Yıl iki bin on Amasra’dan, Bartın’a doğru çıkarken hani şu çok virajlı bir tepe var ya, yolun solunda bulunan bir anıt ağacın gövdesinde: “SENİ SEV… HATİC. MU” diye bir yazı vardı. Evet o yazı evet. Onların aşklarını, o ağacın yıllanmış kabuğu yaşanmış bir gerçek aşkı anlatıyordu.
Kim bilir ne zaman yazılmış, o sevda, acep mutlu mudur? Ama bu anıt ağaç onların aşk ağaçlarıdır. Hepimizin yaptığı işler. İlk fırsatta bir yerlere illa ki zarar versek bile, ilklerin adını kazıyarak yazarız. İyi de yazmakla neyi hallettik bu da bilinmez.
Ağaç kültü ve bize yansıyanlar bütün kıtalarda hep aynı olmakla toplumlarda kendini göstermiştir. Efsanelerde, masallarda, eski ve yeni yaşamda halen kutsal sayılan ağaçlar vardır. Korkuluklu ormanlarda hortlaklar, periler o büyük ağaçlarda barınır, uydurmaları anlatılır gider. Bazı toplum inançlarında ilahların ruhlarının bulunduğu kutsal varlıklardır. İnsan ağaçtan her türlü faydalanmıştır. Bir nevi şifacımız ve can yoldaşımızdır. Benim halen dert ortağımdır. Onunla “ağacın dili” ile konuşurum. Bana göre: İnsan, Ağaç. Ağaç, İnsandır diye düşünmekteyim.
Eskiden fiziki şekillerine göre ya da inanç gereği kutsallıklarına göre isim alırlardı. Sözgelimi; Çınar Ağacının halk arasındaki adı, “Beşparmak Ağacı”dır. Dağların ve tepelerin üstünde çınar ağaçlarının yani beşparmak ağaçlarının çok olmasından dolayıdır ki; o dağa ve ya tepeye “Beşparmak” adı verilmiştir. Kayın ağacının da bir adı: Huş Ağacı”dır. Dut ağacının da kutsal anlatımları ile ortak inançlarımız vardır.
Çeşitli toplumların kendilerine özel mitolojik ağaçları ve bu ağaçlarla ilgili anlatımları vardır. Zeus’un sesinin kutsal meşede, Apollo’yu zeytin ağacında, Hindistan da dünyayı taşıyan ağaç, Uzak Doğu da dünyanın mihveri sayılan ağaçlar ile Kızıl Derililer de ormanın içinde dünyanın mihveri olarak ağacı görmüşlerdir. İnsanlık ağacı diye inanılan ağaçlar halen vardır ve bu ağaçlar altında dini toplantılar ve eğlenceler düzenlenmektedir. Mezarlıklar da “servi” hayat ağacını temsil eder. Şiirlerimizde servi, aşka hayat veren sembol olmuştur.
Bazı toplumlarca halen kutsal olan ağaçlar akasya, hurma, dut, ardıç, öd, meşe, zeytin, defne, çam vs vardır. Mevlana: “Dünya bir ağaçtır, biz onun meyveleriyiz” demiştir. Başka bir anlamda “Tûbâ Ağacı” şöyle anlam alır: kökü yukarıda-dalları aşağıdadır. Bu, insana benzemektedir. Kök dediği, baş ve dal dediği de bacaklar, kollardır.
Türkler de yaşam ağacı: Mitolojik olarak ya da edebiyatta uzun yer tutar. Yeryüzü ile gökyüzünü ayıran bir varlık diye de anlatılır. Yeryüzünün göbeğinde duran, dalları gökyüzüne ulaşan ve dişi sayılan çam, ya da kayın hakkında ilginç anlatımlar vardır.
Bu ağaçlar altında “Dağ Kurbanı” kesilir. Bez bağlanır. “Çoban Ata” törenlerinde bayanlar kayın ağacı yaprağını başlarına takarlar ve kutsal sayarlar. Kayın ve defne, zeytin ağacı kutsal sayılmaktadır. Tek başına yaşlanmış ağaçlar her zaman saygı görürler. “Bay kayın” sözü de bunu açıklıyor. Şamanlık bu konuda etkilidir. Kutsal kaya ve kutsal kayın yan yanadır. “Kırmızı gülün alı var” türküsünün de bir ilahi yönünü bu anlattıklarıma bağlamak isterim. “Soy Ağacı” kökten geçiyor. Günlük olarak ağaç bizimle olmazsa olmaz.
Cahit IRGAT’ın size “Ağaç” adlı şiirini alıp yolluyorum.
Ağaç
Ağacım, dört kol çengi kıyamet
Her dalımda bir memleket
Uzar kollarım uzar…
Taşımda, toprağımda bereket
Köklerimden başlar hürriyet…
Bana çarptıkça anlar
Yağmur, yağmur olduğunu
Rüzgar, rüzgar…
Taşımda, toprağımda kıyamet
Köklerimden başlar hürriyet… Cahit Irgat
Ağacın günlük yaşamımızda arkadaşımız olduğunu her kişi bilir, bilmesine de ona asla saygı duymaz. Nasıl mı? Kestiğinin yerine yenisini dikmez. Evvelce bir ağaç dikenin, kısmet ve talih çağırdığını belki bilemezsiniz. Delikanlılar ve genç kızlar evlilik öncesi aile sayısı ne olsun(kız-oğlan) istiyorsa, o sayıda ağaç dikerlerdi. Sünnet olacak ve evlenecek çocuklara kavak dikerlerdi. Ağaçların meyveli ve ya meyvesiz yaşamları insanla birebir aynıdır. Buna bir örnek: Kışın insan üşüyünce kalın bir şeyler giyer değil mi? Ağaçta kışa karşı hedef küçültmek ve daha az üşümek için yapraklarını dökerek topraktan aldıkları suyu azaltırlar. Nasıl benziyor değil mi? Yakmayın efendiler insanı ve ormanı yakmayın.
Ağaç: Asya mitolojisinde, önsüz-sonsuz olarak algılanan ve canlı varlık türlerinin oluşumuna katılan kurucu öğedir. Halkın deyimiyle bazen ana, bazen babadır diye algılanan bitki-ata ya da yaşam ağacıdır. Yaşam Ağacı: ‘Ağaç Tanrıça’dır. Bu konuda uzun anlatılanların bir inanç ve doğurganlık olmasının yanında ağaçtan türeme ile doğuş destanlarının varlığı bilinir. “Oğuz Destanı” bu konuya ışık tutar. Ağaç ana ayrı ve ağaç baba ayrı işlenir. Yaşarken ağacı bir kenara koyamayız. Kalemden-kaşığa, sazdan davula her yer ağaç ve insandır.
Ağaçla ilgili yazacaklarım her halde bir kitap olur. Ancak insan ve ağaç ikilisini size anlatmak istedim. İnsan öldürmek ve ağaç kesmek dinimizce yasaktır. Aileniz ve ya sevdikleriniz için bir ağaç dikin. Saygılar.
10.09.2013