Türk Halk Edebiyatı’nda ister anonim isterse de eserin sahibi bilinsin. Gerçek sanatçılar ile o sanatçıyı Yaratan ilahi güç arasında çok sıkı ve de samimi muhabbet vardır.
" Gönlüm severse, gözüm güzel görür."
Kul Ermiş
Türk Halk Edebiyatı’nda ister anonim isterse de eserin sahibi bilinsin. Gerçek sanatçılar ile o sanatçıyı Yaratan ilahi güç arasında çok sıkı ve de samimi muhabbet vardır. Bu muhabbeti yalnızca ikisi bilirler. İnanç anlamınca bakarsak, bu güzellik herkese nasip de değildir. Özellikle şairlerden bu konuya ermeden söylemeye çalışanlara rastlanmış mıdır onu bilemem.
Şiirlerinde inanç ile aşk konusunda bilge şairler, ozanlar ve halk şairlerinden seyir gücü olanlar buna yaklaşmışlardır. Şair nazlanması işlenmediği için yorumcuların da dikkatinden kaçmış olacaktır diye düşünmekteyim.
Gerçek halk şairleri, halk ozanları ve Hak aşıkları eserlerinde buna bir şekilde yaklaşmışlardır. Bazen: “bir güzel”, bazen: “yâr”, bazen ”tek dost” bazen ”canan” adıyla Şair Nazlanması” adına söylemlerde bulunmuşlarsa da Yaratan ile yarenlik etmek kolay olmadığı için adını koymamışlardır. Belki de bir çekinme ve çevre baskısı ile korku herkes de mevcut olabilir. Etrafın baskısı acep ne derler. Kabul görür mü gibi vs. Bu durum normal görünmektedir.
Allah ile Allah dostu olan kulu arasındaki bu söyleşi bilinir. “Allah ile kulu arasına girilmez”. Bu söyleşi de yücelik, emir ve yaptırım Yaratan’ındır. Kul ibadet içinde arzularını, isteklerini bu söyleşide anlatırken daha yakın olabilmek için naz yapabilir. Zira Allah’la kul arasında ki tek bağ karşılıksız sevmektir. İşte bu cümleden olarak sevgide her zaman nazlanma vardır. Muhakkak ki Allah’ın dediği olacaktır.
Kulu nazlansa da emirleri yerine getirecektir. Kulun nazının karşılığının var olduğu bilmektedir. Zira gerçek şair kendisi için hiçbir şey istemez. Bu yüce söyleşinin bizlere edebi ve edepli yansımasına “ŞAİR NAZLANMASI” diyorum.
Bu olayın adını anlaşılır dille tarif ederek adını koymak görevdir diye düşünmekteyim. Anlamak isteyenlerle yola çıkmak ve samimice tenkit ve de yorum yapılırsa bu yenilik edebiyatta yer bulacaktır.
Şair Nazlanması gerçek anlamda Yaratanı sevmek, ona derdini söylemek, bu güzel ve özel muhabbeti kaleme almak kişiye özeldir. Hiç kimseyi inanç olarak bağlayan bir durum değildir. Biline ki: “Naz Makamı”ndan bahsetmiyorum. Bir yenilik olarak edebiyatı ve edebiyatçıları ilgilendirmektedir. Şair Nazlanması: kesin olarak asıl inancın ta kendisidir.
Gerçek tenkitçi ve yorumcuların dikkatine sunarım. Bu yazıda Naz Makamı’ndan bahsetmiyorum. Bir tarif yapmaya çalışıyorum. Saygılarımla.
Not: Gül Düşün/Gül Söyle arka kapak yazısı 2010
n i y a z
ey yâr
sana ibadet etmek
ne güzel dost dost…
özümü toprak ederek
aşkına ermek
ne güzel dost dost…
toprağa “marifet tohumu” ekerek
“şefkat suyu” ile sulamak
ne güzel dost dost…
olan ürünü “yalnızlık orağı” ile biçerek
hasadını “rıza tırmığı” ile derlemek
ne güzel
ne güzel
“hikmet harmanı”nda ürün dövmek dost dost…
ey yâr
dövülen hasadı “şevk yeli”yle savurup
ayrılan ürünü
“mihnet ölçeği” ile ölçmek
ne güzel dost dost…
“takva değirmeni”nde öğüterek
ununu “edep eleği”nde elemek
ne güzel dost dost…
o mübarek unu
“sabır suyu” ile yoğurup
“iradet fırını”nda pişirmek
ne güzel dost dost…
ne güzel
senin dostların ile yoksullara
bu gizemli ürünü sunmak
ne güzel dost dost…
ey yâr
mihnet ile sana niyaz ederken
“kul ermiş”in insan sevgisiyle
insana yanması ne güzel hû dost eyvallah…
Derleme: Mustafa Ermiş. 1970
Kaynak Kişi: Mehmet oğlu Memiş Ermiş
Doğum Tarihi: 1334-1976
Yöre: Aşıklar Köyü