Anadolu salgınından tanırım onu. Lisede okurken, o ayrı sınıfta ve ben ayrı sınıfta olmamıza rağmen okulun bahçesinde karşılaşırdık. O zamanlar sümüğünü, ya koluna ya da ortalık yere siler, kirlenen elini de çoraplarına sürerek temizlik yapardı. Bazen kâğıt la sildiği olmuşsa onu da bulunduğu ortama fırlatır atardı. Zira gıyabında ona “Pis Bekir” derlerdi. Asıl adı bu değildi. Asıl adını sonradan öğrendim. Nereli olduğunu da bilmiyordum zira hepimiz bu okula çeşitli illerden hayatı güzel etmek görevine gelmiştik. O yıllarda, okul öğrencilerinin çoğu Çorumluydu.

Ezikti, inattı, “dediğim dedik, çaldığım düdük” diyen bir tipti. Herkes ona, “bu Pis Bekir adam olmaz” derlerdi. Arkadaşlar aramızda, bundan olsa, olsa “can yakan” olur diye yorum yapardık. Zira acımasız, haris, bencil, kindar, sevimsiz ve yöre milliyetçisiydi. Hemşericilik oynuyordu. Sınıfta yere tükürürdü olmuştur. Onunla hiç kimse ilgi kurmazdı. İki arkadaşı vardı ki hep üçü beraber gezerlerdi. Tükürmekten maksat: onun gibi düşünmeyenlere hakaret ederdi.

Liseden sonra onu yakından hiç görmedim. Bazen devrelere rastlayınca; lisede bir Bekir vardı o nerelerde diye sorardım. Hangi bekir yahu, şu bizim Pis Bekir deyince; negatif haberlerini alırdım. Derler ki sokaklara tükürüyormuş! Ankara da, lise tahsilinden sonra onu uzun zaman görmedim. Medyada görünce şaşırdım.

Hiçbir değişiklik yoktu. Yalnız, onun tükürdükleri şimdi ona tükürür olmuştu. Huylarında artış vardı. Her an suç işleyecek bir tipte görünüyordu. Medyadan takip edince anladım ki bölücülükle uğraşıyor olmuş.

Ancak bu adamı yollara, sokaklara, köylere, mahallelere, ilçelere ve illere tükürürken görüntüleyen medya, meşhur etmişti. Öyle meşhur oldu ki sınır ötesi tükürmeye başladı. Tükürmenin suç olduğunu anlayınca, tükürmekten vazgeçmedi de başka ülkelere kaçtı. Onu kullanan dış etkenler yardım ederlermiş. Pis Bekir kronik hasta. Tükürüğü kalmadığı için onun yerine kan döker olmuş. Bu bulaşıcı salgın aynı onun gibi hasta ve aynı onun gibi mikrop saçanlarla her yere tükürük ve kan bırakmaya başladılar. Elma iç kurdu gibi bir şey. Kaleyi içten nasıl yıkarız peşindeler.

Pis Bekir’in yaydığı mikrop salgın hale gelerek etrafına çabucak bulaştı. Suçsuz yere bu mikroptan pek çok insan öldü. Bu salgında, ne bozgunlar yaşandı, ne canlar yandı. ”Üzüm üzüme bakarak kararır” derler ya onun gibi yerlere tükürenler çoğaldı. Zira ölüm kusuyordu. Pis Bekir Mikrobu; bu salgınla ateşe, kurşuna, paraya, rüşvete ve cep doldurmaya dönüştü. Kişilere haksız gelir getiren bu salgın bir türlü tedavi edilemedi.

Nihayet, Pis Bekir’i yakalayıp müşahede altına aldılar. Şimdilik tedavisi olmadığından karantina altında ve dört duvar arasında yaşamaya devam ediyor. Bir büyük doktor arkadaşı varmış, onu bu hastalıktan kurtaracağına söz vermiş. Ancak şifayap bir ilaç henüz bulamamıştır. Dikkat… Bu büyük doktor arkadaşı da aynı hastalığa yakalanabilir.

Pis Bekir kahramanlığa, liderliğe soyunmuş zira meydanları boş bulmuştu. “Korku dağları beklermiş” sözüne inandığını yandaşları yazdılar. Hâlbuki insanı büyük yapan şey; kendinden sonra gelenlere, bıraktığı kalıcı eserler yoluyla, onları etkilediği kadar büyüktür. Yaptığı yine tükürmektir. Bu durum korku asla değildir. Uzaktan ve yakından bakınca işte pis bekirin yaşamı böyledir. Etrafımıza bakınca bu modellerden görmek mümkündür. Zira bunlar kızgın kora maşadırlar

Bu tip modelleri; içten ve dıştan kullananların bir amacı var. Bir gün kendi canından olacaktır. Akrep gibi kendini zehirleyip ölecektir.

Etrafınızda, yerlere tüküren ve insanlara tüküren birçok örnek vardır. İnceleyin bakın bu modeller insanlığın yüz karasıdır. Sağlık bilimi tarafından nasıl derler bilmem ancak tam anlamıyla çağ gerisinden gelen hilkat garibesidirler. Bu modellerin en tahsillisi de okul görmemişi kadar bataktır. Her kişiye ve topluma hatta yaşadığı her yere zararlıdırlar. Allah masumları bunlardan korusun diye dua ediyorum. Zira tüm dengeleri bu modeller bozuyorlar.

“Bana değmeyen yılan bin yaşasın” diye bir söz vardır. Yılan bir tane iken sana değmez belki ama yılanlar bin tane olunca senin de özgürlük alanın küçülecek ve o yılanlardan biri de sana değecektir. Çevremizde olup bitenlere bakarak iyileri bağrımıza basmak ve kötülerin de hak ettiği cevabı vermek insanlık gereğidir. Yaşanan bir gerçeği size aktardım. İyi insan görünen yaşamından bellidir. Saygılarımla………