İnsan toplulukları davranış şekillerini, tabiata dair korkularını, kaygılarını, ümitlerini besleyen bir öğe ola gelmiştir.

Çoğu zaman bunun üzerine bir kültür inşa etmişler, çeşitli ritüellerle, kutlamalarla sonraki kuşaklara aktarmışlardır. Birçok toplumda, yılbaşı ve baharın gelişi, yüzyıllardan bu yana çeşitli etkinlik ve şenliklerle kutlanmaktadır.

1960’lı yıllarda Metin AND, Anadolu seyirlik halk oyunlarının kaynaklarını, bu oyunların Dionysos ve ona bağlı gelenekler ile ilgisini ve Anadolu'daki izlerini araştırmış eski dinlerin kalıntıları olan bu oyunları, Ortadoğu ve Ege uygarlıklarından bilinen törelerle ve kültürlerle karşılaştırmış, yöreden yöreye farklılaşabilen ve artık bir eğlenceye dönüşen bu adetler ile ilgili 1962 yılında “Dionisos ve Anadolu Köylüsü” eserini yayımlamış benzer ritüel ve adetlere yer verilmiştir.[1]

Günümüzde, Trakya’nın çeşitli yerlerinde birer Balkan gelenekleri olarak hasat dönemi sonu ve yılbaşı dönemlerinde kutlanan “Ceamal Oyunu”, “Kurt Gezdirme”, “Kalogeros”, “Koleda” ve "Bocuk Gecesi" Doğu Karadeniz Bölgesinde kutlanan “Kalandar Gecesi” İç Anadolu Bölgesinde kutlanan “Saya Gezmesi”, Doğu Anadolu Bölgesinde kutlanan “Gağan Bayramı”, Bulgaristan’ın Yambol ve Pernik Şehirlerinde kutlanan “Kukeri”, Yunanistan’ın Sykros Adasında kutlanan “Geros” yine Balkanlarda kutlanan Camal vb. geleneklerin tamamında benzer korku karakterleri ve ritüeller bulunmaktadır. Özellikle Çanlar bu döngünün simgeleri durumundadır. Birçok toplumda yılbaşı niteliği taşıyan bu bayram, tarım toplumlarının çiftçilik etkinliklerinin başlangıcı olarak ta kabul edilmektedir.

4-814

İnsanların kışın yoksulluğundan kurtulması ve bolluk ve bereket içinde yaşaması inancıyla, insanları uyandırmak ve canlandırmak amacıyla gerçekleştirilen bu kutlamalar, aynı zamanda insanlar arasındaki sosyal birliktelikleri güçlendirmekte, güçlü bir toplum yapısı oluşmasını sağlamaktadır. Tüm bu gelenek ve ritüeller, kış sonu veya bahar aylarında, tarımsal faaliyetler öncesinde gerçekleştirilmekte olup, hepsinde bolluk ve bereket inancı ile sosyal dayanışma hakimdir. Ayrıca Çan sesleri, hayvan postları ve maskeler olmaz ise olmazdır. Müzik, dans ve drama bir aradadır.

3-1688

Trakya’da Köy seyirlik oyunları 30-40 yıl öncesi öncesine kadar çok yaygın bir şekilde oynanıyordu. Çağlar boyu süren bir halk tiyatro geleneğinin günümüze ulaşan mirasıdır. İletişim araçlarının artması ve kente göç nedeniyle bu gelenekler hızla kaybolmaktadır. Doğayla uyumlu bir halk takvimi, toplumsal dayanışmayı ayakta tutan kadim bir ritüel, 1970’lere kadar köy yaşamının doğal parçası olan Cemal, göçle birlikte unutulmaya yüz tuttu. Ancak son yıllarda, genç kuşakların yerel kültürlere ve köklere yönelmesiyle birlikte yeniden görünür hale geldi.

1-5133

Ritüellerdeki simgesel figürler, verimlilik arayışının merkezindedir. Gelin kılığına girmiş erkek figürü, tarım veriminin tanrıçasını temsil eder; dolayısıyla evlenme kültü ile verimlilik kültü ayrılmaz bir bütündür. Maskeli oyuncuların sergilediği düğün, toprak işleme ve ekim sahneleri, güncel yaşamdan beslenerek verimlilik bağını pekiştirir. Bu ritüellerin köy ve aile düzeyindeki önemi bilinmekle birlikte, toplumsal gruplar ve bireysel psikolojik etkileşimler üzerindeki etkileri henüz yeterince araştırılmamıştır. [2]

Prof. Dr. Erman Artun tarafından Tekirdağ’ın 36 Köyü üzerinde yaptığı saha çalışması sonucunda; Cemal oyununun, temel amacı başarı ve bolluk elde etmek olan; kalıplaşmış davranışlar ve törensel süreçlerle günümüze kadar ulaşmış bir gelenek olduğu, ritüel süresince deve, gelin, güvey, bekçi, deveci, at, dede ve nine gibi çeşitli karakterlerin bulunduğu ve maske kullanımının ön plana çıktığı saptanmış, bu pratiklerin Orta Asya Türk geleneklerindeki "kötü ruhları uzaklaştırma" ve sonbahar bayramlarında gerçekleştirilen "saçı" törenlerinin bir devamı niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. [3]

2-3087

Bu ritüel ve adetlerde kullanılan hayvan postları, aktörün giydiği ters çevrilmiş koyun veya keçi postları, insan ile doğa arasındaki sınırın kalkışını ve vahşi yaşamın bereketini simgeler. Çanlar ise bele bağlanır. Gürültü çıkararak kışın uyuşukluğunu dağıtmayı ve yeraltındaki kötü ruhları korkutup kaçırmayı amaçlar. Maske ise insan yüzünü gizlemek, aktörü kişisel kimliğinden çıkarıp "bereketin ruhu" haline getirir.

Cemal Oyunu, tarımda bolluk ve bereket için oynanan büyüsel nitelikli, kökü Orta Asya'ya dayanan bir ritüeldir. Oyunu yöneten kişilere, çavuş, kurukafa, cemalbaşı, çerebaşı, dede, kamburağa, terdali, zobarbaşı, teke adları verilir. Cemallerin hareketleri bize ilkellerin ayin ve törenlerini hatırlatır. Müzik ve dans vazgeçilmez ögedir. Cemalde kullanılan müzik aletleri şunlardır; çan, zil, campara, teneke, tef, darbuka, davul, zurna, tulum, kemençe, klarnet. Cemal ritüeli büyük bir gizlilik içinde hazırlanır. Oyunla ilgili araç gereçler toplanır. Oyun gece yarısında sonra oynandığı için ellerinde meşaleler, fenerler vardır. Hayvan taklitleri, şenlik naraları dışında garip sesler çıkarırlar. Topluca yörenin halk oyunlarını oynarlar. Ev sahibi cemallere verdiği buğdayın bir kısmını cemallerin üzerine saçı olarak saçar. Cemaller ürünün bol olmasını dilerler. Cemal oyununda çeşitli kılıklara girerler. Maske takarlar. Bunlar gelin, dede, arap, hoca, ayı, tilki, deve, deveci, damat, hakim, kambur, çavuş, berber, kurukafa, kukumaç, horozdur. Evlerin önünde seyirlik oyunlar çıkarırlar. Ana öge canlandırmadır. Koyun, ve keçi, postu üste geçirilir.[4]

5-500

Her ne kadar Prof. Dr. Erman Artun, “söz konusu oyunlarda Bir köyün cemali diğer köyün cemalini köye sokarsa “köyün bolluk ve bereketini alır" inancı yaygındır. Kavga bir cemal ölene kadar sürer. Ölen cemalin kanı aranmaz, öldüğü yere gömülür, Tekirdağ'da 18 cemal mezarlığı vardır.” Belirtmesinde bulunsa da gerek cemal gerek se Ülkemizde kutlanan oyun ve benzer ritüellerin hiçbirinde ölüme dair herhangi bir kaynağa ulaşılamamıştır. Pagan kaynaklı bazı ritüellerde kurban etme eylemlerine rastlanmaktadır. Öte yandan cemal oyunun oynandığı bazı mahallelerde yapılan saha araştırmaların yine oyunun birlik, beraberlik ve dayanışma rolüne vurgu yapılmış bir eğlence unsuru taşıdığı belirtilmiştir.[5]

Yukarıda anlatıldığı üzere geleneksel Cemal Oyunu sadece bir performans olarak değil, toplulukları bir araya getiren bir oyundur. Bu nedenle, bu kültürel zenginliği kutlayarak sürdürülebilir bir şehir festivaline dönüştürmek elzem niteliktedir. Kültürümüzün binlerce yıllık zenginliği olan Cemal Oyununun Trakya Belediyelerince geleceğe taşınması amacıyla bir festivale dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu geleneğin sürdürülmesi Cemal ritüelinin "bolluk, bereket ve toplumsal kaynaşma" işlevini temel alarak, oyunların unutulmasını engellemek için yerel oyuncuların özellikle yaşlıların gençlerle buluşturulduğu bir aktarım platformu olarak işlevi görür. Ritüelin özünde bulunan "canlandırma, taklit ve topluca katılma" ilkelerini, modern bir belediyecilik anlayışıyla şehre yaymayı hedeflerken, ritüelin köklü "bolluk ve bereket" mesajını her yıl yenileyerek sürdürülmesi gerekmektedir.

Orta Asya, Anadolu, İslamiyet ve ortak Balkan kültürünün izlerini taşıyan köklü bir yapıya sahiptir. Balkanlar ve Anadolu arasındaki kültürel ortaklığı görünür kılmak, kültürel dinamizmi korumak adına kritik bir gerekliliktir.


[1] And, Metin, “Anadolu Köylüsü” 1962.

[2] Artun, Erman, “Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları” 1983.

[3] Artun, Erman, “Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları” 1983.

[4] Artun, Erman, “Tekirdağ Ritüelleri ve Balkanlardaki Varyantları” s.229.

[5] Malkara, İbribey Mahallesinden Salih Egi’nin verdiği bilgi.