Ay’daki amaç Homo Sapiens’in haleti ruhiyesinin bir yansıması; daha fazla enerji kaynağı, daha fazla hakimiyet, çok daha fazla güç…

Progresif rock müziğinin en önemli gruplarından Pink Floyd, 1973 yılında çıkardığı “Dark Side Of The Moon” (Ay’ın Karanlık Yüzü) albümü ile sadece kendisine uluslararası çapta bir şöhret kazandırmakla kalmadı, müzik dünyasına da adını altın harflerle yazdıran, tüm zamanların en iyi albümlerinden birine imza atmış oldu.

Biz dünya üzerindeki sefil yaşantımıza devam ederken, ABD, 1-10 Nisan tarihlerinde, Artemis II görevi kapsamında 4 astronotlu Orion kapsülünü 54 yıl aradan sonra Ay’a gönderdi.

Hala belli bir zümre ısrarla inanmamaya, “İnsan evladı ayda yürümedi, o görüntüler bir film setiydi!” diyerek tüm bunların düzmece bir komplo teorisinden ibaret olduğunu ciddi ciddi söyleye dursun, 1969’da Neil Armstrong’un “kendisi için küçük ama insanlık için büyük adımları” o dönem radyodan canlı yayınlanırken, bu kez cep telefonlarımızdan 10 gün boyunca süren tüm görevi izleme şansına sahip olduk.

Clipboard 04 27 2026 01

Ben de kulağımda kulaklık, ayaklarımı uzatıp, çekirdek çitleyip, çayımı yudumlarken Pink Floyd şarkıları eşliğinde bu tarihi anlara tanıklık ettim.

***

Evrenin sadece dünyadan ibaret olmadığını, daha pek çok yıldız ve güneş sisteminin bulunduğunu, hatta başka dünyalarda da yaşam olabileceğini belirten Giordano Bruno’ya inanmayıp, diri diri yakmamızdan bu yana 400 küsur yıl geçti.

“Sonsuz merak” kisvesine bürünüp, asıl amacı Sovyetler ile bilmem ne yarışını kazanmak olan Sam Amca’nın aya inişinden ise 50 küsur yıl…

Avcı toplayıcı bir nesilden uzaya yelken açan astronotlara ulaştık.

Art002E009288Orig

Siz bir kafede oturmuş, telefonunuzla selfie çekilirken, Artemis mürettebatı da kendi cep telefonlarıyla ayın karanlık tarafından dünyanın doğuşunu çekiyorlardı.

İnsanoğlunun hırsı ve açgözlülüğü, günümüzde yeryüzünde çocuk bedenlerinden sökülüp çıkartılan ruhlara kadar inmişken, uzayda yaşam aramanın samimiyeti tartışmaya çok açık…

Adına “demokrasi” denen kostümün içindeki bir kişinin dudakları arasından çıkan sözlere bağlı kaderler, yalvarır gibi başını gökyüzüne kaldırmış; aya, yıldızlara, roketlere değil de füzelere bakmakla hükümlüler…

Elbette Ay’daki amaç Homo Sapiens’in haleti ruhiyesinin bir yansıması; daha fazla enerji kaynağı, daha fazla hakimiyet, çok daha fazla güç…

NASA’nın 50 yıldır beklediği bütçe çıkınca bu kez aya kazık çakmayı, kaynakları sömürmeyi, mümkünse oranın sınırlarını yeniden belirlemeyi istiyoruz. Sadece ABD değil, Çin ve Hindistan da sırada bekliyor.

***

Kendi alemimizdeki bu debelenme, kozmik sayıların gerçekliğini de bir kez daha yüzüme bir tokat gibi çarptı…

Evren; 13,8 milyar yıl yaşında,

Dünya; 4,54 milyar yıl yaşında,

İnsanoğlu; 300.000 yıl yaşında. (Evrenin son mahsulleriyiz aslında)

Ay; 384 bin kilometre, güneş; 152 milyon kilometre, Venüs; 38 milyon, Mars; 225 milyon, Jüpiter; 800 milyon, Satürn 1,7 milyar kilometre. Samanyoluna en yakın galaksi olan Andromeda Galaksisi 2,5 milyon ışık yılı uzaklıkta.

Işık hızında seyahat mümkün olsa ve bir mürettebat tüm fizik yasalarını delip Andromeda Galaksisine gitmeye kalksa, dünyada 2.5 milyon yılın geçmesi gerekiyor.

Andromeda Galaxy Art Print E333 4

Genişlemeye devam eden kainatta hiçbir şey durağan değil, sürekli devinim halinde.

Uzak galaksiler, nebula bulutları, karanlık madde ve tabi ki çözülememiş gizem; kara delikler…

Bazı teorilerde evrenimizin bir başka kara deliğin içinde olabileceği ihtimali bile yer alıyor.

Yani evren içinde başka bir evren…

Tüm bunlar; sizin su faturanızın, çocuğunuzun okul taksitinin, komşunun kızına duyduğunuz karşılıksız aşkın, aldığınız terfiinin, kaçırdığınız otobüsün ya da başka ülkelerin topraklarına diktiğiniz gözlerin, evren içerisindeki önem boyutunun bir iğnenin ucu kadar kıymetli olmadığını söylüyor.

Ve şimdi ben bu satırları yazarken önüme düşen bir haber insan doğasının hiçbir galakside değişemeyeceğini adeta haykırıyor; “Dünya Son Sürat Silahlanıyor; Türkiye bir yılda 30 Milyar dolar harcadı. Avrupa yüzde 14’lük artışla tarihi zirvede.”

TAVSİYE; Bir Film, Bir Kitap, Bir Albüm…

BİR FİLM-“Apollo 11”; 2019 yapımı bu belgeselde, dünyadan aya yolculuk, ayda atılan ilk adımlar ve geri dönüş süreci NASA’nın hiç yayınlanmamış arşiv görüntüleriyle aktarılıyor. Tüyler diken diken.

Ed41643A95D1Dc4E156E4Af1Ae8439B982718C2Dfd1E50804B4C87223705670E. S X1080 F Mjpg

BİR KİTAP-“Ay’a Seyahat”-Jules Verne; Apollo 11 görevinden 100 yıl önce Verne, Ay’a yolculuğun şifrelerini vermişti. Okuyalım, okutalım.

Wh Ba3C087Cb

BİR ALBÜM-Pink Floyd “Dark Side Of The Moon”; Şarkıların aya yolculukla ilgisi yok, ama çok iyi albüm…

The Dark Side Of The Moon Cover.svg