Muallim’e(öğretmen)e Mektup
Ata esintileri:
En iyi anlaşılan anonim cümledir. “Eti senin, kemiği benim” diyen veli, muallimle yüz yüze ya da mektup yazarak kıymetli arzusunu bildirir.
Biliyorum, yaşamak için öğrenmesi gerekli. Tüm insanların kâmil insan olmadığını bilsin ki; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık, kendini adamış bir lider olacağını öğrensin.
Biliyorum zaman alacak ama ona balık ısmarlama değil balık tutmayı öğret. Kaybetmeyi öğrenirken hemen kazanmanın zevkini de öğrensin. Hasetlikten uzak, sessiz kahkahaların gizemini bırak erken öğrensin. Zorbanın, hainin, düzenbazın görünüşte galip olduğunu ve bilge insanın ise her zaman kazanacağını, daha da önemlisi ona kitapların mucizesini anlatarak eğiterek, öğret.
Gerçeğin bir tane olduğunu, sessiz zamanların tadını, gökyüzünün, kuşların, arıların, çiçeklerin, suyun, ateşin, toprağın sonsuz gizemini eğiterek öğret. Okulda ve yaşarken hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu ve insanca olduğunu öğret.
Ey muallimim (öğretmenim), ona mutlaka kendini keşfedip kendi fikirlerine inanmasını, herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de bile, tüm insanlara nazik, sert olanlara karşı daha da sert olmasını eğiterek, öğretmelisin. Herkes birbirine takılmış yanlış bir yöne giderken, bu yanlış kitlelerin peşinden asla gitmemesinin gücünü eğiterek öğret.
Anlatılanı dinlemenin, bir sanat olduğunu ve tüm insanları dinlemesini öğret ancak doğrunun bir tane olduğunu, dinlediklerini gerçeğin eleğinden nasıl geçireceğini, iyi olanlarını beyin cebine koymasını öğret.
Ona etkili öğrenmeyi, öğrenmeyi kolaylaştırıcı yolları, kendini güncellemeyi, gelişen teknolojiyi, eleştirmeyi, problem çözmeyi, barışı ve onurlu yaşamanın güzelliğini eğiterek öğret.
Ona gözyaşlarının utanç olmadığını, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini ve aşırı ilgiye çok dikkat etmesini ve toplum bilincini öğretmelisin. Kendinin kuvvetini ve beyin gücünün parasal yüksek kıymetini öğretirken, kalbinin ve ruhunun değerine asla değer biçilemeyeceğini ve insan sevgisini öğretmelisin.
Kendi kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, yüreğinin gücüyle dimdik, dikilip kötü yaşama karşı koyarak savaşmasını öğret. Ona, kendini keşfetmeyi öğret. Ona incinsen de incitme ve zira ateş çeliği saflaştırırken bırak sabırsız olacak kadar cesareti de olsun.
Ey muallimim uyuyarak büyümek değil, okuyarak büyümek mecburiyetinin gerek ve şart olduğunu öğret, öğret ki insanlığa karşı derin bir inanç taşıyarak saygılı olsun. Ey muallim Beyim unutma “suyu hangi kaba koyarsan onun şeklini alır”.
Biliyor ve inanıyorum ki öğretirsen: onurlu yaşayacaktır. Saygılar…
Guruba Gazel
Ben de tükendim sanıyordum meğerki çoğalmışım
Ayaklarım Balkanlar’da, Aşıklar’a ermiş başım…
Beynim kulaç atar, nazarım Pirimin sözlerinde
Oğuz mavisiyle gönlümü Hünkâr’a bağlamışım…
Karıştırdığım olur Aşıklar’la Kırklareli’ni
Kutup’la gömülmüş, Yunus’la meydanda ağlamışım…
İçimden seslenir gerçek Anadolu ozanları
Can gözümü Pir açarken, yâr’i sende aramışım…
“Geri dön emri”ni beklerken bir selama razıyım
Guruba sığmayan aydınlık(tan) yontulmuş mezar taşım…
Her fırtına öncesinde acı orman uğultusu
Ben halkımı dinlerken nehirler gibi çağlamışım…
Gurub bir kırmızı eylem, akşam evrensel bir gazel
Şafaktır yeryüzünde en vefalı dost arkadaşım…
Kul Ermiş’im Hak’kı bildin, gayrısı önemli değil
Ey sevgili sen dilimdeyken, niye akar gözyaşım?
10. 06. 2016
Aşıklar Yolu