Sizlere anlatmaya çalıştığım kent kültürü ve bilinçli insan davranışlarına birkaç gördüğüm olayı anlatarak ve örnek vererek ne demek istediğimi anlatmaya çalışacağım. Ancak yorum yapmayacağım.
Sözgelimi: Evimizin önünden geçen iki numaralı toplu taşıma aracına bindim. İki durak sonra; yeni binen bir kadın ile minibüsün şoförü yüksek sesle tartışıyorlar.
Şoför: Ben para alamam. Para almak yasak.
Ya kartınız olacak ya da duraklardan bilet alıp bineceksiniz.
Kadın; Ben anlamam. İnmem. Parayla değil mi?
Şoför; bir daha iner misiniz? Deyince kadın inmeye razı oldu. Oldu ancak binmeye çalışan diğer insanları itmeye, çekilin demeye başladı.
Şoför; Hanımefendi arka kapıdan ineceksiniz ki yeni gelenler arabaya binsinler. Lütfen meşgul etmeyiniz.
Ben istediğim kapıdan inerim, sen kimsin……vs.
Sözgelimi: Kentimizin ana caddelerinden birinde yürüyorum. Tamda Ziraat bankası önündeyim. Önümde yürüyen bir kişi; cebinden sigara paketini çıkardı. Bir tek sigara kalmış olacak ki onu ağzına taktı ve paketi buruşturarak yere atıp ve yürümeye devam ederken, bende yanına sokuldum.
Beyefendi bak bir şey düşürdünüz diyerek yerdeki boş sigara paketini gösteriyorum.
Adam; bir şey düşürmedim dedi.
Ben; Yeniden sigara paketini gösterdim
Adam: Git başıma bela olma ihtiyar, dedi. Sinirlendi kötü şeyler düşündüğü belli idi.
Ben: Mecburen oradan uzaklaştım.
Sözgelimi: Cumartesi pazarına ihtiyaç için çıkmıştım. Bir Pazar tezgahında muşmula satılıyor. Bir karton üzerine büyükçe yazıyla 40 yazıyordu. Ancak aynı kartonun bir köşesine de (yarım) diye yazmış ve kurnazca bir yaprakla da kapatmış. Bende bir kilo verir misin dedim. Adam tarttı ve poşeti uzattı. Bir kilonun parası olan 40 tl yi uzattım. Hey dede dünyadan haberin yok galiba, muşmula 80 tl diye sert konuşuyordu. Be arkadaş 40 yazmışsın dedim. Hemen yarım yazılı yerin üzerinden yaprağı aldı ve bak yarım yazıyor dedi. Muşmula almaktan vazgeçtim. Anladım ki kavga edecek hemen zabıtayı çağırarak oradan uzaklaştım. Çok ama çok üzülmüştüm. Buda insan mı? Aynı şehirde yaşıyoruz ne yazık.
Kentlerin veya kentimizin kimliğinin korunması önceliğimiz olmalı ki sayesinde; toplumların kültürel birikimleri, maddi ve manevi değerleri gelecek kuşaklara, yarınlara aktarabilelim. Mimari yapıların kentin tarihine ve dokusuna uygun olmalıdır. Ülke dışından gelen göçün kontrol altına alınması ile kentin emniyet ve güvenliğinin sağlanması elzemdir. Bu konuda bireylere ve kamuya ortak görev düşer diye düşünüyorum.
Bir kentin güzelliği, aşağıdaki unsurların uyum içinde olmasıyla sağlanabilir. Planlama ve mimari, kentin tarihi, kültürel ve doğal özelliklerini yansıtan, estetik açıdan hoş ve çekici yapılar. Yeşil alanlar, bol miktarda yeşil alan, park ve bahçeler. Sokak sanatı, sokakların sanat eserleriyle canlandırılması. Tarihi binaların korunması, tarihi binaların restore edilmesi ve değer verilmesi. Kentsel tasarım, kentin işlevsel, sağlıklı ve yaşanabilir mekânlar sunacak şekilde tasarlanması. Halkın katılımı, kentsel tasarım ve planlama süreçlerine halkın aktif katılımı. Bu unsurlar, kent sakinlerinin yaşam kalitesini artırır ve toplumun genel refahını olumlu yönde etkiler diye düşünenlerdenim.
Ayrıca içinde bulunduğumuz şu günlerde komşuluk ilişkilerinin toplumsal birlik ve dayanışma ve yardımlaşma çok önemlidir. Komşular birbirlerine yardım etmekten mutluluk duyarlarsa bu da toplumun dayanışma ruhunu artırırken kent kültürünü üst seviyelere çıkartır.
Kent kültüründe güvenli ortam iyi komşuluk ilişkileri, onurlu bir yaşam ortamı sağlar ve birbirine güvenen komşular, birbirlerinin evine ve eşyalarına daha rahat göz kulak olabilirler.
Bu da toplumsal barış, komşuluk ilişkileri, toplumda güvenle gelen huzur ve barışın önemini öne çıkarır. Kültürel değişimler farklı kültürlerden olan komşuların etkileşimi, hoşgörüyü, saygıyı ve insan sevgisinin önemini ve de kent kültürünün yaşamı ne kadar kolaylaştırdığını ortaya koyar.
Sözgelimi: Türk Gölge Oyunu’nun son temsilcisi, “konuşma ustası” Karagöz Kırklarelilidir. Tüm Dünya araştırmacıları, yazar, çizerleri, bilim insanlarınca ve halkımızca da kabul gören bu kültürün neden bir Karagöz Kültür Evi ya da Karagöz Müzesi olmasın? Saygılar…