Kırklareli’nde bu hafta kendimize küçük bir iyilik yapalım: Merkezde yürüyüşe çıkalım.

Her gün geçtiğimiz sokaklardan geçelim yine. Ama bu kez biraz yavaşlayalım. Bir afişin önünde duralım, bir kapının ardında neler yapıldığını merak edelim. Belki hep önünden geçtiğimiz bir yerde, tam da bize göre bir buluşma vardır.

Bu daveti yaparken 16 Ekim Cuma akşamının heyecanı hâlâ üzerimde. Yönetiminde görev aldığım Meander Sahnesi’nde, Meander Sahnesi Doğaçlama Grubu ile Trakya Kraliyet Tiyatrosu ortaklığında gerçekleştirdiğimiz Tiyatro Sporu Gösterisi’nin ardından gelen güzel yorumlar, yeni çalışmalar için güç verdi.

Seyircinin önerilerinin sahnede hikâyeye dönüşmesi, oyuncularla salon arasında kurulan bağ ve gösteri sonrasındaki umut verici geri dönüşler… Bütün bunlar, şehrimizde üreten insanlar açısından kıymetli. Bir etkinliğin ardından “Yenisi ne zaman?” sorusunu duymak, hazırlıkların yorgunluğunu hafifletiyor.

Ben bu heyecanın Kırklareli’nin farklı sokaklarında çoğalmasını istiyorum. Gelin, bu haftaki yürüyüşümüzü biraz da o merakla yapalım.

17 Ekim Cumartesi akşamı Yıldız Tiyatro Cafe’de, Kayan Yıldızlar Doğaçlama Tiyatro Ekibi’nin gösterisi var. Saat 20.30’da başlayacak buluşma, doğaçlamanın sürprizlerini bir başka sahnede yaşamak isteyenleri bekliyor. Şehrimizde farklı ekiplerin aynı üretme heyecanını taşıması ne güzel.

Aynı gün müzik dinlemek isteyenler için Cage Performance Hall’da ElMusto sahne alıyor. Babaeski Yolu tarafına uzanan bu seçenek de haftanın programında yerini alıyor. Kırklareli’nde farklı müziklerin, farklı seyircilerle buluşabilmesini önemsiyorum.

Yürüyüşümüzde Baykuş Kitap Kafe’ye de uğrayalım. Bu haftaki takvimi, birden fazla akşam için yeniden yolumuzu oraya düşürebilir.

17 Ekim Cumartesi saat 20.00’de Arzu Baki ile Sanat Atölyesi var. 19 Ekim Pazartesi saat 20.30’da, Melih Pöge’nin “Janis Joplin: Kampüsün En Çirkin Adamı” başlıklı etkinliği; 21 Ekim Çarşamba saat 20.30’da, Elif Çetinkıran’ın yürüttüğü yetişkinlerle felsefe atölyesi P4C programda yer alıyor.

22 Ekim Perşembe saat 20.30’da Elif Bolu ile “Mitostan Logosa Kadın Öfkesi: Hekade ve Kassandra” başlıklı buluşma, 24 Ekim Cumartesi günü ise Zuhal Üske ve Emre Cem Erçin’in müzik dinletisi var. Kitap, felsefe, mitoloji ve müzik çevresinde kurulan bu masalarda, belki henüz tanışmadığımız insanlarla konuşacak çok şey bulacağız.

18 Ekim Pazar saat 21.00’de Logos Social’da “Ekran Süresi Quizi” düzenleniyor. Türk dizileri, unutulmaz karakterler, sosyal medya ve popüler kültür üzerine hazırlanan yarışmaya iki, üç veya dört kişilik takımlarla katılmak mümkün. Ekran başında biriken bilgileri bu kez arkadaşlarla aynı masada sınamanın eğlenceli bir yolu. Meğer izlediğimiz onca bölümün bir gün hesap verme saati de gelecekmiş!

Sonra yönümüzü Yayla tarafına, Konakta Sanat’ın bulunduğu Mehmet Akif Ersoy Caddesi’ne çevirelim. Tarihî yapıların arasında yürürken, bugün o yapıların içinde sürdürülen üretime de bakalım.

Konakta Sanat’ın programında 20 Ekim Salı günü Ayna Boyama Atölyesi, 23 Ekim Cuma günü Çerçeve Vitray Atölyesi bulunuyor. Sanatı kendi elleriyle denemek isteyenler için iki güzel başlangıç. Bazen bir atölyeden eve götürdüğümüz şeyin yanında, “Ben bunu yapabiliyormuşum” duygusu da kalıyor.

Sahne Teşrif de yürüyüşümüzde programına bakacağımız duraklardan biri. 20 Ekim Salı saat 21.00’de İz Bırakanlar, 24 Ekim Cumartesi saat 20.00’de Yunus Emre Gündüz’ün “4. Gösteri” adlı stand-up programı seyirciyle buluşacak. Bir akşam birlikte şarkı söylemek, bir başka akşam gündelik hayatın içinden çıkan hikâyelere gülmek mümkün.

Yolumuz Kasaplar Arası’na da düşsün. Mekânların programlarına bakalım, müzisyenlerin isimlerini öğrenelim. Sevdiğimiz bir performansı arkadaşımıza anlatalım. Şehirde müzik yapan birini dinlemek için yeniden gelmek, o emeğin devamına verdiğimiz küçük ama somut bir destektir.

Kırklar Tiyatrosu’nun çalışmalarını da merakımızın içinde tutalım. Her topluluğun anlatacak bir hikâyesi, seyirciyle kuracağı kendine özgü bir ilişki var. Yeni duyurularını takip ederek bu hikâyelerin parçası olabiliriz.

By Prestige’in film afişleri önünde de duralım. Belki yürüyüşümüzün sonunu bir sinema seansına bağlarız. Çıkışta bir çay içip film üzerine konuşmak, sıradan görünen bir günü güzel bir hatıraya dönüştürebilir.

Bir de Kırklareli Üniversitesi’nin öğrenci kulüplerine kulak verelim. Gençlerin hazırladığı etkinliklerin şehirde daha fazla duyulmasını, şehirde yaşayanlarla öğrencilerin daha çok karşılaşmasını isterim. Duyuruları takip edip katılım koşullarını öğrenerek bize açık olan buluşmalara katılabiliriz. Yeni fikirler bazen böyle tanışmalardan doğar.

Takvimin biraz ilerisine de küçük bir not bırakalım: Kırklareli Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Cengiz Kurtoğlu’nun konser vereceğini duyurdu. Ayrıntıları belediyenin açıklamalarından takip edeceğiz; şimdiden bayram heyecanımıza ekleyelim.

Elbette bütün bu kapılara aynı gün uğramamız gerekmiyor. Bu hafta birini seçelim. Başka bir gün farklı bir sokağa sapalım. Uzun zamandır görüşemediğimiz bir arkadaşımızı davet edelim.

Şehri yürüyerek tanımanın güzel bir tarafı var: Sokaklar zamanla hatıralarımızla doluyor. Bir kapıyı ilk izlediğimiz oyunla, bir masayı güzel bir sohbetle, bir akşamı birlikte söylediğimiz şarkıyla hatırlıyoruz.

Kırklareli’nde bu hatıraları çoğaltacak insanlar ve buluşmalar var.

Biraz da sanata yürüyelim.

Dn.
Şehirdeki yürüyüşümüzü bitirmeden çiftlikten de bir selam getireyim: Bugün (17 Ekim), Kuntlar Çiftliği’nin annemiz “Üzüm Ana”dan sonraki sembolü, uzun kulaklı neşemiz, sıpamız Midas’ın ilk doğum günü. İyi ki doğdun Midas; senin payına da bol sevgi, taze havuç ve kulakların kadar uzun, güzel bir ömür düşsün!