Uzun süre “kafadar” sözcüğünü aradım. Genç insanların kendilerinin anlaşabildikleri bir arkadaş seçip onunla beraberce zaman geçirdiklerini sanıyordum. Çalışma alanlarımda (yöre) gezerken rastladıkça ne gibi bir seçim, ne kadar bir zaman içinde sürecek arkadaşlık ve aileleri nasıl karşılıyor, kafadarların kız arkadaşları ya da kafadarların erkek arkadaşları ne diyor, sorusunun cevabını kendi kendime sordum. Halka nasıl yansır, nasıl karşılanır derken, bir gün “Onlar iki kafadarlar, onların arasına kimse giremez ve onlar birbirinden asla ayrılmazlar” sözleri bir anda karşıma çıkıverdi. “Kafadar olmak”, “Kardeş olmak” nedir, bunun kuralları nedir derken de karşıma “Ahret Kardeşliği” çıktı.

Yaptığım araştırmalarda:

“Kafadar olmak”

“Kardeş olmak”

“Ahret kardeşi olmak” nasıl oluyor aradım. Ahret kardeşlerinin birbirlerine evlenirken verdikleri “Ahret Çiçeği”ni de buldum. Bakınız kaynak kişim “Ahret Kardeşi ve Ahret Çiçeği”ni size nasıl aktarıyor. Sizlerle paylaşmak isterim.

Ahret Kardeşi Olmak:

Aynı yöreden, çok iyi anlaşabilen, iki kız arkadaş birbirlerinin arkadaşlığına hilafsız inanıyor ve güveniyorlar. Birbirlerini özlüyor, en ufak sevinç ve üzüntülerini paylaşmak için birbirlerini arıyorlar. Birbirlerinin sırlarını da biliyorlar. Çoğu zaman birlikte hareket ediyorlar. Aileleri de bu durumu kontrollü izliyorlar.

Artık bir bütünü bulmak ve tek yürek olma zamanı gelmiştir. Bu iki genç kızların “ahret kardeşliği” bilinir hale geliyor ve aileleri buluşuyor. Her ikisinin ailesinin katılacağı bir toplantı düzenleniyor. Toplantının yeri çok fark etmez yani bu iki genç kızın birinin evinde yapılmaktadır. Bu iki genç kızların annesi, babası, erkek kardeşi, kız kardeşi yani birinci derece yakınları mutlaka katılırlar. Gelmek isteyen yakın komşularda bulunabilirler.

Bu iki ailenin yaşça en büyüğü veya seçilen bir aile büyüğü toplantının önemini, anlamını, bu dünyada ve öbür dünyada da birbirlerinden ayrılmayacaklarını, her iki ahret kardeşin arasına kimsenin giremeyeceğini anlatır. Hatta bu kardeşliğin: öz kardeşlikten de ileri olduğu özellikle vurgulanır. Konuşmanın sonunda toplananların önünde her iki ahret kardeş yan yana otururlarken sağ elleri birbirine ve sol elleri birbirine toka yapar gibi kenetlenir. O aile büyüğü üç defa bu iki genç kıza sorar: “Ahret kardeşi oldunuz mu” her ikisi aynı anda cevap verir. “Evet” Devamla “bizde sizin kardeşliğinizi onaylıyoruz, Allah utandırmasın ve kardeşliğiniz daim olsun” denilir. Bundan sonra yiyecek içecek ikramlarında bulunulur ki bu ikramlar da ortaklaşa hazır edilmiştir. Ailelerin kaynaşma ve tanışma sohbetlerinden sonra merasim biter.

Ahret Çiçeği:

Ahret kardeşi veya ahretliği evleneceği zaman bir diğeri hazırlık yapar. Canlı veya cansız çok renkli çiçek hazırlar. Şöyle ki: bu çiçeğin üzerine inanç gereği küçük bir ayna, bebek patiği, özerlik tohumlu, iğne iplikli, tuz çıkını, çeşitli renkli pullar, ekmek parçası, nal, çocuk çorabı, çocuk emziği, şeker gibi şeyler asarlar. “Ahret Çiçeği” hazırdır.

Gelin; baba evinden alayla çıktıktan sonra o muhteşem merasim takımıyla doğruca ahretinin evine uğrar. Gelin alayı davullar, zurnalar ve naralar eşliğinde gelmiştir. Gelini ahretini karşılar ona ikramlarda bulunur. Ağlama ve dertleşme bir ağıt eşliğinde devam eder. Ahret Kardeşi hazırladığı “Ahret Çiçeği”ni ahret kardeşine sunar. Mutluluklar dilerken kardeşlik bir daha perçinlenmiş olur. Vedalaşırlar. Ahret çiçeği bir ömür boyunca odanın bir köşesinde yerini korur.

Kaynak Kişi: Hasan kızı Hatice Meriç Gökay/1956.

Çalışma Alanım ve tarihi: Balkanlar-Trakya/ 1990-2000.

Kardeş olmak

Türk dini inancının en asal ve resmi yönlü düşünceleri, dinsel uygulama ve davranışları bakımından ve de tabi oluşundan diğer toplumlardan ayrılırlar. Çalışma alanı olarak seçtiğim Trakya ve Balkanlar da bu durum halen ve fiilen yaşamakta ve de yaşatılmaktadır.

Kafadar: Candan arkadaş, hemfikir, kardeş, kardeşlik anlamına gelmektedir.

Kafadar Düğünü: Kafadar olmanın ve kardeşleşmenin düğünüdür. Yeni evli çiftlerin kardeşleşme dinsel töreni(düğünü). Bu düğünde yalnızca önceden kafadar olanlar hazır bulunur.

Kardeş olmak “Kafadar Düğünü”:

Kaynak kişim: Hasan Karaca 1337-2007 Beyci Köyü /Kofçaz-Kırklareli. Çalışma Alanım ve Tarihi: Trakya /2000-2005

Balkanlar da ve Trakya da evlendikten sonra genç ve yeni evli çiftler gelenek ve görenekler gereği olarak, en iyi anlaşabilecekleri başka bir yeni evli aile çiftlerini aramaya, araştırmaya ve yakından olmasına ve de aynı inançtan olmasına dikkat ederek seçim yapmaya başlarlar. Seçtikleri aile ile ilk toplantıyı yaparak karşılıklı olarak “kafadar olma” toplantısında “evet” kararı alırlar. Bu karardan sonra kafadar olarak deneme ve birbirlerini tanımak için yaşamaya başlarlar.

Çağrıldıkları her yere mutlaka birlikte giderler. Birlikte olabileceklerini, birbirlerine sırlarını açabileceklerini ve tam olarak güvenmek ile aralarında maddi hiçbir şeyin değerinin olmayacağını, anladıkları an “kafadar düğünü” yapmaya karar verirler. Bu düğünün hangi evde ve ne zaman yapılacağına ortak karar verirler. En önemlisi de kafadarlara yaşam eğitimi, yol eğitimi verecek olan bir ”Uyarıcı” başka bir deyimle “Mürşit” seçimini de yaparlar. Bundan sonra o uyarıcıya haber ederler, kabul ederse hemen bu dört kişi eğitime başlarlar.

Uyarıcı yaptığı eğitimde: gerekli duaları, kafadar olma yolunu kaşılıklı ilişkilerin nasıl olacağını, asla birbirlerine gücenmemelerini öğretirken, “eşini(karını) değiştirebilirsin ama kafadarını asla değiştiremezsin der. Kafadarın ölümünden sonra kafadarını değiştirebilirsin. Kafadarlık mezara kadardır. Kafadarın başka bir ülkeye gitmişse bile kafadar değiştirilemez. Kafadarların çocukları diğer kafadara “amca” eşine de “hala” derler. Bütün bu kurallar tam olarak öğrenilmiş ve iman ile inanılmış olduğunu uyarıcı anlamıştır ki kafadar düğününe icazet verir.

Kafadarlar ortaklaşa yiyecek ve içecekler hazırlayıp bir bohça içine koyarak uyarıcıyı (mürşidi) kafadar düğünü için davet ederler. Kafadarlar erkekler kendi düğün günlerinde ne giydiyseler yani damatlıklarını yeniden giyinirler. Eşleri de “çeyiz altı” gelinliklerini giyerler ve bunun üstüne de ipek bir çarşaf örtünürler. En yakın akraba ve arkadaşlarını davet ederler ancak kadınlar kadınları-erkekler erkekleri davet ederlerken birer mendil verilir. Bu mendiller mutlaka beyaz ve kaliteli olmalıdır.

Düğün giderleri ve ikram edilecek malzemeler kafadarlar tarafından ortaklaşa hazırlatılır. Düğün mutlaka perşembeyi cumaya ya da pazarı pazartesiye bağlayan gece yapılacaktır. Akşamüstü tüm davetliler, davet yerinde toplanırlar. Uyarıcı-mürşitte katılır. Zira kardeşlik onun önünde gerçekleşecek ve kardeşlik duasını ancak o bilir. Meydan da ikrar ve niyazlar yapılır. Mürşit dört kafadarın sırtını dua okuyarak sıvazlar. Bu törene davetli olsalar dahi mürşit sadece kafadar olanları alır. Yani bu eyleme katılma hakları yoktur, kafadar olmayanlar alınmaz. Onlar ayrı bir odada otururlar. Daha sonra birleşerek ikramları yeyip içerek kutlamalarda bulunurlar. Kardeş olmak ya da Kafadar olmak Türk Dünyası’nda çok önem verilen bir olgudur.

Bu yapılan törende, dualar okunur, sazlar eşliğinde nefesler ve deyişler söylenir. Semahlar dönülür. Bir bayram neşesi içinde geçer. Tören biter.

Uyarıcı bu dört kafadarı daha sonra aynı yıl içinde yemeğe alır. Yemekte yine kafadarları yoklar, anlaşıyorlar mı? Varsa anlaşamadıkları konular, o sorunları çözer zira uyarıcı ne derse geçerlidir ve aynen uyulacaktır. Bu toplantılar her yıl aynı uyarıcı kontrolünde yapılmaya devam eder.

Mustafa ERMİŞ

13.08.2013

Not: Telif hakkı yazarına aittir.