Türk Halk Edebiyatı nazım türüdür diyor büyüklerimiz. Ezgileri yönüyle halk şiiri türünden azda olsa ayrılırlar. Türküler genellikle anonimdir.
Türk Halk Edebiyatı nazım türüdür diyor büyüklerimiz. Ezgileri yönüyle halk şiiri türünden azda olsa ayrılırlar. Türküler genellikle anonimdir. İsimleri bilinen saz şairlerinin söyledikleri dilden dile dolaşırken halka mal olmuştur. Kime ait olduğuna bakılmaz. Türküler bir şekilde insanın var oluşundan beriye çalıp söylenerek bu günlere gelmiştir.
Bir zaman “türkü yakmak” olarak yürümüş gönüllerden düşmemiştir. İnsanoğlu söylemek istediklerini, sözle söylemezse türkülerle söyleyerek yürümüştür. Çünkü bu bir yaşam gerçeğidir.
Türkü adı: Türk sözcüğüne Arapça (i) nisbet eki eklenince ortaya çıkmıştır. Türk’e mahsus demektir. Türkü, Türk Halk Şiirinin en eski türlerindendir. Sonuçta şiirin insan ruhuyla nağmelenmesinden doğar. İnsanların göç etmek zorunda oldukları zamanda dillerinde ne vardı dersiniz? Uzun yolculukta oturup masal veya hikâye anlatmıyorlardı. Anlatacaklarını türkülerle dile getiriyorlardı. Ancak söylediklerinin adını koyamıyor, ne olduğunu bilmiyorlardı. Kendi anlaştıkları lisanla beklide “ deme” olarak birbirlerine hatırlatıyorlardı.
Bu konuda ciddi bir araştırma var mıdır bilinmez.
15.yüzyılda; “Öksüz Dede”nin örnek verdiği yazılmaktadır. Oradan geriye doğru hiç türkü söylenmemiş mi? Edebiyat sessiz miymiş? Pekiyi de yakıştırmaların tarihine de bakmak gerekli. Ağıtlara da bakmak gerekli.
Örnek: Anadolu’da çobanlar sürüsünü otlatırlarken sopalarını göğüslerine yaslayarak ve iki eline iki taş alıp, göğsüne yasladığı ve kollarının boşluğunda duran sopaya vurarak tempo tutup türkü söylemesi tarih yönünden neyi anlatıyor? Yani edebiyat tarihsiz / tarih edebiyatsız olamaz..
Türkü, Türk’ün yaşam gerçeğidir.
Türküler genellikle hece vezinlidir. Anlaşılır arı duru sözlerle donanmıştır. Kendi ülkesini, soyunu, ananesini, geleneğini, göreneğini, acısını, neşesini ve sevgisini vs, anlatır.
Bunlar kıtalar halinde olup her kıtadan sonra da iki kıta arasında “kavuştak” vardır. Kavuştak söylenenin iyi anlaşılması için tekrardır. Buna “bağlama” da denilmektedir.
Türküleri yapılarına, ezgilerine ve konularına göre ayırmak mümkündür.
1 – Yapılarına göre türküler.
2 – Ezgilerine göre türküler.
3 – Konularına göre türküler.
Yapılarına göre türküler:
Halk şiirinin her türü hece ölçüsü kalıbıyla söylenirken ezgilerle ayırt edilebilir. Bunlar kendi aralarında
a)- Yakıştırma kıtalarından kurulu türküler. Bu grubu “iğnenin yıldızı” adlı eserimde sizlerle paylaşmıştım.
b)- Dörtlükler le kurulu türküler. Bu konunun uzmanları müziğine göre daha başka çeşitlere ayırmaktadır.
Ezgilerine göre türküler
Ezgilerine göre türküler de iki bölümde incelenmektedir.
a)- Usulsüzler; uzun havalar, divan, koşma, hoyrat gibi.
b)-Usullüler; oyun havaları gibi. Bu türe yörelere göre “kırık”-
“oturak” denilmektedir.
Konularına göre türküler:
Burada ayrım yapmak uzmanının işidir ama bazı kaynaklar şöyle bir sıralama yapmışlar.
a)- Çocuk türküleri veya ninniler.
b)- Doğa türküleri.
c)-Aşk türküleri.
d)-Kahramanlık türküleri.
e)-Askerlik türküleri.
f)-Tören türküleri.
g)-İş türküleri.
h)-Eşkıya türküleri.
ı)-Acıklı türküler.
i)-Mizahi türküler.
j)-Karşılıklı söylenen türküler.
k)-Oyun türküleri.
l)-Ağıt.
Türkülerin önemli başlıklarını hatırlatmak ve kısaca da olsa bilgilenmek amacıyla bir sıralama yaptım. Kaynaklarda daha çok çeşitleri vardır. Bunun dışında yörelerine göre de türkülerin birçoğun da rastladığımız; ya – aman – efem – of – of aman – hayda bre – hey – ne bilem – bi danem – beyim aman – peh peh gibi takı sözleri şiire ifade zenginliği verdiği gibi ezgileri de bütünlemektedir.
“Türk Halk Edebiyatı yangılı sözler bütünü ve halkın taa kendisidir”
Kul Ermiş…
Sözgelimi:
Ham Meyve
Çamlığın başında tüter bir tütün
Acı çekmeyenin yüreği bütün
Ziyamın atını pazara çekin
Gelen geçen ziyam ölmüş desinler..
Uzun olur gemilerin direği
Yanık olur anaların yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
Onun için açık gider gözlerim…
Ham meyveyi kopardılar dalımdan
Beni ayırdılar nazlı yarimden
Eğer yarim tutmaz isen salımdan
Onun için açık gider gözlerim…
Benim yarim yaylalarda oturur
Ak ellerin soğuk suya batırır
Demedim mi nazlı yarim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.
Yozgat Türküsü
Sözgelimi:
Aliş
Aliş’imin kaşları kare
Sen açtın sineme yare
Bulamadım derdime çare.
Görmedin mi ah
Civan Aliş’imi Tuna boyunda…
Evleri var hane, hane
Benleri var dane, dane
Saramadım kane,kane.
Görmedin mi ah
Civan Aliş’imi Tuna boyunda…
Evleri var set başında
Benleri var sol kaşında
Yazık oldu genç yaşında.
Görmedin mi ah
Civan Aliş’mi Tuna boyunda. / Rumeli Türküsü