Kırklareli sınırları içerisinde Cumhuriyet Döneminde iki kez askeri tahkimat yapılmıştır.
Bu kapsamda ilk olarak İkinci Dünya Savaşı öncesinde İğneada’dan Edirne’ye uzanan 1. Çakmak Hattı adı verilen hat üzerinde ve ikinci olarak Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Yunanistan ile yaşanan askeri ve siyasal sorunlar nedeniyle Kırklareli’nden Gelibolu’ya uzanan hat üzerinde binlerce Tank Hendeği, Tank Manisi, Beton ve Dikenli Tel Engeli, Korugan ve Top Yuvaları inşa edilmiştir.
1. Çakmak Hattı
İkinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’da baş gösteren silahlanma hareketi ve gerilimin artması Ülkemizi de bazı tedbirler almaya mecbur kılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri 1935’te Kırklareli’nde, 1936’da Edirne’de, 1937’de Tekirdağ ve Kırklareli’nde, 1939’da Edirne’de “Trakya Manevraları” adı altında bir dizi askeri tatbikat gerçekleştirilmiştir.[1]
Gerçekleştirilen manevralar yanı sıra ilk olarak 1934 yılında Türkiye-Bulgaristan sınırı boyunca yapılması askeri bir dizi tahkimat yapılması gündeme gelmiş, 1935 yılında bir milyon lira da ödenek tahsis edilmesine rağmen ele dokunur bir çalışma yapılamamıştır.[2]
13 Ocak 1939’da Kırklareli’nin kuzeyi hava yasak bölgesi ilan edilmiş, 1939 yılı Eylül ayında da hattın yapımına başlanılmıştır. 3 Ekim 1939 tarih ve 12084 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de hattın adına “Çakmak Hattı” adı resmi olarak verilmiştir.[3]
İğneada, Demirköy, Kırklareli ve Edirne’den Meriç Nehrine uzanan hat boyunca, binlerce Tank Hendeği, Tank Manisi, Beton ve Dikenli Tel Engeli, Korugan ve Top Yuvaları inşa edilmiştir. Bugün Çukurınar, Armağan ve Dereköy Köyleri hattında halen bazı koruganlar ile Kırklareli Barajı civarı, Kofçaz Yolu ile Dereköy Yolunun her iki tarafı, Bademlik Mahallesi, Eriklice Köyü Karahıdır Mahallesi ile Sırtbalar Mevkiinde bazı koruganlar ayakta dururken bunlardan Sırtbağlar mevkiinde 693 ada 82 parsel üzerinde bulunan büyük top mevzisi ile Araştırma Hastanesi bahçesinde bulunan yer altında kalan iki adet korugan oldukça dikkat çekicidir. Tank Manilerine ait beton kütleleri ile demir direkler ve dikenli teller tarımsal faaliyetler kapsamından çiftçiler tarafından sökülmüştür. Halen bazı tarla kenarlarında kalıntılar görülmektedir. Bunun yanı sıra özellikle Bademlik Mahallesinde bulunan birçok mevzi ve korugan yerleşim içerisinde kalmaları nedeniyle geçmiş yıllarda Hazine tarafından satılmış, alıcılar tarafından yıkılan bu yapılar yerine konutlar inşa edilmiştir.

Ayakta kalan Koruganların bazıları ise Edirne Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescil edilmiştir.[4]
2005-2006 Yıllarında saha çalışmaları esnasında, Akalar Mahallesinden Rahmetli Hasan HÜNERLİ, İkinci Dünya Savaşı esnasında bugünkü TOKİ konutları çevresindeki mevzi ve koruganların binlerce askerin bilek gücü ile bin bir zahmetle inşa edildiğini, hatta araç gereç eksikliği nedeni ile inşa esnasında kullanılan çimento, demir, kalıp tahtaları, su vb. eşyanın yine askerler tarafından taşındığını beyan etmiştir.
1938 yılında Har Akademisinden mezun olan, Vize’li Teğmen Rahmetli Ferit ÜNLÜ, ilk görev yeri olarak 1939 yılında trenle İstanbul’dan Kırklareli’ye geldiğini, buradan at arabasına yüklenen bir kısım eşyası ile Çukurpınar Köyüne gittiğini, II. Dünya Savaşı boyunca burada görev aldığını belirtmiş, buradaki görev süresi boyunca köyde bulunan yüzlerce askerin samanlıklar, kullanılmayan binalar ve asker tarafından inşa edilen derme çatma yapılarda kaldığından beyan etmiştir. Bugün Çukurpınar Köyünde aşağıda fotoğrafı bulunan ancak, yok olmaya yüz tutmuş bazı mevziler bulunmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı’nda asteğmen olarak Çakmak Hattı’nda askerliğini yapan Reşat D. TESAL hatıratında, askerlik eğitiminin ardından trenle Kırklareli’ne gitmiş, buradan Kapaklı Köyüne intikal etmiştir. Bir süre Kapaklı Köyünde görev yapan TESAL daha sonra Keşirlik Köyüne (bugünkü Kofçaz İlçe Merkezi) görevlendirilmiştir. Batarya komutanın inşaat işlerine düşkünlüğüne değinen TESAL, komutanın gidilen her yere tavla, erat binası, top hangarı gibi binalar kazandırdığından bahsetmektedir. Bu işlerde batarya erlerinin yanı sıra yerel halktan eli yatkın kişilerden de faydalanılmaktaydı. İhtiyaç duyulan keresteler ormanlardan temin ediliyor, usta erlerin hünerlerinden kiremit ve tuğla bile yapılabiliyordu. TESAL, bölge halkının da bu faaliyetlerden memnun olduğunu ifade etmektedir. Almanların Bulgar sınırına dayanmasıyla TESAL’ın birliği kısa bir süre için tam sınıra kaydırılmıştır. Ahmetler Köyünde çadırlarda kalan birliklerin, gerilimin azalmasıyla normal düzenlerine döndüklerini belirtmektedir.[5]
1941 yılının Nisan ayında Almanların Yunanistan’ı işgal etmesi ile hattın askeri açıdan güvenlik sorunları oluşturacağı endişesiyle hat Çatalca üzerine çekilmiştir. Burada yeni bir hat oluşturulmuştur. Bu esna da birliklerin sınırdan çekilme emriyle bölgedeki köylü endişelenmiş, birliklerin arkasından değerli eşyalarını ve hayvanlarını alarak onlar da köylerini terk etmişlerdir.
Kıbrıs Barış Harekatı Sonrası
Kırklareli’de inşa edilen ikinci hat üzerindeki yapıların inşasına ise 1970’lerin sonlarında başlanılmıştır. Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Yunanistan ile yaşanan askeri ve siyasal sorunlar nedeniyle Kırklareli’den Gelibolu’ya uzanan hat üzerinde binlerce Tank Hendeği, Beton Engeller, Korugan ve Top Yuvaları inşa edilmiştir. Acele kamulaştırma kapsamında istimlak edilen araziler üzerinde inşa sürecinde Asilbeyli ve Değirmencik Köyünden birçok vatandaş ücreti karşılığında işçi olarak çalışmıştır.
Genel olarak yapım tarihleri çok farklı olmasına rağmen koruganların mimari tarzı nedeniyle 1. Çakmak Hattı ile karıştırılan bu yeni savunma hattı, Asilbeyli Köyünün güneyinde başlayıp, Değirmencik Köyünün batısından yerleşim alanı üzerinden Köyün doğusuna uzanmaktadır Karabayır ve Nacak Köylerinin batısından geçen hat, Yeniköyün doğusundan devam etmekte, Taşağıl ve Karamesutlu Köylerinin batısından geçerek Babaeski İlçemiz sınırlarına ilerlemektedir.

Hattın dikkat çeken en önemli özelliği ise savunma hattının önünde zigzaglar çizen beton engeller ile desteklenen tank hendekleri bulunmasıdır. Hemen arkalarında ise korugan ve mevziler yükseltiye göre konumlandırılmıştır.
Günümüzde işlevliğini yitiren bu askeri yapılar maalesef kaderine terk edilmiş durumdadır.


[1] https://www.alternatifgazetesi.com/kirklarelinde-yapilan-gelmis-gecmis-en-buyuk-resmi-toren-1935-trakya-manevralari
[2] Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), 30-18-1-2/KARARLAR DAİRE BAŞKANLIĞI, 53-29,4
[3] BOA, 30-18-1-2/KARARLAR DAİRE BAŞKANLIĞI, 88-97-6
[4] https://korumakurullari.ktb.gov.tr/Eklenti/62245,5737-25022019pdf.pdf?0 ve https://korumakurullari.ktb.gov.tr/Eklenti/63621,5978-22052019pdf.pdf?0
[5] Çelik, H.C. “İkinci Dünya Savaşı'nda sınır savunma tedbirleri ve Türkiye'nin Çakmak ve Çatalca hatları” Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Atatürk ilkeleri ve inkılap Tarihi Bölümü Yüksek Lisans Tezi, 2020. s.124-125