Değişen çağa göre yaşam kendince akıp giderken bizi de alıp götürüyor.
Değişen çağa göre yaşam kendince akıp giderken bizi de alıp götürüyor. Ancak düşünce, duygu, sevgi, kin, öfke, nefret ve aşk gibi temel insani değerler asla değişmiyor. Sevmek, sevilmek ve nefret etmek mi sorusu ilk akla gelen düşünceler oluyor. Ancak aşkın tarifini de yapmalıyım.
Aşk: Tanrısal varlığı, içten gelen bir eğilimle karşılık beklemeden sevmek. Ya da Tanrısal sevginin insanı bütünüyle egemenliği altına almasıyla belirgin hale gelirken sevenin sevilende kendini yok etmesi, sevenin yok yalnızca sevilenin var olması veya sevenle sevilenin bir olması durumunu sağlayan sevginin son aşamasıdır. Tasavvufi terimlerle bunu daha da zenginleştirmek mümkündür.
Sevgiyi bu günler de çağa göre üç bölümde anlatmak mümkün. “Eğer”-le başlayıp, “çünkü” ile devam eden ve “Rağmen” le biten.
Eğer: Beklentileri ve kişisel benliği olan sevgidir. Sorusu çok olandır. İyelik ekiyle çok daha iyi anlaşılır.
Sözgelimi:
En başarılı olursan,
En iyi olursan,
En önemli kişi olursan,
Babama ve anneme karşı iyi olursan,
İsteklerimi karşılayabilirsen, şartlarına bağlı bir sevgidir. Verdiği sevginin karşılığında bir şeyler kazanmak beklentilidir. “A kız o çulsuza mı varacaksın” (anonim) A komşucuğum bu bizim Hatice akıllı kız. Neler, neler istedi ve aldırttı. Takısı da çok oldu. Kayınbabası bir de araba almış. Oğlanın evi de var, değme keyfine, kız her bir şeyi var. O mutlu olmasın da ben mi mutlu olayım gibi mahalle ve komşu sıkılaştırmalarını da bünyesinde taşıyan bir sevgidir. Aaa üç gün sonra bir bakmışsın ayrılmışlar. Romantiklikten beklentilere girildiği an. Beklentiler olmazsa hüsran, sevgi azalması ve nefrete dönüşüm. Yıkılan evlilikler. Anne Babalara karşı sevgi azalması başlayınca, eğere dönüşür. Çünkü eğerin küllerinden doğar. Zira zaman ve yaşam devam ediyor.
Çünkü: Eğerlerin devamında mutlu olamadık arayışıyla çünküler gelecektir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir nitelik, koşula ve varlığa bağlıdır.
Zira:
*Seni seviyorum çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.
*Seni seviyorum çünkü çok popülersin ki.
*Seni seviyorum çünkü çok ünlü ve zenginsin.
*Seni seviyorum çünkü çok yakışıklısın, çok güzelsin.
*Seni seviyorum çünkü ne dersem yapıyorsun. İşte “eğer” ile “çünkü” nün oluşturduğu yerdesin. Yükün ağırlaştığı, çekim gücünün düştüğü noktadasın. Eğer ile çünkü birleşti ve kuşkuların arttı.
Şimdi: Güven,
Şimdi: Gerçeklik nerede mi? Olumsuz sorular zamanı geldi.
*Sevenlerimiz azalıyor mu ne?
*Bize hafiften bir şeyler mi oluyor ne?
*Biz değişiyor muyuz ne?
*Sevgi. Sevgimiz. Birbirimize olan sevgimiz kuşkusu. Aramak. Ne oluyor diye, diye aramak. Her iki kişi birden gerçeği ararsa yani gerçek sevgiyi ararken eksiğin ne olduğunun tesbitini yapabilirseler, “Her şeye rağmen” sorusunu sorabilirlerse, “eğer ve çünkü” nün küllerinden; “Rağmen” doğacaktır. İşte sevgilerin gerçeği ve güçlüsü,”Rağmen”dir. Aydın insan bunu yapabilir.
Rağmen: Rağmen sözcüğünü yerinde kullandım mı bilmiyorum ama soruma cevap veriyor. Soralım kendisinden cevap alalım. Rağmen; eğer ve çünkü oluşumlu değil. Güzellikte pek önemli değil. Bir şey olduğu için değil de bir şeyler olmasına rağmen sevmek. Şu güzelliğe bakar mısınız rağmen sevgi.
En sefil, en çirkin, en zavallı, en mazlum olabilir. Bütün bunları sevgiyle karşılamakla olur. Bu anlam da insanın iyi, çekici, zengin konumda olması sevgiyi hak etmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü geçmişine “rağmen” olduğu gibi o son haliyle en değerli gibi sevmek.
Bu sevgi yürek ve de yüreklilik ister. Yani her şeyden önce önemli olan sevgidir. Kendi kendinize yaşamanın ne yararı olabilir ki. “Yalnız taştan duvar olmaz”. Yüreklerin en çok özlediği sevgi budur. Bir an sevdiğinizin, sizi kendi çıkarı için sevdiğini düşünün. Dünyanız yıkılır ve yaşamın bir anlamı kalır mı?
Yarınlar aydın olsun diye umut gerektir. İşte her şeye “rağmen” yaşamak yarın doyurucu bir sevgiye umudunuz var ki yaşamaya devam ediyorsunuz. Yakınımızda olan birilerinden bize bu sevgiyi vermesini bekleriz ancak o da aynı şeyi başkalarından bekliyor olabilir.
Dünyada en büyük eksiklik her şeye “Rağmen” sevmenin yeterince olmayışıdır. Bana göre her şeyin başı insan sevgisidir. Kusursuz insan asla yoktur. Yeter ki sevmek nedir farkında olalım. Karşılıksız sevgi diye de bir olgu vardır.
Sevenleriniz çok olsun ama aşkınız tek olsun. Bir şiirim ile veda ediyorum. Saygılar.
Yangılı şiirler
Şeytanın oyun alanı şu dünya da,
Gülen yüzün
Solarken,
Az ye,
Az uyu,
Az konuş derler…!!!
İyide
Ben aşk ateşi içindeyken,
Yüreğime, soğuksu serpecek,
Yukarıda.
Hava yukarıda.
Ya geldiğim yer,
O da ayaklar altında…
Öğretilmiş çaresizlik ile
Arkadaş
Ve
Keder dağıtan,
Vicdan yumuşatıcı,
Halen özgürlük verenden uzak.
Ben eski hasır üzerinde bağdaş,
Akşam, sabah meye arkadaş…
Ne dedi bizim deli
Geri dön emri ezel yazılmış,
Göz görür,
Gönül katlanmaz;
Ne diyeyim
Kese kağıtı içine konmuş bir hayat
Mum ağlamadan alev gülmezmiş,
Yaşıyorum kara kafalılara inat…
12 Eylül 2025
Mustafa Ermiş