Halk müziği dünyanın hemen her yerinde o ülkenin aydınları tarafından getirilen müzik eserlerinden farklı olmuştur.

Halk müziği dünyanın hemen her yerinde o ülkenin aydınları tarafından getirilen müzik eserlerinden farklı olmuştur. Her zaman en çok değer bulmuştur. Halk müziği eserleri doğrudan doğruya halkın eseri, o ülkenin bir meyvesidir. Bir milletin öz türküleri. Varlığının yüz yıllar boyunca DİLE gelmesinden doğmuştur. Bu açıdan bakınca; Türk Halk Müziği de M.Ö. den de önce uzak yüzyıllardan beri var olmuştur. O zamanlardan güne taşınan yazma eserler olmamakla beraber Çin kaynaklarına yazılı olarak geçmiş besteli şiirlerin bulunması böyle bir halk müziğinin varlığını da göstermektedir.

Halk müziğinin ikinci önemli yanı da ‘geleneksel’ oluşudur. Bu eserler ağızdan kulağa, ustadan çırağa sözlü olarak devam eder. Bundan dolayı HALK MÜZİĞİ TEK SESLİ olagelmiştir. Dünden bu güne elde bulunan elli yıllık bir tesbite göre, halk müziğinin başlıca özellikleri şunlardır:

a-Halk müziğinde melodi önemlidir.

b-Halk müziğinde melodiyi belirten konudur. Güzellemeler, koçaklamalar ve koşmaların besteleri bu çeşitlere göre düzenlenmiştir. Acı ve üzüntü yanık bir hava ile dile gelir. Sevinç, neşe, oynak bir hava ile de anlatılır.

c-Halk müziği ‘LİRİK’ tir. Eserlerin çoğu önceden hazırlanmış bir şiirin belli kalıplara göre bestelenmesiyle DEĞİL, doğrudan doğruya saz şairlerinin içinden coşan duyguların sözle melodiyle dile gelmesinden doğmuştur.

d-Halk müziği toplumsal özellikler taşır. Her ne kadar bir yaratıcının ağzından ve sazından doğarsa da çoğunlukla topluma heyecan veren konular işlenmiştir. Bir olay ele alınarak işlenir ki buna; TÜRKÜ YAKMAK denilmektedir.

Türk Halk Müziğinin SÖZLÜ ve SÖZSÜZ olmak üzere iki de bölümü vardır. Sözlüleri koşma, türkü gibi çeşitli nazım şekillerine bağlı kaldığı halde – sözsüzleri uzun hava, maya gibi çeşitleri doğrudan doğruya beste özelliğindedir.

Türk Halk Müziğinde, Klasik Türk Müziğindeki gibi çeşitli makamlara bağlı kalınmamıştır. Daha çok kullanılan bağlama, saz, kopuz, davul, dümbelek, çöğür, tef gibi aletlere bağlı bir melodi sistemi yürütülmüştür. Çeyrek seslere kadar klasik müziğimizin her türlü ayrıntısı halk müziğinde de vardır. Ancak teknik bakımından işlenmiş değildir. Türk Halk Müziğinin asıl özelliği teknik oyunlar değil-ifade edilen ‘RUH’ ve ‘ANLAM’dır. Buna yukarıda örnek verdik.

Türk Halk Müziğine ait gerçek derlemeler bizde cumhuriyetin ilanından sonra başlamıştır. İstanbul Konservatuarının kuruluşundan sonra bu araştırmalar daha da hızlanmıştır. Bu güzel hizmeti araştıranlar arasında Yusuf Ziya Demircioğlu, Cemal Reşit Rey, Halil Baki Yönetken gibi müzik öncüleri sayılabilir. Bu derlemelerin sonucunda bu gün halk müziğine dayanan geniş bir batı teknikli Türk bestecileri ve opera bestecileri de yetişmiştir.

Yaptığım araştırmada, bir müzik parçasının gerek bestelenmesi gerekse çalınması kendine göre bir takım kurallara bağlıdır. Bu kuralların gerçekleştirilmesi sırasında bütün milletlerce kabul edilmiş çoğunluğu İtalyanca dan gelme bazı terimler kullanılmıştır.

Alaturka müzikte, batı müziğinde kullanılan keman – klarnet gibi sazlardan başka kendine özgü müzik aletleri de kullanılıyor. Bunlardan bazıları; Darbuka(dümbelek)-lavta- tef- ut- kanun- zurna- ney- kemençe- tambur ve halk sazlarından bağlama ile cura dır.

ALATURKA ve ALAFRANGA MÜZİK:

Alaturka (allaturca) sözü İtalyanca bir kelimedir. Türk Tarzı anlamına geliyor. Önceleri yabancılar Türk müziğini anlatmak için bu deyimi kullanmışlar. Sonradan halk arasında batı tekniği dışında ki Türk müziğine denmeye başlanmıştır. Halk arasında en iyiden en kötüye doğru bütün batı müziği eserleri ‘alafranga’ diye anılmaktadır. Bu arada genel olarak batı müziği tekniği ile hazırlanmış halk türküleri, oyun havaları için de ‘alafrangalaştırılmış’ deyimi kullanılmaktadır.

Son yıllarda Anadolu türkülerimiz batı hafif müziğine uygulanarak da çok güzel eserler yapılmıştır. Bence en iyilerden de daha iyisi türküdür, Türk Halk Müziğidir.

Beni bana anlatan müzik önce yerel ve evrensellik taşıyan HALK MÜZİĞİDİR.

Sözgelimi

Mendilin işle yolla

Sapın gümüşle yolla

İçine beş elma koy

Birini dişle yolla…

Bu dörtlükte iletişim, sevgi, buluşma saatı, sadakat, beş duyu, hatıra bırakma vs her şey var. Halkın özü türkü. Dert ortağı türküler. Anlatamadıklarımızı türkü ile ancak bu şekilde söyleyebilmek. Sevgili ile haberleşmek ve de onunda sevgisini yoklamak.

“Türk türkü ile doğar türkü ile büyür ve türkü ile ölür” diye düşünüyorum. Aklımızın erdiği kadar yazdık. Saygılar…

Mustafa ERMİŞ

Halk Şair Ressam

Araştırmacı Yazar