1. KIRKLARELİ’NİN GÜNÜMÜZE ULAŞMAYAN TARİHİ CAMİLERİ

Bugün itibari ile Kırklareli Merkezinde 27, Beldelerde 12, köylerde 41 olmak üzere toplam 80 cami bulunmaktadır. Kırklareli Merkezinde Hızırbey Camii, Bayazıt (Paşa) Camii, Karacaibrahim Bey Camii, Kadı Emin Ali Çelebi Camii ve Karakaş Bey Camii günümüze ulaşan tarihi camilerdir. Geçmişten günümüze Kırklareli İl Merkezinde birçok cami ve mescit inşa edilmiştir. Bu camilerden 7 tanesi 1829 ve 1878 Rus işgali ile 1912 Bulgar işgali esnasında uğradıkları yıkım ve diğer sebeplerden günümüze ulaşmamıştır.

3-1528

15 Şubat 1608 tarihinde Buğdanlı Ermeni tacirleriyle birlikte Polonya’nın Lwow (bugünkü Lviv şehri) şehrinden hareket ederek, İstanbul’a seyahat eden Polonyalı Ermeni Seyyah Simeon, Kırkkelisa'da camiler olduğundan bahsetmiş, herhangi bir detay bilgi vermemiştir.[1]

17. Yüzyılın ikinci yarısında Kırklareli’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, şehrin adından “Kırkkilise” olarak bahsederek, şehrin camileri arasında Eski Caminin meşhur olduğunu belirtmiştir.[2]

18. Yüzyılın önemli bilim adamlarından Rucer Yosif Boskoviç, 1762 Tarihli İstanbul-Lehistan Seyahatine ait Hatıra Defterinde Kırkkilise’de birkaç cami olduğundan bahsetmiştir.[3]

Luigi Mayer tarafından 1794-1795 yıllarında yapılmış, “İstanbul'a 40 fersah Uzaklıktaki Kirkclisia” çizimi, 1810 yılında Robert Bowyer tarafından yayınlanmıştır. Kırklareli'ni tasvir eden yukarıda gösterilen gravürde üç farklı cami görülmektedir. Luigi Mayer ayrıca şehir merkezinde 10 cami bulunduğundan bahsetmektedir.[4]

4-728

Gravürün orta kısmında yer alan, oldukça ihtişamlı bir kubbe ve yüksek bir minareye sahip olan cami bugün maalesef bulunmamaktadır. Diğer iki camiye ait minarelerinin yüksekliği dikkate alındığında Kırklareli’de bulunan tarihi camiler ve minareleri ile benzerlik göstermemesi ise oldukça düşündürücüdür.

Tarihçi Ali Cevad, 1895 tarihli “Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı” adlı eserinde[1] ve Melissenos Hristodoulou, 1897 tarihli “Saranda Ekklisies” adlı eserinde Kırkilise Kasabası içinde 8 cami-i şerif olduğunu belirtmiştir.[2]

11-339

Edirne Vilayeti Salnamelerine göre de 1901 yılında Kırklareli Merkezinde 8 cami bulunmaktadır.[3]

Kırklareli İl Sağlık Müdürü, Doktor Ahmet Hamdi Bey tarafından1925 yılında hazırlanan Türkiye'nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası Kırkkilise (Kırklareli) Vilayeti isimli İl Yıllığında Camii Kebir, Kapan-ı Dakik, Karakaş ve Kadı Camileri olmak üzere 4 camiden bahsedilmiştir.[4]

Osmanlı Arşiv Belgeleri incelendiğinde ise Karakaş Bey Camii, Hızır Bey Camii, Kadı Emin Ali Çelebi Camii, Serdar Ali Paşa Camii, Pehlivan Mustafa Ağa Camii, Hatice Hatun Camii, Tellakzade Camii, Karaca İbrahim Bey Camii, Sultan Bayezid Camii ve Doğuca Mescitlerine ait birçok belge bulunduğu tespit edilmiştir. [5]

Cumhuriyet dönemi Kırklareli’nin yerel gazetecilerinden Alirıza Dursunkaya ise, Serdar Ali Paşa Camii, Tellakzade Camii, Kalaycı Camii, Osman Ağa Camii, Haticehatun (Kule) Camii, Pehlivan Mustafa Ağa (Helvababa) Camii, Karaumur Mescidi, Mehmet Ağa Mescidi ve Debbağhane (Doğuca) Mescitlerinin ise günümüze ulaşmadığından bahsetmiştir. [6]

1-4824

Sonuç olarak, Kırklareli Merkezinde Hızırbey, Bayezid (Paşa), Karacaibrahim Bey (Kapan), Kadı Emin Ali Çelebi ve Karakaş Bey Camileri olmak üzere 5 tarihi cami günümüze ulaşırken aşağıda isimleri belirtilen 7 cami ve 3 mescit maalesef günümüze ulaşmamıştır. Bu itibarla, yukarıda gösterilen kaynaklar, Osmanlı-Rus Savaşı esnasında yıkılan camiler ve Kışla Caminin yapılış yılı dikkate alındığında 1900’lerin başında Kırklareli’nde 8 cami olduğu anlaşılmaktadır.

Günümüze ulaşmayan cami ve mescitler;

· Serdar Ali Paşa Camii, (Balkan Savaşları Esnasında Yıkılmıştır.)

· Pehlivan Mustafa Ağa Camii, (Balkan Savaşları Esnasında Yıkılmıştır.)

· Tellakzade Camii, (Osmanlı-Rus Savaşı Esnasında Yıkılmıştır.)

· Kalaycı Camii, (Osmanlı-Rus Savaşı Esnasında Yıkılmıştır.)

· Osman Ağa Camii, (Balkan Savaşları Esnasında Yıkılmıştır.)

· Haticehatun (Kule) Camii, (Osmanlı-Rus Savaşı Esnasında Yıkılmıştır.)

· Kışla-i Hümayun Camii (Balkan Savaşları Sonrası)

· Karaumur, Mehmet Ağa ve Debbağhane (Doğuca) Mescitleri.

Söz konusu cami ve mescitler ile ilgili bilgilere aşağıda sırası ile yer verilmiştir.

1.1. Kırklareli’nin İlk Camisi “Serdar Ali Paşa (Cami-Atik) Camii ”

Eski fotoğraflarda gördüğümüz Hızırbey Camiinin hemen yanında bulunan tek katlı kırma çatılı, kiremit örtülü bina ve bitişik kuleye benzer yapının, halk arasında kilise olarak adlandırılması, bu şekilde tanıtılması aslında insanlara çok ta mantıksız gelmiyor. Zira iki caminin bu kadar yakın olamayacağı düşüncesi, yukarıda bahsedilen kuleye benzer yapının, Osmanlı mimarisinde az görülen bir anlayışla yapılmasından dolayı halk arasında kilise olarak düşünülmesine neden olmuştur.

5-435

İlk bakıldığında çan kulesinden ziyade, bir saat kulesini andıran yuvarlak geçişli dörtgen gövdeli aşağıdan yukarıya doğru hafif incelen bir formda yükselen kulenin, iki silme ile ayrılan demir korkuluklar ile çevrelenmiş bir de şerefesi bulunmakta, petek kısmı üzeri ise soğan boğumu biçimi kubbe ile örtülüdür.

Cumhuriyet döneminin yerel gazetecilerinden Ali Rıza Dursunkaya, bahse konu yapının Serdar Ali Paşa Camii olduğunu belirtmiştir.[7] Şehrin Osmanlı Devleti tarafından fethi ile birlikte inşa edilen ilk İslami dini yapısı ile ilgili Ali Rıza Dursunkaya, caminin geçirdiği bir yangın sonrası eski bir Defterdar olan Serdar Ali Paşa tarafından yeniden inşa ettirildiğinden bahsetmiştir.[8]

Osmanlı Arşivlerinde yer alan 1832 yılına ait bir belgede ise Kırkkilise kazası çarşısında bulunan ve "Eski Cami" olarak bilinen Serdar Ali Paşa Caminin daha önce yandığı, arsasının boş kaldığı ve harap bir halde iken Çorbacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi tarafından temelinden itibaren yeniden inşa ettirilerek ibadete hazır hale getirildiği ve Hacı Hüseyin’in hayatta olduğu sürece Serdar Ali Paşa Camii Vakfı Mütevelliğinin kendisinde kalmasını istediği, vefatından sonra ise evlatlarının veya tayin edeceği kişilerin bu görevi yürütmesini talep ettiği görülmektedir.[9]

Serdar Ali Paşa Vakfı adına kayıtlı caminin etrafında bulunan yine vakfa ait dükkanlardan elde edilen gelirin bir kısmı vakfa ait hayratların imar ve ihyasında kullanılırken kalan kısmı ise resmi nitelikli mekteplerin masraflarının karşılanmasında kullanılmıştır.[10]

Balkan Savaşları sırasında Bulgarlar tarafından Hızır Bey Camisinin minaresi ile birlikte yıkılan caminin, Hızır Bey Camisine yakınlığı sebebiyle yeniden inşası düşünülmemiş, yerine Mutasarrıf Haydar Bey (Vaneri) döneminde inşasına başlanılan 1916 yılında Mutasarrıf Süreyya Bey (Yiğit) döneminde tamamlanan halk arasında Çarşı Çeşmesi veya Alman Çeşmesi olarak bilinen neo-klasik tarzda bir çeşme yaptırılmıştır. Kare planlı, dört yüzü bulunan, basık sivri kemerli, mermer çeşme sonraki yıllarda Hızır Bey Camisi avlu duvarı bitişiğine taşınmıştır.[11]

1.2. Pehlivan Mustafa Ağa Camii (Helva Baba Camii)

Karacaibrahim Mahallesi, Kurtuluş Caddesi üzerinde, Kayyumoğlu Çeşmesinin arka tarafında 19 ada, 16 parsel numaralı taşınmazın üzerinde bulunan yapı, 16. Yüzyılda Pehlivan Mustafa Ağa tarafından yaptırılmıştır. Cami avlusunda bulunan Helva Baba adındaki zata ait mezardan dolayı Helva Baba Camii olarak ta bilinmektedir.[12]

6-252

Balkan Savaşları esansında Bulgar askerleri tarafından yıkılan caminin avlusunda bulunan halk arasında Helva Baba olarak adlandırılan mezar uzun yıllar ziyaretgah olarak kullanılmıştır. Çocuk anneleri, yürüme çağında gelen çocuklarını bir an evvel yürümeye başlaması dileğiyle Helva Babanın mezarı başına getirir, etrafında dolaştırır ve orada bulunanlarla birlikte dua edildikten sonra kadın ve çocuklara helva dağıtırdı.[13] Bu gelenek yakın geçmişe kadar sürmüş ancak Helva Baba’ya ait türbenin yıkılması ile ortadan kalkmıştır.[14]

16-19

Pehlivan Mustafa Ağa Vakfına ait olan 331,00 m2 yüzölçümlü cami arsası ise 11/03/1958 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, 1958 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce bedeli hayır işlerinde kullanılması kaydıyla Kırklareli Belediyesine satılmıştır.[15] Sonraki yıllarda Belediyece satılarak özel mülke konu edilmiş olup, şu an üzerinde KOSGEB Hizmet Binası ve konutlar bulunmaktadır.

8-129

1.3. Tellakzade Camii (Dere Mahallesi Camii)

Akalar Mahallesi, Namazgah Caddesi, Camii Şerif Sokak üzerinde bulunan yapının 16. Yüzyılda Bağdadi Hatun Vakfı tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

10-282[16]

Bugün üstü kapalı yol olarak kullanılan Bağlıca Deresinin hemen yakınında bulunması nedeniyle Dere Mahallesi Camii olarak ta anılmaktadır.

1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı esnasında kentin Ruslar tarafından işgali sürecinde Rus askerleri tarafından karargah olarak kullanılmıştır. İşgal sonunda Rus askerler tarafından yıkılan yapının geriye yalnız minaresi kalmış, minarede Balkan Savaşları sırasında yıkılmıştır.[17]

7-156

1939 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 153 ada, 25 parsel numarası ve “cami arsası” vasfı ile Bağdadi Kız Vakfı adına tescil edilmiştir.[18]

Söz konuş taşınmaz, 1959 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından satılmıştır.[19]

Şu an üzerinde konut bulunmaktadır.

1.4. Kalaycı Camii

Akalar Mahallesi, Namazgah Caddesi üzerinde, Boş Dar Sokak ile Kadı Çeşme Sokağın kesiştiği notada bulunan yapı, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı esnasında Ruslar tarafından yıkılmıştır.[20]

Adını bölgede oturan kalaycılardan alan caminin hemen yanında bulunan, kare planlı taş malzeme kullanılarak inşa edilen Kalaycı Çeşmesi olarak bilenen çeşme ise yakın zamana kadar ayakta iken günümüze ulaşamamıştır.

15-27

1939 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 154 ada, 4 parsel numarası, çeşme vasfı ile Kırklareli Belediyesi adına tescil edilen taşınmaz şuan yol olarak kullanılmaktadır.[21]

1.5. Osman Ağa Camii

Doğu Mahallesi, Tırnova Caddesi, Türbe Sokağın Mektep Arka Sokak ile kesiştiği notada bulunan yapı, bulunduğu mahalleye de ismini veren Hacı Zekeriya isimli bir zat tarafından yaptırılmıştır. Sonraki dönemlerde harap bir haldeyken Osman Ağa isimli bir zat tarafından tamir ve ihya ettirilmiştir.

13-32

Balkan Savaşları esnasında Bulgarlar tarafından yıktırılmış olan Camide Cuma akşamları Rufailerin ayin yaptıkları bilinmektedir.[22]

1939 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 172 ada, 1 parsel numarası, cami arsası vasfı ile Osman Ağa Vakfı adına tescil edilmiştir.[23]

Söz konusu cami arsası, hemen bitişiğinde bulunan Osman Ağa Vakfına ait okul arsası ile birlikte 1959 yılında Vakıflar Müdürlüğü tarafından satılmıştır.[24]

Şu an üzerinde konut bulunmaktadır.

9-81

1.6. Hatice Hatun Camii (Kule Camii)

Kocahıdır Mahallesi, Kule Cami Sokak ile Paşa Çeşme Sokağın kesiştiği noktada bulunan yapı, H.1370 yılında Hatice Hatun isimli bir zat tarafından yaptırılmıştır.[25] Bugün Kocahıdır Mahallesi olarak bilinen mahallenin geçmişteki ve tapu kayıtların geçen adı da (Hatice Hatun Mahallesi) buradan gelmektedir.

Hatice Hatun Caminin yakınlarında hiçbir izi kalmayan bir kulenin mevcudiyetinden dolayı camiye Kule Camii de denilmekte olup, cami ve minaresi Balkan Savaşları esnasında Bulgarlar tarafından yıkılmıştır.[26]

1941 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 194 ada, 8 parsel numarası, cami arsası ve mezarlık vasfı ile Hatice Hatun Vakfı adına tescil edilen taşınmaz,[27] Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından satılmıştır.

14-30

Şu an üzerinde konut bulunmaktadır.

1.7. Kışla-i Hümayun Camii

Kocahıdır Mahallesi, Filibe Caddesi üzerinde, halk arasında Yanık Kışla olarak bilinen Sarı Kışlanın içinde bulunmaktaydı. Sadece askeri personel tarafından kullanılabilen Kışla Camii, Balkan Savaşları esnasında Bulgar askerlerinin kışla binalarını bombalar ile patlatması ve ateşe vermesi sonucunda yıkılmıştır.[28]

12-82

Dikdörtgen planlı, tek katlı, kırma çatılı ve kiremit ile örtülü caminin sonradan eklenen tek şerefeli birde minaresi bulunmaktaydı. Kare kaide üstüne yükselen minarede şerefe kısmı kirpi saçaklıdır. Petek kısmı üzerinde gölgelik bulunmakta, gölgelik külah kısmının üzerinde soğan boğumlu biçimde sonlanmaktadır.

1.8. Günümüze Ulaşmayan Mescitler

Yukarıda bahsettiğimiz camiler dışında, Demirtaş Mahallesinde Ziya Gökalp İlkokulu yanında bulunan, Kırım Göçmenlerinin yaşadığı alanda bulunan Karaumur Mescidi, Cumhuriyet Caddesi, Karakaşbey Sokak girişinde bulunan Mehmet Ağa Mescidi ve Debbağhane (Doğuca) Mescidi maalesef günümüze ulaşmamış bir tarih yok olup gitmiştir.[29]

2-2854


[1] Ramazan Özey “19. Asırda Edirne Vilayetinin Coğrafyası”, 2011, s. 20, 21, 22.

[2] Yannis S. Yanakopulos, “Doğu Trakya Saranda Eklesies”, Selanik 1994, s. 245

[3] Edirne Vilayeti Salnâmesi 1319, s. 1009.

[4] Ahmet Hamdi Bey, “Türkiye'nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası Kırkkilise (Kırklareli) Vilayeti” s.13,

Kırklareli Belediyesi, “Aydın Cidan”,2019.

[5] Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivleri BOA, Yer: AE.SABH.I.. / 30 - 2272 - 0Tarih : H-29-12-1197, BOA, Yer: C..EV.. / 300 - 15259 – 0 Tarih : H-29-12-1274, BOA, Yer: C..EV.. / 393 - 19925 – 0 Tarih : H-29-12-1215, BOA, Yer :C..EV.. / 400 - 20272 – 0 Tarih : H-29-12-1090, BOA, Yer: BEO / 1399 - 104905 - 0Tarih :H-08-07-1317, BOA, Yer: AE.SAMD.III / 38 - 3665 - 0Tarih : H-01-04-1117.

[6] Ali Rıza Dursunkaya, “Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik”, Kırklareli 1947, c.2, s.72-83

[7] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e. s.73,74.

[8] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e. s.73,74, BOA, AE.SAMD.III, 41/4045

[9] BOA, C..EV..,351-17816, H-10-09-1247

[10] Mesut Ayar, “Kırklareli (Kırkkilise) Mekteb-i İdadisi”, Kırklareli 2010, s. 41

[11] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli, 1967, s. 209.

[12] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 205.

[13] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e. s.81.

[14] Nuriye DERESOY tarafından verilen bilgi, Ahmet Hamdi Bey, a.g.e. s.25.

[15] BOA, 30-18-1-2 / 148 - 11 - 15

[16] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 205, Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.82.

[17] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.82.

[18] Kadastro Paftası No: 33. 5/7/1939

[19] Tapu Kütüğü, C.2, S.260.

[20] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.82.

[21] Kadastro Paftası No: 33. 5/7/1939

[22] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.80.

[23] Kadastro Paftası No: 39. 5/7/1939

[24] Tapu Kütüğü, C.2, S.338.

[25] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli, 1967, s. 205.

[26] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.81.

[27] Kadastro Paftası No: 50. 2/6/1941

[28] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.177.

[29] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., s.83.


[1] P.L İnciciyan-H.D. Andreasyan, “Osmanlı Rumelisi Tarih ve Coğrafyası”, İstanbul 1974, s. 136, 137.

[2] Mehmet Zıllıoğlu “Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi ( Sadeleştirenler: Tevfik Temelkuran, Necati Aktaş)”, İstanbul 1978, c. 5, s. 51.

[3] Oya Esin Kaymaz, “Kırklareli Şehri”, (İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Beşeri ve İktisadi Coğrafya Anabilim Dalı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 1995, s. 17.

[4] Luigi Mayer, Views in the Ottoman Dominions, in Europe, in Asia, and some of the Mediterranean Islands” archive.org