çoğu zaman tehdit olarak algılayacaktır. O an sizin haklı mı haksız mı olduğunuzu düşünmüyor karşınızdaki kişi, “kendimi nasıl korurum?” diye düşünüyor. Bunu ben söylemiyorum bilim söylüyor.
Bir toplulukta, hiç olmadı 2-3 kişi bir araya geldiğimiz arkadaş buluşmalarında 'Bu bana doğru gelmiyor' demeye cesaret ederiz. Cesaret ederiz evet çünkü bu yaşadığımız çağda cesaret gerektiren bir eylem. Çünkü sonucunda dışarıda bırakılma, geri suçlama ile karşı karşıya kalma riski var. Eğer bunların hiçbirisi sorun değilse o kişi fikrini rahatça söyleyebilir. İlk olarak reddediliriz, karşı savunma başlar, sonra da aslında ne kadar yanlış düşündüğünüze dair bir liste önünüzde uzar gider. Bu esnada pek tabi sizin de anlaşılmama ve tepki sonrası bir tık suyunuz ısınır ve eğer iki taraf da birbirini anlama içerisinde hareket etmezse asla sonu gelmeyecek gereksiz bir eyleme dönüşür.
Bir şeyi ‘yanlış’ bulanı neden yok sayarız? Bizim gibi düşünmediği için mi? Neden alan açamayız neden dinlemeye dahi tahammül edemeyiz? Edilemez? Sanki sosyal hayatta da aynı sosyal medya algoritmaları işlemeye başladı. İstiyoruz ki, çevremiz ‘keşfet’imizdeki gibi sadece bizi besleyen, onaylayan, bizle aynı gemide seyredip aynı türküleri söyleyenlerle dolsun taşsın. Güvenli bir sığınak inşa edelim ve hiç kimse bize dokunmasın.
Kötü haber, hayat hiçbir zaman instagram algoritmasının süslediği bir keşfet pastası değil. Bazen acı bir turşu suyu bazen taze sıkılmış bir meyve suyu. Bardağı sonuna kadar içmesek de tadına bakmak, belki o tadı biraz sindirmek ve heybemize attıklarımızla yolumuza devam etmek durumundayız.
Sözlerimin başında yanlışa yanlış diyen ve tepki gören bizdik, şimdi sonunda sanki yanlışı duymaya tahammül edemeyen de biz olduk değil mi? Çünkü bu bir haklılık yazısı değil. Burada bahsetmeye çalıştığım geçirgen duvarların her iki yanında da yer alabileceğimiz bir var olma şekli.
Umarım doğrusunu bildiğimiz yanlışları söyleyebileceğimiz, aydınlık bir yolumuz olsun. Sevgiler.